5 Ağustos 2010 Perşembe

Fenerbahçe Devrimi He mi?

Yazılarda çok alıntı yapıp, çok hikaye yazıyoruz ama üstatların yaptığı işler, bize söyleyecek bir şey bırakmıyor.

Fenerbahçe devrimine (!) dair söylenecekleri de 20 Ekim 1948 tarihinde Marko Paşa'da yayınlanan Aziz Nesin yazısı anlatıyor mesela.

Devir değişiyor da lider kafası değişmiyor demek ki... Buyurun...

-----------------------------

Başbakan Hasan Saka ile Bir Konuşma

Son günlerde Hasan Saka, ziyaret gibi, ziyafet gibi çok ciddi ve siyasi işlerle pek çok uğraştığından bitürlü kendisiyle konuşmak fırsatı bulamıyordum. Sonunda bunu başarabildim. Hasan Saka az önce bir Amerikan heyetine ziyafet vermiş, bu ziyafetten sonra da Amerikalıların kendisine vereceği ziyafete gidiyordu. Başbakanlık arabasına binerken kendisiyle konuşabildim. Fırsatı kaçırmamak için arka arkaya sordum.

- 7 Eylül kararlarının değişip değişmeyeceği, şeker fiyatının yeniden yükseltilip yükseltilmeyeceği, yeni vergilerin neler olduğu, Amerikalı'ların vermeye söz verdikleri borcun faizlerini ödemeye başlayıp başlamadığımızı, seçimlerde yapılan yolsuzluk sorunu, Güvenlik Konseyi'ne bizi neden almadıkları, bu hayat pahalılığı...

Başbakan kızgınlıkla,

- Yeter! diye bağırınca, sözünün arkasında ben tamamladım:

- Söz milletindir!

Yakaladığım fırsatı kaçırmamak için, yeniden sormaya başladım:

- Fener patrikhanesine Amerika'dan naylon bir patrik gönderileceği, bütçemizdeki açığın nasıl kapatılacağı, Öğretmenler Birliği'nin kongresi...

Başbakan yine sabırsızlıkla,

- Biz... diye haykırınca, ben de sözün arkasını getirdim:

- Hürriyet istiyoruz!

Başbakan, sorularımı teker teker sormamı istedi. Ben de öyle yaptım:

- Memleketin ekonomik durumu?

- Eğer biz bu ekonomik tedbirleri almamış olsaydık, bugünkü...


Hemen sözün arkasını getirdim:

- Rezalet olmazdı.

Başbakan sözünü sürdürdü:

- Aldığımız tedbirler sayesinde bütün millet...

Sözünü ben tamamladım:

- Yokluktan kırılacak, açlıktan ölecektir.

- Aldığımız kararların olumlu sonuçlarını görmek isteyenler...

- Torunlarına vasiyet etsinler...
diye sözünü bağladım.

Sözlerini tamamlamaya fırsat bulamayan Başbakan, bu kez sözünü kesmemem için bir çırpıda,

- Partimiz devrimci bir partidir! diye bağırdı.

İşte bu sözünün arkasını getirmedim, çünkü ağzım açık kalmıştı. İyi ki şoför aramayı sürdü de, Başbakan da kurtuldu, ben de...

Hiç yorum yok: