10 Kasım 2010 Çarşamba

Ey Şehid oğlu Şehid!


İsteme kimselerden makber. Sana ağuşunu açmış, duruyor peygamber.

Peygamber durmasına duruyor da, diğerleri ne yapıyor?

Yukarıdaki fotoğraf, İkinci Dünya Savaşı'nda Minsk dolaylarında çarpışırken ölen Alman askerlerinin defin işleminden bir enstantane... 900 küsur askerin kalıntıları, yeniden gömülmek üzere küçük tabutlara yerleştiriliyor.

Bir "Yendik" diye böbürlendiğimiz Anzakların memleket sınırları dahilindeki mezarlarına, peşinden bir de bizimkilere bakınca hissedilen burukluğun, şu yukarıdaki fotoğraftan sonra da hissedilmemesi için ne sebep var?

Baştakilere kızmak da gelmiyor insanın içinden. Senden, benden, bizden birileri oralarda işte. Senin, benim, bizim duyarsızlığımızla aynı dereceden emekli olmuşlar.

Bugün bir fısıltı gazetesi haberi çıksa, "Şehitliklerin içindeki her mezarda bir altın varmış" diye, yağmalanır bile o mezarlar. Şehitlik böyle bir şey demek; yukarıda en yüksek mertebe, aşağıda "Senede Bir Gün" ya hatırlanmak, ya hatırlanmamak.. İşte bütün mesele bu...

Hiç yorum yok: