Muhtelif Sanat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Muhtelif Sanat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Ekim 2010 Perşembe

Münir Özkul'a Sevgi Duruşu


Hangi birisini söylesek kafi gelmez.

Mahalle köşelerinde "Ulan bir de şey vardı ya..." deyip, peşine bin beş yüz kez izlediğimiz filmlerinin, en komik sahnelerini anlatarak büyümüş bir nesiliz.

Biz gitmeyeceğiz de kim gidecek ustanın yanına!

Moskova'dan sevgiler Mahmut Hocam...

12 Ağustos 2010 Perşembe

O Şişe Ananın...



Bombeli atmış bir de sallayan... Helal olsun, güzel bileği varmış.

Yıllar önce Kartalspor'un sezon açılışında FC Hatta ile oynadığı maç geldi aklıma. Kapalı tribünde meşaleler yanınca ben de elimdeki pet şişeyi fırlatmıştım.

Anons, hakemlerin orta sahada toplanması falan derken...

Açılış maçı lan bu!

Yalnız Hatta takımının bir kaleci çalıştırma yöntemi vardı. Zarar ziyan... İstop oynuyorlardı. Hem kaleci antrenörü, hem malzemeci, hem de kameraman olan topluca ağabey havaya dikiyor. Kaleci de yakalıyor. Gören de kendi liglerinde Tsubasa ve tayfası oynuyor sanırdı. Hani o üç dakikalık topa kafa vurma sahneleri...

14 Temmuz 2010 Çarşamba

Body Worlds'e Bir İki...

Gittik, ceset gördük geldik. Serginin özeti bu.

Tophane'de kocaman bir alanda muhtelif organların ve merhum şahısların sergilendiği Body Worlds, bu işin meraklıları için muhteşem bir yer. Hamile aday adayı kadınlardan tutun da, "Vücutta neler oluyor lan" diyen amatörlere kadar herkesin saatlerini geçirebileceği bir sergi.

Nispeten sakin bir günde ve saatte gitsek, belki biz de fazlaca vakit geçirebilirdik ama cumartesi öğlen vaktinde her malzemenin başında 5-10 kişi olunca hemen her şeyi teğet geçip, 20 dakikada falan turu bitirdik. Sonrasında bir yerde oturalım diyerek, Tophane, Karaköy, Galata, Eminönü istikametinden Taksim'e çıkıp, Çiçek Pasajı'na çöktük. Önce ceset turlayıp, sonra rakı, beyaz peynir, kavun yani. Enteresan bir hafta sonu oldu.

Sergi çıkışına bir de defter koymuşlar, ziyaretçilerin yazması için. Biz de yazdık; "Body Worlds sergisinin her tarafta takdir olmuş bulunan asarı mesaisini işitmiş..." şeklinde devam eden bir kaç cümle.

Bir de Gunther von Hagens adındaki sergi sahibinin kocaman resimleri vardı çıkışta. Uyanamadım önce, Barad-Dur'a sordum, "Kim lan bu? Aynı Ciguli'ye benziyor" diye. Herif gülünce neyse de normal haliyle korku filminden fırlamış gibi. Kesse kesse bu keser zaten zürafayı falan. Evet, sergide yukarıdaki at ile kocaman bir zürafa var. Sırf onların başında geçirdik içerideki zamanı zaten. Uzun lafın kısası, değer mi? Değer sanki.

7 Temmuz 2010 Çarşamba

Body Worlds

Merhumları almışlar, mumyalamışlar, sıraya dizmişler. Biz de Cumartesi günü, güneşin alnında sanatsal etkinlik yapıp, sergiye gideceğiz.

Yaklaşık bir ay önce Selahattin Duman uzun uzun yazmıştı gittiğini ve gördüklerini. Ondan daha iyi yazamayacağımıza ve yazan başkası olamayacağına göre buradan buyuralım.

Pazar günü kültür ve sanat etkinliği gezisi

Orijinal Vücut Dünyası Sergisi’nin öğrettikleri..

Empresyonist ressamlara şok! Böyle bir akım yok!

28 Haziran 2010 Pazartesi

Başka Bir Vader Mümkün!



Popüler kültür ikonlarının, üzerlerinde oynanmış hallerinin, Star Wars payına düşen imgelemleri!

Nicedir şu "imgelem" kelimesini kullanmak istiyordum; bugüne nasipmiş.

Diğerleri de şuralarda!

Adidas N'Oluyo?

"The Girls Of Adicup" diye bir reklam serisi peydah olmuş ortama. Bir tanesi yukarıda, başka başka birkaç taneyi de şurada bulabilirsiniz.

1 Mart 2010 Pazartesi

Pop Kültür Delisi

Pop kültür, paldır küldür yaşanan, iz bırakmayan, sağdan da soldan da baksan bir boka benzemeyen bir hadise. Lakin bizim memlekette, şartlar yüzünden olsa gerek, bir tuhaf yaşanıyor pop kültür. Temsilcilere baktığımız zaman "Hem ahlaklıyım, hem bilgiliyim, hem de sektörümün hakkını veririm" tavırları var bizde. Diğer tarafta ise "Kimseye bu pozları atmama gerek yok. Normalde dilimden ne çıkıyorsa, aleme de oyum" diyen yabancılar var.

Bunların en yenilerden biri Lady Gaga, çift cinsiyetli olduğuna dair çıkan dedikodulara aşağıdaki cevabı vermiş sonunda. Bizim yaşamı başka-pozları başka tiplere bakınca, insanın içinden bu manyağı takdir etmek geliyor.

"I want to wear a dick strapped to my vagina. We all know one of the biggest talking points of the year was that I have a dick, so why not give them what they want? I want to comment on that in a beautiful, artistic way. How I wanna show it. And I want to call this piece Lady Gaga Dies Hard. It'd be a real fucking story, right? Come on, come see me try to persuade everyone to let me wear a penis."

15 Ocak 2010 Cuma

Yekta Kopan ile Fil Uçuşu

"Türkiye'de seslendirme" deyince akla bir sürü isim gelir ama herhalde ilk ikide Müşfik Kenter ve Yekta Kopan vardır, demirbaş gibi, ötesi gibi. Gerçi bu iki ismi de "sadece" seslendirme ile anmak ayıbın katmerlisi olur. On parmakta yirmi marifetle arz-ı endam ediyorlar senelerdir.

Yirmi birinci marifet olarak Yekta Kopan'ın blogu geldi bir süre önce:

Neylerse güzel eyler abilerden olduğu için takip listesine eklemek farz.

Bir de nedendir bilmem ama hep Fenerli gibi gelmiştir bana Yekta Kopan. Değilse hakikaten üzülürüm.

11 Ocak 2010 Pazartesi

Her Kuş Tamam, Sıra Leylekte

Neredeyse 65 yaşına geldi, hala Rambo derdinde. Beşinci bölümü çekeceğine dair söylentiler var ama leylek meselesi başka.

Sylvester Stallone da Cumhuriyet tarihimizin mümtaz şahsiyetlerinden Netekim Paşa'mız gibi resme merak salmış meğer. Yaptığı tablolar geçenlerde 90.000 $'a alıcı bile bulmuş.

Bu resim hakikaten adı üzerinde "güzel" bir sanat. Yaş kemali hafif geçti mi, biraz ünlüysen yap resmi kaktır sağa sola. Ne geçim derdi, ne bir şey. Gerçi ben sanattan anlamam, muhakkak derin anlamlar içeriyordur, mesela yukarıdaki resim. Sanatsal manada odun olmak kötü bir şey. Bunca para eden şeyden bile çakmıyorum.

Bir ara ressam büyüğünü ziyarete Marmaris'e gel Sly. Askerlik anılarınızı anlatırsınız birbirinize... "Netekim Sly, çok kan dökülüyordu memlekette. El koyduk bizde. Siz Vietman'da kime koydunuz?"

6 Ocak 2010 Çarşamba

Acıktık, Susadık, Çişimiz Geldi

Otobüsle uzun deplasman yolculuklarının favori yakarışının ikinci kısmından mustarip bir kedigil.

Show Ana Haber Bülteni hayvanlar anı gereksizliğinde gözükse de ilginç kare lan!

Flickr

30 Aralık 2009 Çarşamba

Sürreal ve Muasır Medeniyet

Geçenlerde bizim memlekette birileri, bir kadının göbeğinden suşi falan yedi. Akabinde başkaları olayı kebap porsiyona çevirdiler, bir şeyler oldu. Detayını okumamıştım, başlıklardan tiksinip. Büyük Türk düşünürü Serdar Ortaç da zeytin falan yemişti. Kadına şarküteri muamelesi.. Neyse...

Sağı solu kurcalarken bu çıktı karşıma. Rahmetli Salvador Dali abimiz, 1940'ların sonunda olayı kültür-sanata vurmuş, çalışma masası yapmış ablanın tekini. Bir diğeri de arkada heykel-aranjman vaziyetinde. Sürreal dedin mi senden başkasını tanımam, bıyık Dali.

Muasır medeniyet seviyesi bu değildir tabii ama bizimki hiç değildir be kardeşim!

29 Aralık 2009 Salı

Japonya & İstiklal Marşı

Banu Güven, geçen günkü yazısında yer vermiş bu güzel olaya.

Pangea Day organizasyonunun "Ever try singing another country's national anthem?" sloganıyla duyurduğu videoların içerisinde bir Japon topluluğun performans sergilediği Türk Milli Marşı da var.

Linki ise şurada.

Marina'nın okuduğu marşa diyecek fazla bir şeyim yok. Onun canı sağ olsun kafi... Keşke içtenlik ve mecburiyetten doğan içtenlik arasındaki çizgi bu kadar ince olmasaydı memlekette.

Lakin bu yukarıdaki şekilde söylenen İstiklal Marşı da bir başka güzel olmuş. Japonya deyince iş ahlakı, iş ahlakı deyince de Reşat Çiğiltepe geldi aklıma bir anda.