25 Mart 2010 Perşembe

Fenerbahçe Taraftarı Hayvan mı?

Nicedir yazacağım ama "Bir düzelme olur mu?" ümidiyle bekliyordum. Lakin dün Eczacıbaşı salonunda oynanan maçtan sonra gördüm ki beklenti falan hikaye.

Salonda "taraftar" sıfatlı Fenerbahçeli neredeyse yok. On beş, bilemediniz yirmi kişi, file arkası tek tribünde dağınık bir şekilde oturuyorlar. Ön sıra kolluk kuvvetlerince zaptedilmiş durumda. Fakat bu güvenlik (!) tedbiri yeterli gelmiyor ki arkadan ihtiyat kolordusu şeklinde on zaptiye daha gelip, koltuklara kuruluyor.

Artık saha emin ellerde! Fenerbahçe taraftarı ile saha arasında "kale hendeği" gibi bir polis kordonu var! Plevne müdafaası, bunun yanında devede kulak!

Fakat o da ne? İkinci set başladığında polisler kalkıyor. Biz "Herhalde önlemin manasızlığını kavramış olacaklar" şeklinde iyi niyetle düşünürken, üçüncü sette geri geliyorlar. Bu durumda iki seçenek var.

Ya emniyet teşkilatının içerisinde Fenerbahçe kız voleybol takımına karşı yüksek bir sempati besleniyor ya da Fenerbahçe takımı hücum ederken, arkadaki Fenerbahçe taraftarlarından korunmaya çalışılıyor? Hangisi? Tabii ki ikincisi.

Fenerbahçe taraftarına alenen hayvan muamelesi yapılıyor. "Çoluk, çocuk, genç, yaşlı oturuyorlar ama bunların sağı solu belli olmaz. Hiç değilse yüzümüzü gösterelim ki ters bir şey olmasın" fikriyle insanlara "olağan şüpheli" muamelesi yapılıyor.

Ama kabahat kimin? Federasyonun mu? Hayır. Emniyetin mi? Hayır? Beraber bulalım, kimin olduğunu...

TVF 50. Yıl Spor Salonu'na gidip, herhangi bir voleybol maçı izlemeye kalktığınız zaman en ön sıraya oturabilirsiniz.

Aynı salona Fenerbahçe'nin ev sahibi olduğu bir maçta giderseniz, en ön sıradan "yasak" marifetiyle uzaklaştırılırsınız.

Neden mi?

Efendim, yetkili ağızların söylediğine göre Voleybol Federasyonu kulüplere demiş ki "Her kulüp, ev sahibi olduğu maçlarda, salonun güvenliğinden sorumludur"

Bunun üzerine, durumdan vazife çıkaran bir takım "Fenerbahçe insanları" da demişler ki "Biz muhtemel olayları önlesek önlesek ön sıraları boşaltarak önleriz"

Tabii bunu diyen ulu mütefekkirlerin aklından "Ön sıralara insan almıyoruz ama yapacağı bir şey olan bunu ikinci sıradan da yapar. Ayrıca Leyla'nın Mecnun'a baktığı gibi maç boyunca tribünden sahaya bakan özel güvenlik görevlileriyle neyin tedbirini aldığımızı zannediyoruz?" düşünceleri geçmiyor.

Sayısı yüze yakın koltuğun bu saçma ve işe yaramaz önlem yüzünden boş kalmasını ve takımın en ön koltukta oturarak "adabıyla rakibe baskı" yapacak taraftar desteğinden mahrum kalmasını, bir kenara koyalım.

Oluşan çirkin görüntüden hiç mi rahatsızlık duymuyorsunuz?

Bir takım reflekte yelekli insanlar, yediden yetmişe Fenerbahçelilerin önünde set çekmiş, bekliyorlar. Neden? Fenerbahçe taraftarı hayvan mı? Güvenlik görevlileri "Hayvanatın ehli sorumlusu" mu?

Hadi diyelim ki bağıran, hoplayan, zıplayan taraftarın önüne güvenlik koydunuz. Bunun da anlaşılır yanı yok ya, bizden olsun bu seferlik, amenna. Peki ailelerin önünde neden güvenlik var?

Elinde fotoğraf makinesiyle, bir heves sahadaki ağabeylerinin, ablalarının resmini çeken 13-14 yaşında çocukları "Git buradan" diyerek itekleyen ve bebeklerin bile anneleriyle ön koltukta oturmasına laf eden bir güvenlik zihniyetini neremize, ne yapmamız isteniyor?

Kabahat Federasyon'un da değil, emniyetin de, güvenliğin de. Kabahatin yarısı talimatı bu şekil "örfi idare havasında veren" icranın ilgili organında, diğer yarısı taraftarda.

Vahdettin'in "Bu millet koyun gibidir, onlara bir çoban lazım" lafını sarf ettiğini okudukça yarı haklı olarak ayaklanan bünyeler neden "yarı haksız" olduklarını düşünüyorlar mı acaba?

Düşünüyor olsalar, bu "Sen koyunsun. Adab-ı muaşeret falan bilmezsin. Yiyip, içip, ortalığa necasetini salma diye başında duruyoruz" havalarına bir itiraz çıkardı.

Yok...

Arada sırada gelip çocuklara bile saran özel güvenlik paşalarına itiraz eden bir iki adem dışında ne başka yerlerden "Ayıptır" sesi yükseliyor, ne de "Hazreti Protokol" kısmından "Bu nasıl görüntü?" sorusu çıkıyor.

Halbuki bu memlekette ayıba "ayıp" denir. Bilmem, son cümle tanıdık geldi mi?

Hiç yorum yok: