19 Aralık 2010 Pazar

Diana Taurasi Gerçeği ve Sarı Çıyanlar


Çok değil, bundan 1.5 sene önce WNBA'in namlı oyuncularından Katie Smith Fenerbahçe'de forma giyerken, hakkında en çok tantana çıkaran haber, gelişi ya da sergilediği oyun değil de, o dönem Mersin'de oynayan sevgilisi Lindsey Harding ile bir maçta karşı karşıya gelecek olmasıydı.

Körün tuttuğuyla cima etmesini anımsatan şekilde, doğru yanlış her habere tepki gösteren Fenerbahçe resmi sitesi, normal zamanlarda kadın basketbolun yüzüne bile bakmayanların "oooo anlayalım" diye başına üşüştüğü bu haberin müstehzi üslubuna ve yarattığı iğrenç algıya sesini bile çıkarmadı. Bizim de bu sayfalarda medya açısından yaklaştığımız konu sonradan kapandı. Katie Smith gitti.

Sonda söyleyeceğimizi başa yazalım, çünkü bu bir sır falan değil. Amerika'da bunu bilmeyen yok ama kimse coşup, dalgalanmıyor.

Çünkü kimseyi ilgilendirmiyor.

Çünkü taraflar dışında kimseye, "Allah mesut etsin" demekten başka laf düşmediğini biliyorlar.

Çünkü bu mevzuya müdahil olacak üçüncü şahısların "bok yemenin daniskası" ile iştigal edeceğinin farkındalar.

Çünkü sporcuların, yaptıkları sporda gösterdikleri performans ve profesyonellik anlayışlarıyla değerlendirilmesi gerektiğinin bilincindeler.

Bizde ise aşağıdaki cümleyi okuyunca "Yalaaaaaaaan. Yalan söylüyorsunnnn" diye kendini paralayacak sürüyle insan var.

Diana Taurasi ve Penny Taylor, birlikteler... ("Ehe ehe Penny evli ki bir kere" diyecek olan arkadaşlar yazının geri kalanını okumasın)

Evet, bu kimseyi ilgilendirmez.
Evet, bu konuda kimseye laf düşmez.
Evet, bu konuda menfi yorum yapmak, bok yemenin daniskasıdır.
Çünkü sporcu denen şey mesleğindeki başarı ile değerlendirilir.

Diana ya da Penny, ya da Katie Smith veyahut da 100. yılda voleybol takımımızda başarıyla oynayan ve hâlâ aradığımız Nicole Davis'i ele alalım. Bunlardan herhangi birisinin yöneticilerin namus bekçiliğini yaptığını düşünebiliyor musunuz?

Mesela "Abi evli barklı adamsın. Hiç yakışık alıyor mu bu saatte eve gitmeler falan. Yengeye de yazık valla. Çok üzülüyor. Şuradan bir çiçek yaptır da eve giderken, gönlünü alıver. Hassas kadın işte, karını ben anlatmayayım sana. He benim abime" dediklerini düşünebiliyor musunuz? Saçma değil mi? Tersi daha da saçma..

Eğer ki elli ayrı yerden ortaya yayılan söylentiler doğruysa.

Türkiye'ye gelen yabancı oyuncuların "Şiş kebap, rakı, Ayasofya, künefe, Kanlıca yoğurdu, İstanbul Boğazı, çok sevdi ben" çemberi içinde erimesini mi bekliyorsunuz? Bu çağda, bu İstanbul, bu insanlara bunca farklı şeyi vaadederken münzevi hayatı sürmelerini mi bekliyorsunuz? "Yok yahu, ne münasebet. Tabii ki gezip, tozacaklar" diyorsanız, cinsel tercihleri mi batıyor?

Elli ayrı yerden, elli ayrı birbirini tanımayan insan yalan söylemiyorsa...

Eğer gerçekten böyle ise... Size ne arkadaş? Size ne? Anlaşılmadıysa bir daha sorayım. Size ne? Söylenenler o ki bu insanları rahat bırakmıyormuşsunuz. Ya peşlerine adam takıyormuşsunuz ya da sizin adamlarınız, sizin bilginiz olmadan peşlerine takılıyorlarmış. Size ne yahu? Oldu olacak evlerini ahlak zabıtasına bastırın "İşletiyorlar" diye. Serkomiser Ziver ve Hurşit'e de haber salmayı unutmayın.

Bu konu açıldığı zaman "Onlar sözleşmelerinde olan izni kullanıyorlar bir kere. Sorun falan yok, tamam mıaa?" diyenler var. Sanki problem olduğunu öne sürenler "Dağıtım iznine gittiler" diyor. Sorun, gitmeden önceki süreç, yani iki haftadır yaşananlar. Oynamayan, hatta oynanan maça gitmeyen ama hakkında açıklama yapılmayan önemli bir oyuncu var ortada.

Kimileri de "Bu konuda konuşmak istemiyorum" diyen ve ağzından, haklı olarak, kerpetenle laf çekilen hoca için, "Kendisine salonda / facebook'da sorduk. Bir problem yokmuş" diyor. Hoca da sizi bekliyordu; "Gelseler de Macar basınına bile açıklamadığım şeyleri bir bir döksem. Arada bizim kayınbiraderi de çekiştiririz. Kesmezse Turanlar'a çöküp, bir 35'lik deviririz" diyormuş yakın çevresine.

Velhasıl-ı kelam...

Eğer sorunun bu yukarıdaki gibi olduğunu söyleyen bir sürü camiaya yakın insanın her biri ruh hastası değilse ve konuşulanlar doğruysa...

Dua edin de Diana ikna olsun ve geri gelsin. Yoksa Koskorcuk ağabeyin dediği gibi, "Bu Vebalin Altından Kalkamazsınız" .

Vebal de yılan gibidir hani; sinsi, kaygan ve her türlü deliğe girmeye müsait. En çok da sarı çıyanları altına almayı severmiş. Allah muhafaza, altında kalmakla bitmez çekeceğiniz.

2 yorum:

Maçanın Papazı dedi ki...

o vakit taurasi gelmezse penny niye gelsin ki konu buysa , bunları dert eden kim acaba Didem Akın mı ? FB de oyuncuların sahada ne verdiği ölçü ve değer olmalı...

tozlu parkeler dedi ki...

Çiftliğe çevirdiler kulübü, elde sopa koyun güder gibi topçuları hizaya getirmeye çalışan bir başkan. Başkası susar da dünyanın 1 numaralı ismi susmaz, siktiri çeker gider işte.