23 Kasım 2010 Salı

Bir Tribünün Can Çekişmesini İzlemek



Mesai bitimine az kala Nurullah kardeşimden geldi yukarıdaki video facebook'a.. İzlediğimden beri Orhan Veli'nin "Dalga" şiirindeki gibiyim; "dalar giderim mavisinden içeri, karşımda duran resmin"

Nurullah mükemmel özetlemiş:
"Bizim tribünde böyle adamlara cd'yi çizmiş ya da manyak diye hitap ederiz. Başımın üstünde yerin var abi, Buca maçında götü başı ayrı yerde oynayan adamcıklara söylüyorum. Bu adam gibi olamayacaksak, bu tribünü bırakalım, herkezde dalgasına baksın."

Gerçekler acıdır. Tutkulu insan da söylerken acısına tatlısına bakmaz.

Aslında söylemekle düzelecek bir şey yok ama Fenerbahçe tribünü o kadar kötü durumda ki susmak da mümkün değil.

Bir tribün delisi ve manyağı (!) "azınlık" haline geldiğinde veya küfür eden rakibe "Karşılık vermeyelim, ayıp oluyor" dendiğinde biter. O tribün küllerinden doğmaz mı? Pekala doğar, mevzu bahis Fenerbahçe'yse haydi haydi doğar ama "fikri temizlik" yapmadan "asla" tamamen kurtulmaz.

Bugün Fenerbahçe tribününde sette duran adamlar arasında, karşıdan "ana avrat yedi sülale" küfredilirken, sinirden çıldıranlara "Yapmayın. Ceza alacağız" diyenler var. Bağımsız taraftar mı, kulübün maaşlı saymanı mı belli değil.

Aynı insanlar "Be kardeşim, bu karşısı bize küfür ediyor da bunlar neden ceza almıyor" demiyor. Niye? Çünkü fikri muktedire kelepçeli. Bir yönetici gülümsemesine Fenerbahçe tribününün hür iradesini pazarlamaya teşne...

Ama sorsan, bunlardan kral tribüncü yok. Her milli bayramda Atatürk'ten alıntılar yapan bu güruh, kutsalına saldırıldığında "büyük insanların ve büyük kitlelerin" nasıl çığırından çıkıp şahlandığını okumamış...

Evet, fikriyat gerek ama yetmez; temizlik de gerek. Çünkü amaç bir değilse, yol da bir değil. Yakın yürümenin alemi yok.

Endüstriyel futbol kavramı, Türkiye'de alaturka elitizm eşliğinde ve "insan" unsurunu kenara iterek rezilane bir şekilde uygulanıyor. Türkiye'nin en büyük spor kulübü Fenerbahçe de bu uygulamanın pilot kurumu konumunda. Hem gitgide kötüye giden tribünlerden şikayet edip, hem de yönetimlerin dümen suyunda gidiyor olmak, ne bağımsızlıkla ne de birey olmakla örtüşür.

Tribünde "halayık" zihniyeti gütmek demek, sadece kapı kapanırken hareket edebilmek demektir. O da derman kalırsa ve mide ile gurur kaldırırsa...  Bizimkisi kaldırmıyor, kusura kalmayın... (İlgili atasözü için Bkz. Bu blogdaki muhtelif yazılarda yer alan "halayık" kavramı)

4 yorum:

sallanyuvarlan.blogspot.com dedi ki...

en basit örneği bayan basket maçı. biz küfür edicez tam,karşı tarafta gfb vardı ordan birileri susturdu küfür etmeyin denildi. mecburen susmak zorunda kaldık. hem de 6saray maçıydı bu.. bu kişiler tribünde ya daha ne desem bilemiyorum. Fenerbahçe tribünü çok kötü durumda,aziz yıldırımın suçu yok mu var.ama insanlar kendilerinde de suç arasın. kendi çorbasını bıraksınlar artık. tribünü nasıl kurtaracağız diye baksınlar.

baris_gerceker dedi ki...

Burada deliren sarı tshirt'lünün adı Bedir Burak Mangan, Kolej'den bir alt dönemimdir... Süper adamdır, gözüküyor zaten :)

Canarino dedi ki...

İşte Kolej ruhu... :) Buradan hareketle daha da yazarım ama seni seviyorum :))

Yedinci Samuray dedi ki...

Şu videodakilerin yanında olasım var. :)
Yazdıklarına katılmamak mümkün değil.

Hz İsa'ya sormuşlar "yanağına tokat atarlarsa ne yaparsın ? " diye
O da cevap vermiş : "Diğer yanağımı çeviririm"

Kimse kusura bakmasın ama Fenerbahçe tribününde sanki herkes gökten vahiy gelmiş peygamber edasında. Ben bi defa sorarım "arkadaş ne diye tokat attın ?" diye

Haa adam akıllı cevabı yoksa ben de girişirim.
Tribünlerin de artık kendilerini peygamber sabrından çıkarıp taraftar kimliğine bürümesi lazım.
Tabi yazdıklarımdan hadi gidip ana avrat küfredelim sonucu çıkarılmasın...