31 Mayıs 2008 Cumartesi

Bizi Siz Delirttiniz

Sabah sIkIntili uyandim (uyudum mu ki) ama mesaiye baslamadan once internetin basina gectigim 15-20 dakikalik surede okuduklarimdan midemin bu kadar bulanabilecegini birisi bana onceden soylese gun boyu elimi surmez, sadece muzik dinlerdim.

Emre Belozoglu Fenerbahce'de. Bu rezilligi de gorduk sonunda.

Kimse‚ sporculardan ve yoneticilerden kurulus yillarinin adanmisligini beklemiyor. Kulup binasi yanarken pijamalariyla icerideki hatiralari kurtarmaya dalan kaptanlar‚ Istanbul´un en varlikli ailelerinden oldugu halde yazlari kulupte kalarak kulubu silip supuren idareciler‚ kulubun suyu borcundan dolayi kapanacak diye colugunun cocugunun rizkini kulubun su parasina veren oyuncular‚ kulup zorda diye sahip oldugu hanin odalarini bir bir satip sonunda emekli maasiyla kalacak kadar seven yoneticiler yok artik.

Ama...

Fenerbahce‚ sadece kazandigi kupalarla taraftarini memnun etmek ile gorevli bir kulup degil. Benim nazarimda Fenerbahce‚ yaptigi her seyle yukarida saydigim insanlarin ruhlarini da sad etmeli. Fenerbahce defaten kapanmaktan‚ yokluklar icerisinde erimekten kurtulduysa bu sevgi ve adanmislik sayesinde kurtuldu. Simdi, gunumuz gerekleri diye bir aldanmisligin pesinden gidip de butun bu degerleri bir kez daha sularda bogmanin bize kaybettireceklerini gormek bu kadar zor mu?

Bu sporcunun saha icerisinde‚ oynadigi takimin tribunlerini de zaman zaman dahil ederek yaptiklarini unutmak bu kadar kolay mi olmali? Her firsatta hakliligindan dem vurdugumuz meshur ve muteber sporcu ozelliklerinden ´ahlak´i bize karsi sergilemek bir yana dursun‚ Fenerbahce dendiginde kufurden baska cumle kurmayan bir adami Fenerbahce´de gormek hic ic acitmayacak mi?

Hangimiz sirketimizde ya da evimizde‚ kendimize / ailemize agiz dolusu kufur etmis birisini gonul rahatligiyla agirlayabilir‚ onunla tesrik-i mesaide bulunabiliriz? El cevap: Ancak midesiz olanlarimiz.

Yaziklar olsun. Fenerbahcelilik degerleriyle, butun maneviyatimizla oynadiginiz yeter artik.

Cem Karaca'nin dedigi gibi:
Bizi siz delirttiniz.
Evet, evet.
Siz, siz.

29 Mayıs 2008 Perşembe

Geldik, Buradayiz

Iki seneligine mukim bulunacagimiz Almaty`deyiz su an itibariyle. Az uz gitmedik ama dere tepe duz gittik ve 5.5 saatte, 4000 kusur km. uzaktaki Orta Asya'ya geldik.

Sosyalist duzenden miras kaldigini tahmin ettigim, inanilmaz derecede duz seyreden ve zorunlu olmadikca zayif bir virajla bile karsilasilmayan caddelerden gectikten sonra ulastigimiz santiyeden etrafa baktigimda ilk olarak daglari gordum. Goruntu, Malatya gunlerimden tanidik ama cok yabanci geldiler. 41 derece hava sicakligi ve zirvede karlar. Enteresan…

5.5 ayda bir 15 gun izin yapacagim ve o `15 gunler`de buradaki tuhafliklarin (sana tuhaf birader) etkisinden kurtulmaya calisacagim ama Istanbul'a ve oraya dair herseye (en cok da O'na) bu kadar uzak olmaya nasil ve ne sekilde katlanacagima dair en ufak bir fikrim yok. Hos, fikir sahibi olmasa da zikir sahibi olabiliyor insan bu tip `ozlem` konularinda, zira ozleyeceklerime (en cok da O'na) kavusmak ve geri dondugumde hayata daha saglam tutunmak icin bu kadar uzaga geldim. Bulutsuzluk Ozlemi’nin de dedigi gibi: Ekmek Aslanin Agzinda…

Simdilik bu kadar. Almaty’de ilk gece ve 2'ye geliyor saat. Ne daha fazla derine inecek ne de uyuyacak halim var. Dagi seyrederek, muzik dinleyecegim. Tek sarki var player'da. 'Hemen tribe girmissin' diyeceksiniz ama dile kolay, gel de girme. Memleketten bu kadar uzakta, rahmetli Cem Karaca’dan baska sarki dinlenmez. Hele son dortluk…

Herkes hakkini helal etsin. `Gidip de donmemek, donup de bulmamak` konusuna girmiyorum. Yuregim kaldirmaz cunku bu ihtimalleri. En cok da “O” mevzu bahis oldugu zaman...

Gonca gonca gullerini
Derem dedim deremedim
Yollar uzak sana haber
Edem dedim edemedim

Halay halay Cektim seni
Agit agit aglarim
Felek gurbet dedi vurdu
Yolu gurbete yazarim

Asri gurbet kesti atti
Sana gelen yollarimi
Gayri ben kimlere desem
Care bulmaz hallarimi