24 Aralık 2010 Cuma

Didem Akın Üçlemesi Ep.2 : Rastgele, Balık Var mı?


"Yukarıdaki fotoğraf" kalıbıyla gitmeye devam...

Bu kare, Fenerbahçe - Galatasaray genç kız basketbol maçında çekilmiş. Şu yazıda konu etmiştik.  Ve demiştik ki:

"Diana Taurasi ve Penny Taylor maça gelmişler. A takımının hocası Ratgeber de yanlarında. Muhtemelen değil, kesinlikle birlikte çalıştıkları tesislerde böyle bir maçın varlığını kızlardan ve genç takım müsabakalarını takip eden Ratgeber'den öğrenip, Caferağa'da izlemeye karar vermişler. Ortada bir yönetici organizasyonu falan yok. Tamamen biri Amerikalı, diğeri Avusturalyalı olan iki Dünya yıldızının ve Macar hocalarının fikri. Kadraja giren diğer personel, "Bunların gittiğine biz gitmezsek ayıp olur" kontenjanından orada."

Didem Akın'ın görev tanımında "Fenerbahçe Bayan Basketbol A Takım Menajeri" yazıyor. Bunun açılımı nedir, bilinmez ama herhalde iç tüzükte engelleyici bir hüküm var; zira kendisinin daha önce bir altyapı maçına gittiği nadiren görülmüş. "Hiç görülmemiş" demiyorum çünkü Allah'ı var şimdi; A takım maçlarından sonra altyapı müsabakası varsa, lütfedip bir 5 - 6 dakika kalıyor. Zaten bu resimde de skorborda doğru "Ne işim var lan burada benim? Bitse de gitsem" bakışı canlı yakalanmış, görüyorsunuz.

A Takım Menajeri olunca, altyapıdaki kızların moral motivasyonundan sorumlu olunmuyor herhalde. Zaten bu Wnba oyuncuları / idarecileri falan da hep geri zekalı insanlar. Bok varmış gibi her fırsatta genç oyuncularla ilgileniyorlar falan.

"İyi de altyapı çok mühim hadise. Gün gelecek oradan oyuncular çıkacak, A takımda oynayacaklar. Öz kaynak düzeni işleyecek. Bu kızlarla A takım menajeri de ara sıra ilgilenmezse Sarı Çizmeli Mehmet Ağa mı kovalayacak bu işleri" mi dediniz? Çok anarşik cümleler bunlar. Didem Akın'ın çocuklara Fenerbahçelilik aşılayacak zamanı mı var? İşleri başından aşkın. Hoş, meşgul (!) olmasa bile, kendi bilmediği şeyi nasıl aşılayacak o da ayrı ya.

Makara bir yana... A Takım Menajeri ne iş yapar? En basitinden oyuncuların kendi aralarında ve dışarıya karşı olan ilişkilerinin yardımcısıdır. Bir kuple de halkla ilişkiler sorumlusu. Kendisinin ilk mevzudaki başarısı (!) iki senedir yaşanan Haydar Kemal Ateş ve Diana Taurasi olaylarından malum. "Ya ikincisinde durum ne" diye soracak olursanız, "Ne siz sorun, ne ben söyleyeyim" derim.

Didem Akın, "Başkan istedi" gölgesinin altına saklanıp, kendi beceriksizliklerini ve üşengeçliklerini yalanların altına süpürenlerden birisi. Fenerbahçe'de bunlardan bir sürü var. Kendileri gibi herkesin Aziz Yıldırım'dan çok korkacağını ve ona yaklaşmaya cesaret edemeyeceğini sanıyorlar. Daha önce bu satırlarda defalarca anlattık ama fazla hatıra göz çıkarmaz.

Bundan bir kaç yıl önce, Fenerbahçe ve Beşiktaş takımları arasında lig finali oynanırken, "Neden Avrupa yakasındaki maç saatlerinin bizim tarafa oranla daha uygun olduğunu" sormuş, cevap olarak "Başkan öyle istiyor" cümlesini işitmiştik. Hemen akabinde maçta rastladığımız Aziz Yıldırım'a "Böyle böyle diyorlar" dediğimizde, "Ne münasebet. Benim hiç alakam yok" demişti. Bu enstantane, tarihe "Didem Akın Yalanları - Varan 1" olarak geçti.

Devam filminin, "Didem Akın Yalanları - Varan 2"nin çekilmesi uzun sürmedi... Daha bu senenin başında, yine Beşiktaş ile oynanan bir hazırlık maçında yukarıdaki olaya paralel olarak yaşadıklarımıza şuradaki yazıdan ulaşmak mümkün.

Kaldı ki bunlar en basit şeyler. Haberlerin revaçta kalıbı "daha neler neler" var da yazmaya çizmeye gerek yok.

Şener Şen'in "Aşk Olsun" filminde bir "at tarafından kaçırılma" sahnesi vardır. Beygirin üzerinde "Ne halt edeceğiz" diye düşünerek turlarken derenin içinde, oltasıyla balığa çıkmış, sakin sakin duran bir vatandaşa rastlar. Kendisi telaşlı, balıkçı gamsızdır.

Aklıma o görüntü geliyor, yayıncı kuruluş kamerasından, farklı bir açıdan... Dereağzı'ndaki tesisin camından oltayı sallamış biri. Ezbere bildiği işler dışında etliye sütlüye karışmadan, kokmadan, bulaşmadan geçen günler.

O vakit soralım kendisine:
Rastgele Didem Akın. Balık Var mı?

Hiç yorum yok: