25 Ağustos 2009 Salı

Okul Yıkmak

Bu resim "Zeynep Mutlu Vakfı Kemer Okulları"nın resmi. Daha doğrusu bir zamanlar okul olan bir yıkıntının. Okulların başlamasına bir aydan az bir zaman kala, Belediye ekipleri tarafından yıkılmış bir okulumuz da oldu böylelikle. Acaba okulun içindekileri de itlaf etmeyi geçirmiş midir akıllarından Belediye yetkilileri? Şükür, içeride öğrenci yokmuş. Belli mi olur?

Radikal Gazetesi'ndeki haberde bir takım detaylar var. Bunlardan insanın içini en çok acıtanı "Baba, okulum nerede?" diye soran küçük çocuk. "İşin içerisine ajitasyon, duygu sömürüsü vb. etkenleri katmadan ciddi ciddi sorulması gereken sorular var" demeyi çok isterdim ama neresinden bakılırsa bakılsın, bu derece hain bir eylemin sonucuna üzülmemek elde değil. Olayın kendisi duygusuzluk, vicdansızlık.

Selahattin Duman köşesinde bir yazıyla durumu anlatmış. Akabinde okulun internet sitesindeki basın duyurusunu okuyunca her şey daha da bir anlam kazanıyor. Bir an için o okulun orada kanunsuz olduğunu varsayalım. Hatta daha da ileri gidip, içerisinde kanunsuz işler döndüğünü iddia edelim. Yıkmak mıydı çözüm? Bunca öğrenciyi ayazda bırakmak mıydı? Direk "Yıkın gitsin a.... k......! Okul mu s........ burada?" fikri mi hakim oldu?

Biz de ilkokul okuduk. Üstelik üzerinden çok da uzun bir zaman geçti. Fakat hala, ne zaman Bostancı-Suadiye arasında bir tren geçişi yapsam bir selam sarkıtırım Mehmet Karamancı'ya. Plastik topla ilk golümü attığım duvara, sınıfça dizilip poz verdiğimiz yüksek merdivenlere. Bırak bu çocukların kendilerine yeni okul bulmaları sorununu bir tarafa, acaba "Okul Yıkımı" denen şeyin bundan sonraki hayatlarını nasıl etkileyeceği düşünüldü mü?

Neticede, yıkımı yaptıran ve buna göz yuman adamlardan adaletin tecellisini beklemek eşşekliğine kapılmamam gerekir, biliyorum ama benim merak ettiğim başka bir şey daha var. Acaba bu rezaletin üzerine medyada ne kadar gidilecek? Yoksa İstanbul'un göbeğindeki Atatürk Kütüphanesi'nin aylarca kapalı kalmasında olduğu gibi, bu mevzuda da yalnızca Selahattin Duman'ın kaleminden çıkan yazıları mı okuyacağız?

Kazakistan'da çalışmaya başlayalı bir yıldan fazla zaman oldu. Gelip, gidenlerin, şöyle bir uğrayanların bile "Amaaan, bizim ülkemiz gibisi var mı?" diyeceği raddede geri bir memleket olarak düşünülüyor burası ama bizdeki eğitim vicdansızlığı burada bile yok. Okul yıkana, göz yumana, unutana ve vicdanı rahat edene yazıklar olsun. Bir de açılım yapacaklarmış. Güldürmeyin insanı!

5 yorum:

tosun dedi ki...

Benim okudugum ilkokul da yikildi abi. Cavusoglu Koleji. Ahmet Cavusoglu'nun borclari, iflasi falan derken, okul once baskalarina satildi. Sonra oradan tasindi, sonra binasi yikildi, okulun yerine TownCenter diye gerizekali bir alisveris merkezi falan diktiler. Ama iste, nedense, o alisveris merkezi de pek tutmadi. Dukkanlar bir bir kapaniyor orada da.

Aklima gelmisken, Hido da bizim okuldan bilirsin belki. Zamaninda iflas oncesi Ahmet Cavusoglu, Hidayet'e gel okulu satin al kurtar, isim hakkini bile veririm sana demis. Hidayet de (o kadar varligina ragmen nedense) sicak bakmayinca olaya, iste olaylar gelisti. Ne zaman internette bu Hidayet ve simit tezgahi sacmaliklarini gorsem aklima gelir...

Canarino dedi ki...

Hidayet ile ilgili o hikayeyi ben de her gördüğümde "Fesuphanallah" çekiyordum ama üzerine bir de bunu öğrenmek iyice tamamladı hissiyatımı.

@ttention dedi ki...

peki ben gitsem ormanı kessem, dünyanın en modern okulunu yapsam, ruhsat, yok, arazi işgal, ağaçlar kesik... belediye gelip yıksa bu eğitime darbemidir? yoksa ülke insanına eğitimmidir? ha yıkan akepe olunca insan diyor ki "ulan ibneler her şeyiniz kanunsuz, bu okul mu götünüze battı, bu okulu imam hatip lisesi yapsaydı adamlar yıkarmıydınız?

Canarino dedi ki...

@ttention
Bunun Akp ile ya da başka bir siyasi parti ile uzak yakın alakası yok. Muktedir olan, senin dediğin her şeyi kanunsuz olan o okulu oraya diktirmez. Bir şekilde dikildikten sonra da yıkmaz. Başka bir faydalanma yolu bulur. Sorumluları cezalandırır, öğrencileri mağdur etmez.

Rain96 dedi ki...

Aslında yok edilen okul binaları değil, aydınlanmacı eğitimdi, kültürdü, çağdaşlıktı, yüzlerce çocuğun ve ailelerinin hayaliydi, anılarıydı.

Buna nasıl cesaret ettiler.

Kitabı “Oku!” kelimesiyle başlayan bir dinin mensupları, Ramazan gününde bu günahı işlemeyi nasıl göze aldılar.

“Bana bir kelime öğretenin 40 yıl kölesi olurum!” diyen peygambere de mi saygı duymadılar.

Hâlâ anlayabilmiş değilim.

Herhangi bir anlaşmazlık varsa bu, eğitime zarar vermeden çözülemez miydi?

El konulan bunca bankanın, gazetenin, televizyonun binaları mı yıkıldı?

Orada okul yerine bir cami olsaydı aynı şiddetle saldıracaklar mıydı?

Zülfü Livaneli

imzamı atarım, blog da aynen koydum. başka şey eklemeye gerek yok.