24 Eylül 2009 Perşembe

Demokraside Bodyguard Açılımı

Taha Akyol'un bugünkü yazısı şu şekilde bitiyordu.
"Konulara ilişkin olarak asgari düzeyde bilgi sahibi olmadan hamasi milliyetçilik, hamasi Atatürkçülük, hamasi İslamcılık veya hamasi solculuk yapmak çok heyecan vericidir, coşturur, ağlatır, bağırtır, hatta eylem yaptırır...
Ama akıl ve bilgiden uzaklaştığı oranda zarar verir!
Her fikrin iyisi makul ve bilgili olanıdır."


Geçmişinde, siyasi kariyerini öfkeyle kalkmalara bağlayarak, zararla oturan sayısız politik şahsiyet bulunduran Türkiye gibi bir ülkede, bu mantıksal yaklaşımın hakim olması, tavşan bokluğu kıvamında bir orta yolcu olmaya değil, sağlıklı bir sürecin ilerlemesine neden olur. Fakat bunu tatbik edip, kitlelere anlatarak, ortamı "Siz hainsiniz. Hayır, siz daha hainsiniz" geriliminden kurtarması gereken, siyaset insanlarının halini gördükçe bunun imkansızlığı da anlaşılıyor.

Belki şimdiki olayın bu sağduyu ve itidal yoksunluğu ile alakası yok ama siyasilerin olayın özünden ziyade şekliyle ilgilenmeye teşne olduklarını göstermesi bakımından önemli bir örnek.

Edibe Sözen nam mebus hanımefendi, yaptığı yazılı açıklamada "Kevin Costner'ın demokratik açılımı can-ı gönülden desteklediğini ve kendisini Ekim ayındaki AKP kongresine çağırdıklarını" söylemiş. Maalesef, programı dolu olduğundan bu davete icabet edemeyecekmiş ama sonrasında Türkiye'ye geldiğinde, açılıma dair net mesajlar içeren bir konuşma yapacakmış. Haberi de şurada.

Benim şu kaz kafamın öncelikli olarak basmadığı şey; yalnızca Kevin Costner'ın AKP kongresinde değil, herhangi bir Hollywood yıldızının, herhangi bir parti kongresinde ne işi olduğu ve sünnet düğününe şarkıcı çağırırmış gibi, kongreye celebrity çağırmanın düşünsel anlamda bu ülkeye veya sürece yararının ne olabileceği? Ama ondan da önemlisi bir şey var (!) Acaba gelirken Whitney'i alacak mı yanına Kevin? Her kuş bitti, bir leylek kaldı.

Hiç yorum yok: