23 Kasım 2010 Salı

Alex De Souza ile Nereye Kadar?


Türkiye'de futbolcu transferi, şehzadenin "Bir ok attım kebap oldu" cümlesi gibi bir şey. En kariyerlisi, en "gelmez" deneni bile arkasında teneke ile, çocukların oyuncağı olmuş mahalle kedisinden hallice çıkabilir sınır kapısından dışarı ama Alex bu kaderin insanı değil.

Başlıktaki soruya gelecek olursak; elbette futbolculuk anlamında gittiği yere kadar gidecek. İster sevmeyeni bugünden unutmaya hazır olsun, ister seveni yarın aklından çıkaracak olsun, Fenerbahçe tarihindeki yeri tartışılmayacak. Ama netice olarak, bunların hepsi kısa bir zaman sonra geride kalacak. Ya ondan sonrası?

- Ne sonrası?
- E sonrası işte?
- Ne olabilir ki?
- Bilmem.
- Bir kere de bilsen, ne güzel olur.

Camiaların içinden çıkan ya da orada uzun yıllar parlayan isimlerin, profesyonel sporculuk kariyerlerinden sonra, bir şekilde kulüplerinde göreve devam etmeleri sadece bize özel bir özlem değil. Lakin her iyi futbolcunun, mesleği bıraktıktan sonra enseye fişi takıp, "iyi teknik direktörlük" bilgilerini kendisine yüklemediği malum. İdari mevkilerin ise bambaşka hasletler istediği de öyle...

Bir an soyadımızın Whittier olduğunu ve Beldingsville'de teyzemizin yanına yaşamaya gittiğimizi düşünelim. Kurumsallık oyunu diye de bir oyunumuz olsun. Her durumdan kurumsal bir vaziyet çıkarmaya çalışalım.

Fenerbahçe, Alex'i uluslararası danışman olarak istihdam edemez mi? Kasadan para çıkmasını istemiyorsa, bu işi "fahri" bir çerçeveye oturtup, hiç değilse resmi sitesinin bir köşesinde görevli gibi göstererek bir "sürekli hatırlama" payesi veremez mi? Uzun lafın kısası, Alex De Souza'dan bir "bayrak adam" yaratılamaz mı?

Gerçi paragrafı bu cümleyle sonlandırınca,  manevi hallerimiz yüzünden "olmayacak dua" gibi duruyor bu iş.

O halde keşkeler başlasın..

Yönetim kurulu bu kadar uzun soluklu düşünebilir mi? Keşke düşünseler.

Ve keşke bu ülkede halefler, seleflerin yaptıklarını yıkmayı icraat zannetmeseler.

1 yorum:

tozlu parkeler dedi ki...

Geldiği günden bu yana, Fenerbahçe Alex'siz oynamaya da alışmalı diye diye ağız tadıyla seyrettirmediler şu adamı.