22 Kasım 2010 Pazartesi

İsmail Şenol, Teşekkür, Tekzip ve Devam


İsmail Şenol, kendisinden yola çıkıp genel algıya dair yazdığım "Akatlar" yazısına twitter aracılığıyla cevap vermiş. Hassasiyeti için teşekkür ve yazıya dair tekzip borcum ortaya çıktı. Bir de cevaba cevap hakkı...

"Selam, yazını tavsiye etti arkadaşlar, okudum. Eline sağlık. Ancak yanlış bir anlaşılma var, benim orada bahsettiğim şey, salon içinde her BJK basketinden sonra hoparlörlerden kartal sesi gelmesiydi. Hatta ben ıslık sandım önce, meğer kartalmış. Diğer konuları da Amerikalı takipçilere anlatmanın gereği olmadığını ve ilgiyi yönlendirebileceğimizi düşünüyorum. Sevgiler." diyor İsmail Şenol.

Anlaşılan, orada bir taraftar övgüsünden ziyade, bir durum tespiti olmuş ve ben de onun üzerinden "alakasız gözüken" uzak yerlere yelken açmışım. Ama anlatmak istediğim tam da buydu aslında.

Belki Fenerbahçelilik, belki bundan kaynaklanan Beşiktaş'ı sevmemezlik, belki de (ya bunlara ek, ya da tek başına bir etken olarak) çok sevdiğim tribün ortamlarının "bu derece" kirlenmesinden duyduğum tiksinti yüzünden ön yargılıyım ama 140 karakterlik bir yazıdaki detaysızlık, tek başına fikri deviriyor. Benim gibi ecnebi olmayan ama bir taraftan da İsmail Şenol'u takip ederek maçın yorumlarını okuyan insanlar arasında "İşte yine Beşiktaş taraftarı övülüyor" intibaı uyanıyor.

Yazının geri kalanı bir önceki gibi şekilleneceği için devam etmeye gerek yok. 

Sadece neticeyi bağlamadan önce, ilk yazıda eksik kalan bir noktayı yazayım. Bir tribün insanı olarak, tribünün belli dinamiklerine ve hatta küfüre bile "bir yere kadar" kesinlikle itirazım yok. O yerin neresi olduğu da baş ucu demirbaşımız olan, Can Kozanoğlu'nun "Bu Maçı Alıcaz" kitabında bihakkın yer alıyor. Bundan ötesini Fenerbahçe tribünleri yapıyorsa, onlar; falanca tribünler yapıyorsa onların karşısındayız.

Velhasıl-ı kelam, İsmail Şenol'un spora dair bir şeyi sırf popülizm maksadıyla övmeyeceğine elbette aklımız eriyor. Aynı Murat Kosova'da ve Kaan Kural'da olduğu gibi... Belki bu insanlar "Bize ne kardeşim? İşinize nasıl geliyorsa" noktasında da durabilirler. Diyecek bir şey yok... Ama Ömer Onan gibi bir oyuncuya, sırf "iyi oynadığı" için küfür kıyamet giydirilebilen, kadın basketbolculara yanan sigara atmanın adetten sayıldığı bir salona dair, yanlışlıkla da olsa en ufak bir "övgü algısı" yaratmak da bu isimlere hiç yakışmıyor.

1 yorum:

Yedinci Samuray dedi ki...

Doğru ve tarafsızca söylemişsin eline sağlık usta.