19 Ağustos 2009 Çarşamba

Dur Serdar Ortaç, Vur Popüler Kültür!

Sabahtan bu yana, bilgisayara ve excel hücrelerine ayrılmadan bakan gözlerime "Google, Serdar Ortaç'a Dava Açtı" şeklinde bir haber çarpınca "Ulan" dedim "Halusinasyon da başladı, iyi mi?"

Meğerse gerçekmiş, Serdar Ortaç Paşa'ya ait, bilmemnetube varmış da, Google "İsmi Youtube'u andırıyor" diye dava açmışmış, falan. Reklamın iyisi, kötüsü olmuyor tabii.

Kendisinin İbo Show'da sergilediği Billie Jean performansını, namını sürekli duymama rağmen "insan haklarına aykırı" bulduğum için izlememiştim. Fakat ne çare... Zaten hüzünlüyüm; memleketimden ve sevdiklerimden uzakta.. "Bir miktar daha bunalıma girsem ne çıkar?" diye düşünüp, bir an şeytana uyarak, Alkışlarla Yaşıyorum'dan buldum söz konusu performansı. İzlenimim odur ki; rahmetli Michael Jackson henüz medfûn edilmedi ama, hesap günü gelip de İsrafil sûru üflemeyi bitirdiğinde, kendine gelir gelmez çevresindekilere öncelikle Serdar Ortaç'ı soracaktır; "Taş yok mu, taş?" diye aranaraktan.

Bununla bitiyor mu? Hayır.. Meğer aynı programda başka figürleri de olmuş bu cengaver pop ikonunun. Kürtçe şarkı eşliğinde halay çekmeler vs. gibi... İzlemedim ama gülümsedim okuyunca ve "Bizim memlekette bitmeyecek mi bu moda kovalamaca işleri" diye geçirmedim aklımdan. Ne geçireceğim? Bitmez tabii. "Sonsuz Tüketim Çocuğu" yani popüler kültür böyle bir şey çünkü.

Bundan 10 sene önce Babıali'yi basan İttihatçıların hırsıyla sahneye çıkıp, 10. Yıl Marşı'nı coşkuyla söyleyen Serdar Ortaç geldi aklıma. O günden bir süre önce Askeri Mahkeme'nin vicahi tutuklama kararı ile Mamak Askeri Cezaevi'ne konan Serdar Ortaç vardı bir de. Yoksa ikisi aynı mıydı lan bunların? Gülmeyeceksin de ne halt edeceksin?

Güncelde olsun, gelecekte olsun, bütün önemli siyasal mevzularda, halkın Karamurat'ı sahiplenmesi gibi demokrasiyi ve insan haklarını sahiplenen yüzlerce isim ve fraksiyon ortaya çıkar. Bunların yasal temelde yer alan hiç birine "Ne yapıyorsunuz siz?" deme lüksü yoktur kimsenin. Muhalefetine, iktidarına, sağcısına, solcusuna, şuyuna, buyuna, hasılı kendisini toplumdan sorumlu hisseden unsurlara ve onların tartışmasına, yani fikre ve mütefekkire saygı esastır.

Öte yandan "Eski zaman futbolunun ıslanınca ağırlaşan topları gibi mevzuları seneler boyunca çamurlu sahada sürüp durdunuz, şimdi eşşek ölüsü gibi olmuş; gol olsun diye bana mı paslıyorsunuz? Yemezler be anam" diyerek kıçını dönenlere de saygı duymak durumundayız diyelim.

E peki sürekli olarak bu ikisinin arasında turlayan ve süreçler içerisinde durmaksızın siyasal / zihinsel duruşunu değiştirenlere (kısa keselim "götü başı ayrı oynayanlara") ne diyeceğiz? Resmi geçit gibi lan! Sırayla geçiyorlar.. Bir gün nasyonalist olup, ertesi gün "Dur şunun başına bir de 'Enter' koyayım" diyenler, "Ben muhafakar eşcinselim" diye selam çakanlar, her türlü kutsiyet duygusunu yüz kelimeyi aşmayan lugatlarıyla sömürmeye çalışanlar...

Bütün bu insanlar için "Kısa süre zarfında nasıl da bilinçlendiler?" diyerek ince bir takdir mi göstermemiz gerekiyor? Hani olur ya, belki de biz ön yargılıyız, ve belki bıraksak şunu diyecekler;
"İnanmazsınız, iki ayda çözdüm her şeyi. Bence, Dünya'yı güzellik kurtaracak ve bir insanı sevmekle başlayacak her şey. Vallahi bak!"

Ne kadar orjinal... "Ne diyeceğiz?" diye mi sormuşum yukarıda? Halt etmişim.
"Hasssiktirin lan" demek kafi bunlara. Yüksek sanatçı, erişilmez vatansever Serdar Ortaç ne demiş? Binlerce dansöz var. Hangi birisiyle uğraşacaksın?

Ve kapatmadan; rahmetli Kazım Karabekir Paşa'nın bir şiirinden, bir dörtlük. Merhum Uğur Mumcu, "Kazım Karabekir Anlatıyor" isimli yazı dizisinde (ve kitabında) yer vermiş.

Terakki eyleyen millet neme lazım diye yatmaz.
Arar, sorar, söyler, yazar, hakikat kaybolup batmaz.
Hakikat nuruna bir nur eklemek için büyük millet.
Birbiriyle yarış yapar, bunun adı: Büyük hizmet.

Hiç yorum yok: