22 Kasım 2010 Pazartesi

Iverson Efsanesi ve Ömer Onan Dede


"Darıldın mı Allen topa? Hiç bakmıyorsun potaya" denecek bir maç değildi. Baktı ama göremedi.

Vizyonu, Ahmet Dursun kalıp, Seba gittikten sonra, bir kaç yıl içerisinde Fenerbahçe'yi geçmekten Fenerbahçe'yi yenmeye düşen bir camiayı değil Iverson, Kobe gelse zor kurtarırdı. Olmadı. Gerçi, hâlâ daha, Fenerbahçeliler arasında bile "Kobe gelse mezarda oynar" diyenler var ama yıllardır cenazelere katılırım; kabirden çıkıp, turnikeye gireni hiç görmedim. Fenerbahçe'yi küçümsemeyin Fenerbahçeliler.

Neyse...

Maçın Fenerbahçe ve ülkenin basketbol zihniyeti için derslik öznesi Ömer Onan oldu.

Çapsız idarecilerin kitle önüne "hedef" olarak atmakta beis görmediği, sabık Milli Takım hocasının "Yaşlı" diyerek bir kenara atmaya çalıştığı 32 yaşındaki Ömer, topu da adamı da geçirmeyen oyunlarından birine daha Beşiktaş önünde imza attı. Hem de üzerine 20 sayı ekleyerek...

Türkiye'de sporcu tarifesi bir zamanlar 8'inde işe gidip, 20'sinde evlenen, 40'ında ölen büyük insanlık gibi fikistir. 18 yaşında yıldız adayı, 22 yaşında Avrupa'nın gözdelerinden, 26 yaşında hak ettiğini bulamamış büyük yetenek, 30 yaşında yaşlı...Kahvehane köşelerinde altılı çalışırken spor gazetesinde maç haberine denk gelen adam yorumu olarak eğlenceli bile olabilen halleri anlı şanlı basketbol adamlarından duymak acıydı.

Dünkü maçın en güzel yanı da Fenerbahçe'nin Iverson'lı Beşiktaş'a değil, Ömer Onan'ın hakkında menfi düşünen basketbol adamlarına "küstah olmama" dersi vermesiydi. İyiler sadece çizgi romanlarda kazanmıyor her zaman.

Hiç yorum yok: