23 Mart 2010 Salı

Seda Tekindağ İçin...

Bir yakınınız kaza geçirdiğinde ya da başına olmayacak bir iş geldiğinde ne yapıyorsunuz?

Bu soruya cevabı "Onu yalnız bırakıyoruz" olan kimse çıkar mı? Sanmam. Genellikle "Maddi-manevi yanında olmaya çabalıyoruz. Elimizden geleni yapıyoruz" denecektir.

Peki o zaman, bir diğer soru... Seda Tekindağ için neden bunu yapmıyorsunuz?

Suale muhatap olanların kimler olduğu belli elbette. Federasyon, oynadığı kulüpler, sporcu arkadaşları, vs.

Geçenlerde Oğuz Yenihayat'ın Seda ile ilgili bir haberi dolaştı ortalarda. Üzülerek okuduk. Bugün de ziyaretine gittik... Oldukça hırslı. Kazanın ardından kendisinden ümit kesildiği halde, kısa sürede müthiş ilerleme kaydetmiş. Annesinin deyimiyle "Herkesi şaşırtmaya devam ediyor" Seda... Ya sonrası?

Google'a "Seda Tekindağ" yazınca, yaklaşık 94.000 sonuç çıkıyor. Peki ilgili kişi, kurum ve kuruluşlardan; Seda Tekindağ için çabalayacak, onun hayata sağlıklı bir şekilde dönmesine yardım eli uzatacak 9.4 kişi bile çıkmıyor mu?

El cevap... Çıkmıyor.

Aslında bu sorun sadece bir sporcuya, sadece Seda'nın durumuna dair değil. Bugün Seda'nın başına gelen talihsiz kazanın benzerleri başka spor insanlarının da başına gelebilir. Hayat oldukça nankör. Siz mutlu mesut yaşarken, olmadık yerde, olmadık dertler çıkarıp, birikimlerinizi bir anda eritebiliyor... Böyle vaziyetler söz konusu olduğu zaman; sosyal toplum, onun "olmazsa olmazı" bireyler ve sistemin içerisinde bu bireyleri barındıran kurumlar birbirlerine arka çıkmak zorunda. Ne yazık ki Türkiye'de işler böyle yürümüyor.

Değerli bir ağabeyimin, haklı olarak "Toplumun balık hafızası" şeklinde nitelendirdiği "hamasi nutuklar sonrası unutkanlık" nedenlerden yalnızca bir tanesi. Bundan daha sinir bozucu olan ise "Bunu da biz mi yapacağız? Olmuş, bitmiş artık. Bizim kendi dertlerimiz var" hissiyatı. Böyle hastalıklı bir düşünceye sahip insanları barındıran cemiyetler, azalarına sahip çıkmadıktan sonra ne işe yararlar?

Mesela Seda'nın forma giydiği kulüpler, Basketbol Federasyonu ve diğer basketbola dair internet siteleri... Bunlar görünür bir yerde, bir miktar piksele tekabül edecek alana kıyıp, ona ve ailesine desteklerini hissettirmek için bir yer ayıramazlar mıydı? Ve hatta buralarda ortak bir hesap numarası belirlenip, yardımların buraya akması organize edilemez miydi?

Hadi diyelim ki bizim memlekette "devlet dairesi olmayan kurumlar" bile belli bir bürokratik soğukluk ile yaşamlarını sürdürdükleri için, bu tip şeyleri akıl edemezler. Peki TBBL kulüplerinde forma giyen basketbolcular veya takımları idare eden hocalar inisiyatif alıp, böyle bir girişim başlatamaz mıydı? En azından konuyu gündemde tutmak için takım kaptanları bir araya gelip, basın toplantısı düzenleyemezler miydi?

Bu tarz girişimlere ön ayak olmak ve bu çabanın içinde yer almak, sadece Seda Tekindağ'ın iyileşme sürecini hızlandırmak ve ona destek olmak için değil; insanlık için, sporculuk için, Türkiye'de kadın basketbol için elzem konumunda. Artık bu işlere bir yerden başlanmalı.

Alabildiğine sosyal adaletsizliğin yaşandığı bir ülkede, kalabalıklar içinde yalnız kalmaktan "toplumun eliti" olarak anılan sporcular bile birbirlerini sıyıramıyorsa, kimse sağda solda "Türkiye'nin aydınlık yüzü" yazmasın bu insanlar için... Kur'a çekimlerinde cicileri giyip boy göstermekle veya kadın dergilerine haber olmakla "spor insanı" olunmaz. Aslında kendisinden olana yardım etmeyene "insan" bile denmez ya, neyse...

1 yorum:

Serdar Gürel dedi ki...

olur yapmam bundan kelli...