1 Aralık 2010 Çarşamba

Haydarpaşa'yı Kundaklamak...


Sakallı Nurettin Paşa, İzmir'i yakarken ne düşündüyse Haydarpaşa'yı yakanlar da aynısını düşündü:
"Yakın geçmişi. Yerine kendi geleceğimizi inşa edeceğiz"

"Milletvekilleri ve bürokratlar gecenin bir yarısı gelip, çatıya düzeneği yerleştirdiler; sabaha da yangın başladı" demiyor hiç kimse ama üzerinde belli parasal hesapların dört döndüğü anıtların her an çıra muamelesi görebilecek olması (sadece bu ülkenin değil) bu coğrafyanın bir geleneği...

Çünkü bu bir "medeniyet ve kültürün meselesidir"..

Tırnak içindeki cümle, Falih Rıfkı Atay'dan... Her Türk'ün başucu kitaplarından olması gerektiğine inandığımız için sık sık alıntı yaptığımız "Çankaya"dan bir pasaj olacak aşağıda. Türkiye'de şehircilik kelimesinden ne anlaşıldığını anlatan bu pasajın hala değişmediğini göreceksiniz.

------------------------------------------------

.. bir İstanbul milletvekili, garaj bahanesi ile aynı sokaklardan birinde dükkan "kaçırdı". Bir başka milletvekili kat "kaçırdı". Belediye göz yumdu. Ve tıpkı İstanbul'da spekülasyoncu ve arsa vurguncularının Prost'a oynadığı oyunu, Ankara'da yabancı şehircilere oynadılar. Yerli imar, Orta Anadolu'da, hiç şüphesiz bugüne kadar harcadığımızdan daha az masrafla elde edeceğimiz yeryüzünün en ileri şehri hayalini mahvetti.


Yerli imara yıllarca hâkim olanlardan biri, Ankara'ya on parasız gelmişti. Yüz binlerce lira kazandı ve parasını Amerika'ya aktardı. 1945'de New York'a gittiğim vakit, Ankara'daki ecnebi inşaatından çalan bir hırsız mühendisle onun şirket kurmuş olduğunu öğrenmiştim.


Mesele basit değil midir? Bir dönüm içinde bir kır evi disiplinine göre bir metre arsa fiyatının bir lirada karar kıldığını düşünürseniz, aynı yerde bitişik ve dört katlı apartman sistemi bu fiyatı on altı liraya, yirmi liraya çıkarır. Müsaadeyi verenler spekülasyonculara ortaktırlar. Onun için nerede arsacılar lehine bir plan değişikliği duyarsanız, hemen hırsızlığa hükmediniz.


Ankara'da milyonlar çalınmıştır. İstanbul'da milyonlar vurulmaktadır.


Sabit olmuştur ki, Mustafa Kemal, şapka ve Latin harfleri devrimlerini başarabilecek kadar kuvvetli bir idare kurmuş, fakat bir şehir planını tatbik edebilecek kuvvette bir idare kuramamıştı.

Çünkü bu, Atatürk'ün devrimleri ile halletmeye çalıştığı medeniyet ve kültürün meselesidir.

Hiç yorum yok: