20 Ağustos 2010 Cuma

Bu Ülkede "Bayan"a "Kadın" Denemez. Çünkü...

İdare-i maslahat her yeri sarmış.

Star gazetesinde bir haber.

Basketbol Federasyonu Ligler Direktörü Ahmet Araşan'a "Türkiye Kadınlar Basketbol Ligi" olayını sormuşlar.

"Federasyonun kadın kelimesini kullanma yönünde bir kararının olmadığını" söylemiş ve eklemiş, “Bazı yönetim kurulu üyelerimiz bu sözü kullanmaya başladı ancak tam anlamıyla karar verilmiş değil. Bu biraz da tepkiyi ölçmek içindi."

Kişileri bir yana koyalım; ama kurum zihniyetinde "Ben bilmem, beyim bilir"cilik olduğunu gösteriyor bu beyanat.

Tepki ölçmek ne demek ayrıca? Doğruluğunda mutabık kalınan şeyler, ortaya çıkan tepkiye göre mi değişecek? "Bugün tepki gösteren yoksa kalsın. Yarın çıkarsa eskisine döneriz" mantığı çok meşhur bir hikayeyi hatırlatıyor; hani "Genelgeyle devrim olamaz" diye biten. Ne çaba sarf edeceksin, ne yaptığın işe inanacaksın ama sonunda başarı bekleyeceksin. Yağma Hasan'ın böreği...

Yapılan işler, kurumun mantığına işleyecek önce. Ama hangi kurum değil mi? Ortada "-sallığından" bahsedilecek bir kurum mu var? Bizim memlekette çoğunun icraatı, kelimenin diğer anlamı, yani kömür isi...

Yapmadığı takdirde sahneden silineceği için, çağın getirdiklerini "mecburen" uygulayan insanların, içini sardığı kocaman bir organizasyon var ortada. Sadece bir konuda başarılı oldukları söylenebilir. ULEB ve FIBA ile girilen ilişkilerin yanında, hasbelkader görev alan bir avuç idealistin çabası, bürokratlardan daha beter durumda olduklarını kamufle etmeye yarayabilir ama ilerlemeye yetmez.

Dışarıdan bakıldığı zaman, sürekli gülbank çeken ama hiçbir zaman hücuma kalkamayan bir ordu, Türkiye Basketbol Federasyonu.

Ve başında onun, bilmem kaçıncı tuğuna ettiğim...

Hiç yorum yok: