18 Ağustos 2009 Salı

Evlilik Yemini

Son yıllardaki bir takım örnekleri gördükten sonra; teknik, idari, sosyal bilimler vb. konularda olmadıkça, memleketimizde "seminer" denen şeyin bazen "Ne yapalım da en gereksizinden olsun?" diye düşünenlerce organize edildiğine inanmaya başlıyorum. Onlardan bir tanesine Küçükçekmece Belediyesi imza atmış örneğin.

"Nikahtan Önce Eğitim Semineri" adı altında bir projede, özel evlilik yeminleri ettiriliyormuş, habere göre. "Özel Yemin" nasıl oluyor acaba, diyerek baktığımız zaman bir sürü akla zarar cümle görüyoruz.

Tamam, "Toplumun en küçük birimi" olan çekirdek aileye taban oluşturan, geleceğin ebeveynlerini bilinçlendirmeye çalışmak, ne olursa olsun, güzel bir düşünce ama olaya da bu kadar sığ yaklaşmamak gerek. Okuyan insanlara "Bu semineri düzenleyen ve bu yemin metinlerini kaleme alan insan(lar) evlilikten ne anlıyor acaba?" diye sorduran ve hemen akabinde "Yok ulan bu kadar da olmaz. Ya kafa buluyorlar insanlarla ya da bizzat kendileri kafayı bulmuşlar. Narkotikten mal sızması var seminer ekibine herhalde" dedirten sözler şöyle.

Damat Sözleri:
Futbol maçlarını seni sıkacak kadar izlemeyeceğime,
Televizyon kumandasını arada bir sana vereceğime,
Fazla mesai bahanesiyle arkadaşlara uymayacağıma,
Kayınvalidemin ev ziyaretlerinden rahatsız olmayacağıma,
Özel gün ve haftalarımızı asla unutmayacağıma,
Arada sırada da olsa sana hediyeler alacağıma,
Seni daima koruyup kollayacağıma...

Gelin Sözleri:
Sürekli şikayet etmeyeceğime,
Kredi kartlarını çökertip seni üzmeyeceğime,
Sık sık ağlayarak annemin evine gitmeyeceğime,
Pahalı hediyeler istemeyeceğime,
Alışveriş konusunda seni yormayacağıma,
Her gün sana mükellef sofralar hazırlamaya çalışacağıma,
Seni anlamaya çalışacağıma,
Hayatım boyunca seni seveceğime...

Bunlara bakıp, ortaya bir tümevarım-tümdengelim karışık koyduğumuz zaman gözüken manzara çok fena. Demek ki memleketimizde standart "Evlenilen insan falsoları" dendiği zaman, bu kümenin içerisine, yukarıda sayılanların "en az" bir tanesi giriyor (!). Bir diğer deyişle, azımsanmayacak sayıda kadın-erkek karşılıklı olarak birbirine "Potansiyel Manyak" olarak bakıyor.

Merak ediyorum; bu seminere gidecek kadar "bilinçli" olduğunu iddia eden çiftlerden sadece bir tanesi bile, "Ne bu saçmalık?" diye sormamış mıdır? Bizim evleneceğimiz falan yok ama hasbelkader seminerin verildiği yerin yakınından geçsem, içeri dalıp konuşan-katılımcı diye ayırmadan hepsini sıra dayağına çekerdim. Zira kendine ve eşim diyeceği insana "en küçük" saygısı olan insan, makara kukara niyetine bile olsa bu yeminin tek cümlesini söylemez.

Erkeklerin vermesi gereken (!) sözler yine bir nebze ama işin kadın tarafı iyice rezalet.

Kadınları; sürekli dır dır eden, eşinin kredi kartı limitlerini gözü dönmüşçesine harcayan, mütemadiyen histeri krizleri geçirerek annesinin evine koşan, çoluğun çocuğun rızkını hediyelere harcatan, alışveriş manyağı insanlar olarak göstermek yetmemiş olacak ki; "mükellef sofralar" tanımı eşliğinde, "Kır kıçını otur. Senin neyine çalışmak" ve "Evde kocanın arkasında yelpaze yelleyip, ağzına da üzüm salkımlarını tut" gibi akıllara kapı açmışlar. "Seni anlamaya çalışacağım" ile ise fenafillah mertebesine erişilmiş. O ne lan öyle?

- Selma, hayatım, ne yapıyorsun?
- Seni anlamaya çalışıyorum, Necati. Peki sen bana hediye aldın mı? Söz vermiştin.
- Almam mı? Gel bakayım yamacıma.
(Küçükçekmece Belediyesi'nin Bay ve Bayan Evlilik Takdimi)

Bu örnek özelinde olmasa bile, genel olarak; insanların yaşamlarını birleştirme iradelerini, arzularını, tutkularını, içgüdülerini, önceliklerini, saygılarını, sevgilerini; yani erkeğe ve kadına dair her şeyi belli iptidai kalıpların içerisine sokup, bunun içerisinde yaşamaya mecbur etmeye çalışan benzeri hareketler her zaman oldu, her zaman olacak. Mühim olan, bireylerin buna karşı çıkabilmesi ve "Siz kim oluyorsunuz da hayatımın geri kalanını beraber geçireceğim insana dair bunları dayatıyorsunuz?" diyebilmesi.

Ama nerde? Bu sembolik "Özel Yemin" okunurken bile "Görüyor musun Necati? Görmem mi Selma?" diyaloglarını kıkırdamalar eşliğinde yaşayan insanlarla kaynıyor ortalık. Zaten yakında forward olarak herkes birbirine göndermeye başlar bunu. Yaşasın "Kitap Okumam ama Forward Mailleri Kaçırmıyorum" nesli!

1 yorum:

koskorcuk dedi ki...

tecrübe konusuyor. bu sekilde sozlerle baslayan evlilik 3.seneyi gormez.