28 Aralık 2010 Salı

Barış Size Minnettar


Yurt dışında çalışmak zor.

Yurt dışında "yalnız" çalışmak daha zor.

Sadece bizim memleketin insanında mı böyle bilmiyorum ama ofise kapanıldığı zaman bir gıybet fırtınasıdır, bir klişe yağmasıdır alıp gidiyor. Ara sıra mesai coşkusu, iş olmadığı zamanlarda sosyal ağların klavye tıkırtısı, gün sonuna yakın da temcit pilavı gibi aynı muhabbetler. Sanki Moskova trafiği her gün konuşunca açılacak ya da şantiye yemekleri her gün "kötü" olduğunu söyleyince Hogwarts'taymışız gibi değişecek sanıyorlar. Günde iki yüz kelime kullanabilen adamların iç buran devr-i daimiyle baş başasın. Çıldırmaya bire bir.

Bunları "ne zor şartlarda çalışıyorum ve ne işler beceriyorum" demeye getirmek için yazmıyorum. Ne gurbetlerde, ne çalışanlar var; bizimkisi yanlarında devede kulak tüyü bile kalmaz.

Bu cümleler iki güzel insana, iki kocaman teşekkür için peşrev.

Moskova'ya geldiğimden beri, kalabalık içinde yalnızlıktan ötürü, zaten hafif havadar olan kafayı iyice rüzgara kaptırmadıysam bu iki kardeşim sayesindedir.

Onlar da yurtlarından dışarıda çalışıyorlar. Yukarıda bahsettiğim "benden zor şartlar" onlar için geçerli. Allah'ın günü antrenman, bazen ardışık günlerde maçlar, uzun tren yolculukları, -40 derecede deplasmanlar...

Şimdi, bir süreliğine buralardan ayrılıp memlekete doğru uzanırken "minnetimi" kendilerine bizzat iletmek isterdim ama yoklar, taa Rusya'nın bilmem neresinde maçtalar. Hiç değilse buradan iki kelime edeyim.

Gençler... Mükemmel birer ev sahibisiniz. Mükemmel birer insansınız. Mükemmel bir çiftsiniz. Bu sonuncuya "Maşallah" deyip, tahtaya vuralım da Allah nazardan saklasın. Rusya'da geçirdiğim günlerden bana kalan en güzel şey misafirperverliğiniz oldu. Hiç geri ödeyemeyeceğim bir borç verdiniz bana. Ama elimden geleni yapacağımdan emin olabilirsiniz. Bizim memlekette bir yerden sonra dibine kadar geyiğe varmış bir laf vardır, "Vatan size minnettar" diye. Ben gayet ciddiyim; Barış size minnettar.

Not : Yalnız insan Wii'de ilk defa karşılaştığı insana bir oyun, bir maç verir şevklensin diye. Buldunuz acemiyi; masa tenisi, tenis, eskrim, basketbol derken dur durak bilmeden, acımadan yendiniz. Çalışıp, geleceğim. Yenilsem de ezilmeyeceğim. Ezilir gibi olursam, olay çıkarım maçı yarıda bırakacağım.

Hiç yorum yok: