7 Ağustos 2009 Cuma

Güle Güle, Bahadır Akkuzu

"En fazla bir yıl sürer, yirminci asırlarda ölüm acısı" demiş şair. Yok, o kadar da sürmez artık. Bu maneviyat yoksunluğuyla, bir yıl bile mucize...

Bahadır Akkuzu vefat etmiş bu sabah. "Hay anasını ya..." diye başlayan cümleler kurmamak elde mi?

Şimdinin burnu beş, aklı on karış havada, cakasından geçilmeyen ama gözünün feri sönmüş, yüzünde nur kalmamış kimi sözde sanatçılarına inat, sıklıkla açıp dinlediğimiz dimdik, adam kere adam, insan kere insan isimlerden birisi daha, arkasından yazılacak onlarca güzel şeyle ama belki hepsinden önemlisi saygı dolu selamları da yanına alarak terk-i diyar etti.

Sahi, ne güzel güftedir, ne güzel bestedir Sakız Hanım ve Mahur Bey'i anlatan... Ne zaman duysam, aklıma Bahadır Akkuzu gelirdi, Barış Manço ile.
...
Evin satılacağı söylentileri başlayınca gittim.
İçeri girdiğimde eski bir koltuğun üstünde,
Boynu bükük bir kanun
Ve kanunun göğsüne yaslanmış mahsun kemençeyi gördüm
"Bizi rahatsız etmeyin" der gibiydiler.
Kıyamadım.
Uzaklaştım.

Hiç yorum yok: