4 Mart 2010 Perşembe

Güle Güle Hala

Gözünü açıyorsun, bir de bakmışsın, doğmuşsun.. Yaşıyorsun, bin bir badire.. Arada, yüzlerce fotoğrafın çekilir. Yukarıda gözlüklerinin arkasından baktığı gibi büyük halamın, makineye bakarken... Sonra da ebediyet.

Aldılar.
Götürdüler.
Yıkandı.
Namazı kılındı.
Gömüldü.


Böyle anlatır "Kitabe-i Seng-i Mezar" şiirinde Orhan Veli, Süleyman Efendi'yi.

Gazetede büyük halamın ölüm ilanı da "Aramızdan ayrıldı. İyi insandı. Çok sevildi" diye çıktı. Öyleydi... Mühim ve paha biçilmez olan, giderken, kalanlara bunları söyletebilmektir hayatta. Söyletti de rahmetli.

Feneryolu'nda, tren istasyonundan inince eski yolun hemen yanındaydı evi, kendimi bildim bileli. Çocukluğumun flu yıllarından bugüne kadar hiç değişmeyen neşeli bir ses tonu, kütüphanede eski kapaklarına hayranlıkla baktığım kitaplar ve dingin bir sayfiye evi havasıdır aklıma kazınan. Bir de kristal şekerlikte badem ezmeleri. Herkesi dolaşıp, bana geri dönerdi şekerlemeler. "Bırakın yesin çocuk" derdi halam, koca bir bardak soğuk süt getirmeye giderken. 3-4 saniye sütü fondip arası ve kaldığım yerden devam...

Cenazeden sonra, akşam, Hacı Bekir'in önünden geçtim. Vitrinde badem ezmeleri vardı. Kristal şekerlikte değillerdi... Sonra Söğütlüçeşme'den banliyö trenine bindim. Feneryolu'ndan geçerken çocukluğumun bayrakları yarıya inmişti. Bir daha göndere çekilmemek üzere...

Nur içinde yat hala.

4 yorum:

medgallis dedi ki...

mekani cennet olsun...
ben de kitapliga yuruyup 'uc noktanin soyledigi' ne siginarak 'halamin romani nicin yazilmadi?' baslikli nefis ahmet turan alkan denemesini okuyayim.

allah geride kalanlara sabir versin.

notgibi: ayni yazi burada da varmis...http://www.dunyabizim.com/news_detail.php?id=2210

hafız dedi ki...

abi allah rahmet eylesin, nur içinde yatsın

Canarino dedi ki...

Allah razı olsun...

NYG dedi ki...

başın saolsun abi..