9 Ağustos 2009 Pazar

Tarihi Harcamak

"Kumral Ada Mavi Tuna"nın yazarı Buket Uzuner, NTV'deki programda "Aslında tarih kitapları kalksa düşmanlık da kalkacak" demiş. Programı izleyemediğim için bu mu doğru, yoksa haber başlığındaki "Tarih dersleri kalkmalı" cümlesi mi doğru, bilemiyorum. Belki Buket Uzuner ikisinin birden kalkmasından yanadır. Ve bir cümle daha var, dikkat çekici olan; "Sınırlar zaten insanların uydurdukları bir şey" demiş kendisi.

Değil insanlar, bitkiler bile, yapabileseler, kendilerine bir sınır çizerlerdi. Ulus devletler, bağlı rejimler, insan doğası vs. gibi şeyler üzerinde sonsuza kadar tartışılabilecek konular da olsa "Sınırsız Bir Dünya" sadece ütopyadan ibaret olacağı için sınır mevzuuna hiç girmeyelim.

Fakat tarihin okutulması ile ilgili olmasa bile, okutulma şekline dair bir sorun olduğu muhakkak. Müfredatın ezbere yönelik olmasının, öğrencilere hiç bir artı katmaması bir yana, onları (sosyal dalların içerisinde muhakeme yeteneğini geliştirmeye en fazla katkısı olan ders durumundaki) tarihten alenen soğuttuğu da bir gerçek.

Osmanlı'nın altı yüz küsur senelik geçmişi ve ondan öncesi, yalnızca belli tarihlerden ve bu tarihlerin üzerinde yer verilen basmakalıp metinlerden ibaret okullarımızda. Anlat Malazgirt, anlat Sırp Sındığı, anlat Ankara Savaşı, anlat Fetih, anlat Kanuni, anlat Lale Devri. Bitti... Keza Cumhuriyet tarihinde, yani yakın tarihte ise dillendirilmeyen onlarca nokta var. Savaştık, kurulduk. Daha ne? Öğrencileri meraka sevk edecek, onlara "Ulan neler olmuş be kardeşim? Bir kurcalayalım bakalım" dedirtecek en küçük bir şey yok.

Buket Uzuner'in iyi niyetinden şüphe edilemez tabii ki ama tarih bilgisine ve bilincine sahip olmayan toplumların değerlerine sahip çıkamayacağını da (bir yazar olarak) kendisinin gayet iyi bilmesi gerekir. Çünkü edebiyat tarihi olsun, sanat tarihi olsun, falan tarihi, fişmekan tarihi olsun; bunların hiç biri, siyasi ve coğrafi tarihten bağımsız değişmez, gelişmez.

Elbette "Meydan-ı gaza aşk ile tekbirler alsın. Titretsin yine ruy-i zemin arş-ı semayı" diye savaşlara çağrı yapılmasın ama bunun için "Tarih kitaplarını silip atalım, tarih derslerini kaldıralım" çığırtkanlığı da toplumun en akil bilinen insanlarınca yapılmasın.

Ciddiyet bir yana; tarihi bir kalemde harcamak demek, Dünya'nın en talihsiz maarif müfettişi Hüseyin Şevki Topuz'u mezarda ters çevirmek anlamına gelir.
"Çocuğum, karıştırıyorsun. Roma'yı yakan Hz. Şaban'dır. İlk halife İmparator Neron, yani Padişah Neron Roma'da, Hz. Şaban'la beraber, ananı, günde 1453 kere kanunen..."

2 yorum:

Adsız dedi ki...

"Tarihsiz bir toplum hiçtir"demişsin.Bunun tersi tarihli bir toplum "hiç değildir" ya da "bir şeydir" olur.Tamam,peki nasıl bir şeydir?Hiç şüphesiz,toplumu bir araya getiren değerlerin bakış açısından görülen bir tarih ve toplum anlayışıdır.Mustafa Kemal Kurtuluş Svaşı'nı kazanamasaydı,şu an M.Kemal hakkında neler düşünürdük? Ya da Hitler Sovyetler'i yenebilip Avrupa'ya egemen olsa,şu an insanlığa aynı şekilde bakabilirmiydik.Hitler'in kurmak istediği düzen şüphesiz şimdikinden farklıydı.Düzenin devamlılığı için de tarih gibi mitler,kahramanlıklar gibi bir takım "tutunum araçları" gerekli.Her iktidar ve düzeni kuran organizasyon bunu bir şekilde yapar/yapmak zorundadır da..

Çanakkale şüphesiz önemli bir savaştır.Ama her sene Çanakkale'nin anılması ve açıkçası her sene aynı şekilde anılması gibi öğeler,bu olgunun iktidar tarafından yeniden ve yeniden vurgulanıp,her törende tekrar inşa edilmesidir.

Buket Uzuner sanırım bu noktaları kesen bir yorum yapmaya çalışmış.Her kahramanlık/mit şüphesiz birine/birşeye "karşı"dır.(proleter vs burjuva,Kürşat vs Çin İmparatoru )İşte bu karşılık yaratılmasa dünya daha iyi olabilirdi demek istemiş sanırım.

eloi1899 dedi ki...

bu tarih denen şey başa dert. sürekli değişiyor. dansöz gibi geçmişimiz var, neye öğrensek bir sene sonra yanlış çıkıyor.