14 Eylül 2009 Pazartesi

Sen Gelme Ulan... Ayı!

Şu satırları yazarken, henüz daha turnuva şampiyonunu bilmiyorum. Burada bir Rus kanalı banttan verecekmiş final maçını. Onu izleyinceye kadar haberini almayı düşünmüyorum. Heyecanı kaçmasın olayın.

Lakin bu turnuvanın finalden önemli bir olayı var ki o da Clijters'in finale gelirken, iki Serena kardeşi de harcaması. Son 16'da Venus'u, yarı finalde de Serena'yı pataklayıp öyle geldi son maça.

Clijters'i sevmem, hiç bir zaman Martina'lar ve Seles gibi sempati duyduğum bir tenisçi olmadı ama Kimmeryalı Serena ve görece kibar olmasına rağmen aynı derecede kalas Venus'ten başka bir kadın tenisçinin turnuvaları domine etmesi keyif verici. Bunu yaparken uzun bir ara verip, dönmüş olması da cabası.

Serena, yarı final maçında, yine alabildiğine çirkinleşti. Detayları Flying Dutchman'ın ilgili yazısında mevcut. Uzun uzadıya yazmaya gerek de yok aslında. Ben bu Serena isimli "şeyi" ne zaman görsem aklıma iki tane isim geliyor. Bir tanesi Fantastic Four'un Ben Grimm'i, diğeri de rahmetli Kemal Sunal. Kibar Feyzo'daki sahne sayesinde...

- Sen.
- Ben.
- Sen.
- Ben.
- Sen.
- Ula ben?
- Sen.
- Ben.
- Sen.
- Ben.
- Sen.
- E been?
- ...
- Sen gelme ulan, ayı!


1 yorum:

PVH dedi ki...

Zaten o popoyla boyle basarilar kazanmasinda var bir numara ama dur bakalim. O kadar antreman yapiyorsun, gunde yarim saat de popoyu eritmeye calis bari mubarek.