Tenis etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Tenis etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
25 Aralık 2010 Cumartesi
Dünden Bugüne Steffi Graf
Önceleri, çocukluk kahramanlarımızdan Martina Navratilova'yı harcadığı için, sonrasında da hem bunun kini, hem de mazlumun yanındaki hallerimiz yüzünden kariyeri boyunca kanımızın ısınmadığı Steffi Graf'ın halleri... Bugünkünü biliyoruz. İşte yukarıda. Biz dünkülere bakalım. Onlar ise aşağıda. Buyurun efendim,
29 Ağustos 2010 Pazar
E Ben Gideyim Madem...
Arantxa Sánchez Vicario, Martina Navratilova'yı beklerken idman yapıyor. Alışılmışın dışında bir idman.
11 Mart 2010 Perşembe
Federer Kim Oluyor?
Değil Federer, gelmiş geçmiş bütün 1 numaralar bir araya toplansa, bu topu çıkaramazlar.
Japon anime yapımcıları olarak bir tek tenis sporunun anasını bellemediğiniz kalmıştı. Onu da böylelikle aradan çıkartmışsınız. Samimi tebriklerimin kabulünü arz ederim.
4 Mart 2010 Perşembe
Venüs Alayına Giderken...
İki kardeşten, sempatik olanın Venüs olduğu kesin.
Bu videoda karşısına dizilmiş Amerikan futbolu kıyafetlileri zıbartırken görüyoruz kendisini. Zaten bu avel gibi koşturup duran tiplerin sporuna curlingden daha bir ifrit oluyorum. İyi olmuş o yüzden. Yalnız maslahata gelen tenis topu da var ya, adamın feleğini şaşırtır vallahi.
Ha bir de TTNet tayfası, dns'e 4.2.2.1 yazarsa, YouTube falan güzel çalışıyor, bilgiye... Sayın başvekil giriyor, hakimiyet bila kayd-ü şart millette olduğuna göre, mensubu olarak biz de girelim, değil mi?
27 Ocak 2010 Çarşamba
Na Li Li Li Li
26 Ocak 2010 Salı
Anne ve Kız Arantxa
Jie Zheng Başgaaan
Turnuvanın canlı ve eksiksiz olarak izlediğim ilk maçı oldu, Jie Zheng-Maria Kirilenko mücadelesi.Her maçın başında kendimize bir taraf seçip onu tutmak, diğerini ise sürekli kınamak bir Türk tenissever adeti olduğundan ve Rus tenisçiler yüzünden ekranın sarıya kesmesinden gına geldiği için, bu maçlık Jie Zheng kaşkolunu taktım boynuma.
Teşbihte hata olmaz; kırk yılın başı tuttuğumuz inek sütten kesilmeyip, güvendiğimiz dağlara kar yağmayınca; Zheng de maçı 6-1 ve 6-3'lük setlerle 2-0 kazandı. Skor açık ara gözükmesine rağmen, müthiş keyifli bir karşılaşma oldu. Kadınların tenis müsabakalarına Williams sülalesi çöktü çökeli, üst düzey turnuvaların adında "final" olan kısımlarında, güzel rallilerden ziyade "Ya Allah" diye vurulan toplar görenler için, biraz nefes alma fırsatı doğuran maçlardan birini izledik böylelikle.
Sürekli sakatlıklarla boğuşmasına rağmen çok istikrarlı performans çizen, bir diğer Çinli tenisçi Na Li kadar iyi olmasa da Zheng'in bazı hususiyetlerine hayran kalmamak mümkün değil. Tenis standartlarına göre kısa denen 1.64 boyu, ayaklarının hızı sayesinde muazzam bir avantaja dönüşmüş. Senelerdir çiftlerde çıkardığı başarılı maçları sayesinde file önünde de oldukça tecrübe kazanmış. Nitekim bütün bunları Maria karşısında defalarca gösterdi ve bazı oyunlarda inadıyla kazandığı puanlar ile seyirciden büyük alkış topladı.
Zheng'in yarı finaldeki rakibi de kendisinden önce oynanan maçta Petrova'yı 7'de biten iki sette harcayan Henin oldu. O maçta mecburen Henin'i tutacağız. Zira diğer taraftan büyük olasılıkla Williams kardeşlerden birisi gelecek. Onlara ne kadar zor lokma çıkarsa, o kadar iyi... Gerçi Wimbledon yarı finalinden gelen hasılatı memleketindeki deprem mağdurlarına bağışlayacak kadar delikanlılık sergileyen Zheng de gelse olur. Şimdiden 400.000 $'ı cepte. Finale çıkarsa 1.050.000 $.
Bereket versin...
25 Ocak 2010 Pazartesi
Ten Rengi!
Venus Williams, ten rengiyle bire bir uyumlu iç çamaşır giyince Avusturalya Açık tribünlerinde şenlik hasıl olmuş. Kendisi de aşağıdaki açıklamayı yapmış vaziyete dair:"My dress for the Australian Open has been one of my best designs ever! It’s all about the slits and V-neck. I am wearing undershorts the same colour as my skin, so it gives the slits in my dress the full effect! This is completely my design. I just sketched it out. The whole idea is just about the illusion that I’m wearing a deep V-neck. Then the idea was to wear shorts that were like the same colour as my skin. It works very well, apparently. Anything I wear on the court probably you could wear 20 years from now"
Lan abla kardeş, ne pis insanlar çıktınız arkadaş siz. Hanım olun az, akıllı olun.
Geçen yıl bu zamanlar da, Alize Cornet nam Fransız hatunun bir elbise mevzusu çıkmıştı, yanlış anımsamıyorsam. Transparan gibi bir şey giymişti, 18 yaşında kız. Hey gidi Navratilova. Senin zamanında tenis vardı. Şimdi olay nelere döndü.
21 Ocak 2010 Perşembe
O Raket, Ananın...
Hakikaten senelerdir bunun geyiğini döndürüp, dururduk.
Hadi Wimbledon neyse, belli bir disiplini var. Bir nevi ordu karargahı gibi, otomatik olarak kendini çeki düzene getiriyor insan. Ama diğerleri; başta Roland Garros olmak üzere hepsinde bir çığırdan çıkma vardı, bilhassa son zamanlarda. Ne olmuş? Biraz da bizimkiler yapsın.
"Emniyet Nadal'ı bize teslim et"
"Federer'in köpeğine, şampiyon Nadal yazacağız"
"1, 2, 3 set yetmez, 4, 5, 6 olsun. Backhand, forehand, drop shot koysun, Djokoviç şampiyon olsun"
vs. vs.
İşin makarası bir yana, büyük medyası "Bizim seyirciler şöyle yaptı. Vallahi ele güne rezil olduk" diyen başka ülke var mıdır acaba? Ya da bizim medya kadar "Biz tertemiziz ama bunlar tam birer hayvan mirim" pozu atan? Sen tenis denen sporu sadece kadın oyuncuların götü başı gözüktüğünde ya da Türk seyirciler taşkınlık yaptığında hatırlayacaksın, ondan sonra da manşetlerden sayfalardan sportmenlik ve ahlak dersi vereceksin, öyle mi? Lan yıkılın, göz görmesin sıfatınızı!
18 Ocak 2010 Pazartesi
Herkes Haddini Bilecek
Sharapova nam zat, bir diğer aynı şekle sahip tenisçi Kournikova'nın padawanı gibi kort alemlerinde dolaşmaya devam ettiği müddetçe biz de rakiplerini tutmaya devam edeceğiz elbet. Sabahı köründe "Acaba hangi maç var?" diye mikrofonlarımız Avusturalya Açık tarafına yönelttiğimizde Sharapova-Kirilenko maçı vardı.
Spikerlerin defaten belirttiği üzere, bir final maçı heyecanında geçti mücadele. Sharapova yeşil ve tüllü Nike kıyafetiyle yine tenis oynamaktan ziyade podyuma çıkmaya gelmiş gibiydi. Bir de sayı kazandıkça o elbiseyle hareket çekmeler falan. Herkes akıllı olacak kardeşim.
Açtığımızda 1-0 Kirilenko yazıyordu tabela. Sharapova maçı 1-1'e getirdi. Üçüncü set ise 4-1, 4-2, 5-2, 5-3, 5-4 derken 6'yı Maria'ların Kirilenko'su buldu, "Game.. Set.. And match..." oldu. Ekran başında sevinçle söylendik:
Az önce de ev sahibesi Dokiç, Kleybanova'ya elendi. Gürbüz bir kadın olup, çıkmış Jelena. Maçtan sonra Kleybanova ile röportaj yapılırken, konuşanın Metin Milli olduğunu sanmamak elde değildi.
Helal Olsun Lan Size!
Roger Federer, Rafael Nadal, Novak Djokovic, Andy Roddick, Serena Williams, Kim Clijsters, Lleyton Hewitt ve Samantha Stosur, bir gösteri maçı yaptılar Haiti depremi için.Federer, Williams, Hewitt ve Stosur'dan müteşekkil kırmızı takım; Roddick, Nadal, Djokovic, Clijsters, ve sonradan katılan Bernard Tomic'in oynadığı mavi takımı 7-6 yendi.
Seyircilerin 10 $ karşılığında izlediği organizasyona, Sharapova da 10.000 $ bağışla katılmış. Diğer bağışlar ile birlikte yekunu 159.000 $ civarında tutan bir para toplanmış.
Başlık tekrarı. Helal olsun lan size!

9 Ekim 2009 Cuma
Hingis vs. Graf
Geçenlerde Flying Dutchman'ın yazdığı "Dans Yarışması" faciasından sonra kendisiyle olan diplomatik ilişkilerimi maslahatgüzarlık seviyesine indirmeye karar verdiğim Martina Hingis'in çocukluk resminin yanına Graf'ınkini de ekleyerek, ezeli rekabetin taraflarını velet halleriyle görelim dedim.Cihanbeyli Ovası'ndan hallice alın nahiyesi, iki dudak arasında karadan ulaşım hizmeti veren ön dişleri ve "Büyüyünce var ya, anasını s...cem tenis alemlerinin" bakışlarıyla tipik bir 80'ler çocuğu olan Hingis'in yanında, 1969 çıkışlı Graf pek bir melaike duruyor. Halbuki o ne Damien Omen'dir o!
Şampiyonların Çocukluğu
Başlığa bakınca, sanki çok acayip örnekler, alt alta dizecekmişiz gibi oldu ama konumuz basit.Sol başta Justine Henin.
Sağ başta Kim Clijters.
Ortadaki kamiller kimdir, bilemiyoruz.
Dondurmalar da şekilmiş, çift külahlı falan.
"O kurnadan bu kurnaya çirkef sıçramış" tadında yaşanan "Sıralamada 1 numara kim olmalı" tartışmalarının üzerinden çok geçmeden, Kimmeryalı Serena Williams, listenin ilk sırasına oturmayı garantiledi.
Çin'de düzenlenen WTA turnuvasında Safina gidip, Zhang'a yenilince "Sıralamadaki yeni yerini bir de şampiyonlukla taçlandırır bu azman" deniyordu ama onun da hakkından, bir tur sonra, Petrova geldi.
"Nasıl bir ve iki numara lan bunlar?" demekten kendimizi alamıyoruz ve yeni sezonda resimdekileri beklerken haykırıyoruz.
"Kim koyarsa koysun, Allah razı olsun, Williams'a koyana, canım feda olsun, canım feda olsun. Ooooo ooooo."
23 Eylül 2009 Çarşamba
Geri Döndü!
Bir ay kadar önce "Juju Döner mi?" diye sormuştuk. Memleket televizyonlarından birine verdiği röportajda müjdeli haberi kamuoyuna arz etmiş kendisi. Önümüzdeki sene Avusturalya Açık Tenis Turnuvası ile geri döneceğini söylemiş."Hayatında bir Grand Slam kazanmış kadın, azmanların ikisini de tokatlayıp, kupa kaldırdı. Benim neyim eksik lan" diye düşünmüş olması muhtemel eski şampiyonu selamlıyoruz. Tokat manyağı yap Williams'ları Juju!
18 Eylül 2009 Cuma
Hem Anne, Hem Şampiyon
16 Eylül 2009 Çarşamba
İsyanım Var Ulan!
Serena'nın Amerika Açık'ta çıkardığı mevzuun yankıları devam ederken, bizim memlekette de Bursaspor'un hanım hanımcık (!) taraftarlarının kavgasını izledik geçende.Tenis ekseninden fazla uzaklaşmayacak olursak, yukarıdaki resimde Joe Mc Enroe'un sinirini kameradan çıkardığı bir 1985 hatırasının resmi var.
Bir başka spor dalı için, şurada ise 22 Temmuz 2008'de, Detroit Shock-Los Angeles Sparks maçında Candace Parker ve Planette Pierson arasında başlayıp, sonrasında coşan kavganın görüntüleri...
Serena özelinde, sportif müsabakalarda kadınların çıkardığı olaylara bakış açısıyla ilgili, New York Times şu yorumu yapmış:
Boys will be boys, girls will be girls and competitive athletes will be competitive athletes.
McEnroe’s youthful intemperance is celebrated in series of entertaining commercials; Connors’s intensity is heralded as a symbol of competitive fire. Who knows how Serena’s outburst at the 2009 United States Open will be remembered in 20 years. It will probably depend on how many more Grand Slam titles she wins and how she conducts herself in pursuit of them.
There is no room for a gender-based double standard. There is one code of conduct: civility in victory and graciousness in defeat."
14 Eylül 2009 Pazartesi
Amerika Açık : Aile Saadeti
Sen Gelme Ulan... Ayı!
Şu satırları yazarken, henüz daha turnuva şampiyonunu bilmiyorum. Burada bir Rus kanalı banttan verecekmiş final maçını. Onu izleyinceye kadar haberini almayı düşünmüyorum. Heyecanı kaçmasın olayın.Lakin bu turnuvanın finalden önemli bir olayı var ki o da Clijters'in finale gelirken, iki Serena kardeşi de harcaması. Son 16'da Venus'u, yarı finalde de Serena'yı pataklayıp öyle geldi son maça.
Clijters'i sevmem, hiç bir zaman Martina'lar ve Seles gibi sempati duyduğum bir tenisçi olmadı ama Kimmeryalı Serena ve görece kibar olmasına rağmen aynı derecede kalas Venus'ten başka bir kadın tenisçinin turnuvaları domine etmesi keyif verici. Bunu yaparken uzun bir ara verip, dönmüş olması da cabası.
Serena, yarı final maçında, yine alabildiğine çirkinleşti. Detayları Flying Dutchman'ın ilgili yazısında mevcut. Uzun uzadıya yazmaya gerek de yok aslında. Ben bu Serena isimli "şeyi" ne zaman görsem aklıma iki tane isim geliyor. Bir tanesi Fantastic Four'un Ben Grimm'i, diğeri de rahmetli Kemal Sunal. Kibar Feyzo'daki sahne sayesinde...
- Sen.
- Ben.
- Sen.
- Ben.
- Sen.
- Ula ben?
- Sen.
- Ben.
- Sen.
- Ben.
- Sen.
- E been?
- ...
- Sen gelme ulan, ayı!
7 Eylül 2009 Pazartesi
Shvedova Çok Pis Koyar
Gerçi akabinde elendi ama internetsiz geçen haftasonunda yazamadığımız için borcumuz birikti kendisine. Rus asıllı Kazak tenisçi Yaroslava Shvedova (Ярослава Вячеславовна Шведова) Amerika Açık'ta Jelena Jankoviç'e kilitledi.Shvedova, çok pis koyar.
Unutulmaz kolay kolay.
Maçtan sonra Jankoviç'in demeci de manidar.
"When you play with such players, they play totally different tennis. They serve 120 miles per hour, hit every ball and not think about anything. They play freely, because they simply have nothing to lose, as was the case with Shvedova"
Ağlama lan...
3 Eylül 2009 Perşembe
Twitter'da Akıllı Olun!
Sezonun son grand slam turnuvasının yetkilileri böyle demiş tenisçilere.Ecnebi alemlerde "celebrity" olarak tanımlanan meşhur topluluğunun ve medya alemi gibi "yazdığı / söylediği okunan mütefekkirlerin" takibi enteresan olan kullanımı dışında ne sike derman olduğunu (kaba oldu biraz) anlamadığım Twitter denen bu yeni modaya çok da ısındığım söylenemez ama bu organizasyon yetkililerininki de denyoluğun zirvesine bayrak dikmek olmuş.
Bayrakta şunlar yazıyor:
“Many of you will have Twitter accounts in order for your fans to follow you and to become more engaged in you and the sport—and this is great,” the notices read. “However popular it is, it is important to warn you of some of the dangers posted by Twittering as it relates to the Tennis Anti-Corruption Program Rules.”
Tabii hemen akabinde ortam ince bir söz düellosuna kesilmiş. Oyunculardan Andy Roddick oldukça sert çıkmış:
”It’s lame the US Open is trying to regulate our tweeting.. I understand the on-court issue but not sure they can tell us if we can’t do it on our own time … We’ll see. I definitely respect the rule about inside info and on the court, but you would seriously have to be a moron to send ‘inside info’ through a tweet.”
Roddick'in hemen peşinden, turnuva sözcüsü Chris Widmaier "O kurnadan bu kurnaya, çirkef sıçramış" diyerek söze atılmış ve:
“We agree with Mr. Roddick that it would be ‘moronic’ to provide what might be construed as insider information. However, in the age of new media, it is imperative to ensure the absolute integrity of the game.” demiş.
"Spora kumarın karıştırılmaması için elden geleni yapmak" çabasıyla açıklanan bu uygulamanın iler tutar tarafı yok gibi gözüküyor. Tutup da oyuncuların kendilerine, hocalarına, menajerlerine, ailelerine ve turnuvanın bütün görevlilerine bunu dikte ederek ne engellenecek? Twitter'a girmeleri. E bu internet denen dalga sadece Twitter'dan mı ibaret? Diyelim ki bu sms tadındaki blog olayı bir anda farklı sitelere yayıldı. Hepsini mi engellemeye kalkacaksınız? Yoksa tenis organizasyonunun içerisine Zahid Akman mı sızdı lan?
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



















