18 Ağustos 2010 Çarşamba

Potada Peri Öyle Olunmaz, Böyle Olunur!


Neden Cumhurbaşkanı, kendi adına düzenlenen kupayı vermek için Kadın Basketbol maçına gelmiyor?

Bilmem.

Peki neden kadın basketbolcular, o "siyasileri spora ilgi duyduğu için" çok örnek gösterilen Amerika Birleşik Devletleri'nde meslekdaşlarının yaptığı işleri yapmıyorlar?

Ya da niçin Türkiye Basketbol Federasyonu'ndaki ilgili şahıslar, bu tip projelerin önünde veya arkasında yer almıyor?

Bunlar da kesin olarak bilinmez ama üç soruya da üşengeçlik ve umursamazlık neticesinde bağlanabiliriz.

Wnba sitesinde, yeni sayılacak bir haber var.

Önümüzdeki sezon Galatasaray formasıyla ülkemizde oynayacak olan Sylvia Fowles bir ödül almış.

"WNBA Cares Community Assist Award" adındaki bu sosyal sorumluluk ödülü, "WNBA Cares" nam devasa yapının küçük bir mükafatı.

Çevre problemlerinden tutun da eğitime kadar aklınıza gelebilecek bir çok konuda idol haline gelmiş WNBA oyuncularının çabasıyla bir şeyler yapılmaya çalışılıyor.

Bizim ülkemizde böyle şeyler olmaz. Olmamasının tek müsebbibi de siyasiler değil.

Dura dura bürokrat haline gelmiş Federasyonları kim engelliyor?

CV'lerinde kaldırılmadık kupa, katılınmamış organizasyon bulunmayan anlı şanlı büyük takım oyuncularının kolundan çeken mi var?

Eski sporcu - idareci kontenjanından, protokol tribününe kurulan muhterem zevât-ı kiramın eteğine, paçasına mı yapışıyorlar "Yapmayın" diye?

Yoo. Hiçbirisi değil. Sadece kimsenin umurunda değil.

Fikstür çekilsin.

Maçlar oynansın.

Belki takımlardan biri geçmiş dönemde kıçını açıkta poz vermiş bir oyuncu transfer eder ya da bir maçın içinde olay falan çıkar da medyada yer bulunur.

Sezon sonunda da kupa kazanan takım oyuncuları ellerinde basketbol topları ve üzerlerinde trendy kıyafetlerle gazetelerin hafta sonu ekinde boy gösterdi mi?

Bizim memlekette kadın basketbolundan anlanan şey budur.

Efendim memleketin aydınlık yüzüymüş de, potanın perileriymiş... Hiç aydınlık görmesek, yutturacaklar. Hiç peri görmedik ama duyduğumuza göre Tinker Bell bu benzetmeden haberdar olunca canına kıymış; "En azından benim arada sırada kendimden başkasına da bir faydam oluyordu. Revayı hak mıdır unvanı böyle bölüşmek?" diye.

Bizimkisi "aydınlık" ise, bu aşağıdaki ne? Bu aşağıdakiler "peri" olmuyorsa, bizimkiler neden oluyor?

Efendim?

2 yorum:

bonzo dedi ki...

Hepsi güzel de, bu perileri kendi vatanlarında tanımayan çocuk var mı? O ülkenin tüm küçük kızları bir taurasi, bir tangela, bir kattie olmak için delirir. Ya senin ülkende? Kaç çocuk bizim perileri tanıyor? Bırak çocukları basketbol sever(bakın sadece erişkin de demiyorum)kaç yetişkin simalarla isimleri eşleştirebilir?
wnba cares.. çok hoş ama burada olay who cares...

Canarino dedi ki...

Yetişkinler, yetişmiş, işleri de bitmiş. Artık onlara yapılacak bir şey yok.

Hangi federasyon, hangi kulüp, hangi menajer, hangi idareci, hangi sporcu gidip çocuklarla ilgili kurumları gezmiş dolaşmış da insanların almış maça getirmiş? Onlara imza dağıtmış? Bir iki saatini beraber geçirmiş?

"Memleketin mayası bu" deyip geçmekle olacak iş değil bu. Ha nedir? Bu ışık dibini bile aydınlatmaz dense, benim için hiç sakıncası yok. Doğru, der geçerim. Ama öyle değil ki. Hesapta aydınlık yüzler. Benim itirazım ona.