20 Aralık 2010 Pazartesi

Diana Taurasi, Fenerbahçe'deki Küçük Adamlara Karşı


Diana Taurasi'nin üst üste iki maçta sahaya çıkmamasından sonra yaşananlar, Fenerbahçe'de durumun ne kadar vahim olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.

Bu vahamet, Diana'nın geri dönüp dönmemesi değil. Ondan çok daha önemli (ve hastalıklı) bir noktayı işaret ediyor.

Bir çok Fenerbahçelinin gözü, bir yerden sonra, kulübün resmi iletişim araçlarının dediğinden başkasını görmüyor. Buna "Ne kadar donanımlı ve akil bir insan" dediğimiz, bazı hakiki spor adamları / kadınları da dahil. Hal böyle olunca, yöneticilerin icraatları hiçbir menfi değerlendirmeye tabi tutulamıyor ve birileri sürekli "hatasız kul" haline getiriliyor. Orhan Baba'nın dediği gibi... Olmaz...

Konuya dair kulübün "açık açık söylenmeyen ve satır aralarından zorla sökülen" açıklamasından başka bir şey duyanlar hemen "iftira" refleksini yapıştırıyor.

Oysa ortada bir iftira falan yok. Gerçekler söylenemeyeceği için önceden yapılmayan bir açıklama, insanların merakı üzerine ortaya sürülen klişeler, krizi giderme çabası ve kitabına uygun bir izin uygulaması var.

Öncelikle "Gittin, bu gidiş bence ölümden de beterdi. Gönlüm 'geri dönmez o giden sevgili' derdi" durumu olmadığını herkesin bilmesi lazım. Çünkü bu işler, alavere dalavere güneşi doğup da ortalık aydınlanana kadar sürer. Atılan taklaları, öteki berikine, beriki kuyruğuna atar. İş, "Çocuklar bir hatadır yapmışlar. Bundan sonra her şey düzelir. Siz moralinizi bozmayın, işinize bakın"a bağlanır. Verilen taahhütler, sporcunun kendini takıma iadesiyle sonuçlanır.

İşte Fenerbahçeliler için asıl mesele bundan sonra başlıyor.

Diana Taurasi geri gelmiş, gelmemiş "asıl" mesele bu değil. Elbette bu büyük bir sorundur ama ondan önemlisi, Fenerbahçe'nin içinde bazı insanların küçük kafalı olmasıdır. Sporculara, Fenerbahçe'de sürdürdükleri yaşantıları sırasında "Stasi" usullerinin reva görülmesidir.

İlk yılının ardından Penny Taylor'ın takımda kalması için bizzat irade koyan ve Diana Taurasi'nin muhakkak alınması talimatı veren Aziz Yıldırım'ın, aralarındaki ilişkiden haberdar olmaması mümkün değil. Nitekim o da "Bize ne? Kime ne?" şeklinde düşünmüş olacak ki ikisi de Fenerbahçe'deler.

Muhtar Sencer ve Cem Atabeyoğlu gibi idealist Fenerbahçelilerin kurduğu Fenerbahçe Basketbol Şubesi'nin tarihsel süreç içerisinde bir sürü başarısız yönetici gördüğü kesin. Ancak Mahmut Uslu gibisini görmüş müdür, bilinmez.

Aziz Yıldırım, sonunda verdiği zararı görüp, kendisini uzaklaştırdı ama kraldan fazla kralcı, nevi şahsına münhasır, her şeyi bilip, her şeye karışan, evlerden ırak sabık yöneticimiz Mahmut Uslu'yu ve onun zihniyetini temsil eden mesai arkadaşlarından bazıları hâlâ görevde.

Maç saatleri gibi basit konularda bile taraftara utanmadan sıkılmadan yalan söyleyebilen "sarı kırmızı aşığı" menajerler, halka açık hazırlık maçlarında Fenerbahçe'yi taraftarından kaçıran "hık deyicinin pık deyicisi" korkuluk idareciler, Fenerbahçe Kadın Basketbol Takımı'nı ilk kez şampiyon yapan hoca için "O kimdi yahu?" diyecek kadar bilgisiz "Mahmut Uslu artığı" yöneticiler... Bunlar küçük insanlar... Diana Taurasi'nin ağırlığını kaldıramayacak kadar küçükler... Yıllardır önünden geçtikleri halde bir kez olsun uğramadıkları altyapı maçlarına, geleli bir yıl olmasına rağmen 40 yıllık Fenerbahçeli gibi giden yabancı sporcuların iyi niyetinden nasibine bir tutam bile düşmemiş bunların... İcraatları da hesapları da, kendileri gibi küçük... Geçmişte yerli oyunculardan yolları ayıracaklarımıza türlü konularda takla atan da bunlar, Diana Taurasi'ye askerdeki alt devre muamelesi yapıp, ıstırap olmaya çalışanlar da...

Bir kısım Fenerbahçe taraftarının, ortaya çıkan her gayri resmi duruma Türk filmi gözyaşı dökmek yerine, bir miktar olayların içine girmesi gerek. Aksi halde ileri ki senelerde ortaya çıkacak olanlara "Aaaaaa" demekten de, küçük adamların küçük hesaplarından da kurtulamazlar.

3 yorum:

tozlu parkeler dedi ki...

Kulübün önemli sorunlarından birisi de kendini kral gören kadar kraldan çok kralcılığa soyunanlardır.
Her bi ettikleri halta başkanın emri kılıfını geçirince dışarı koku sızmaz sanıyorlar.

Adsız dedi ki...

Sen nereden öğrendin Penny ile Taurasi arasındaki sözde ilişkiyi.Ayrıca madem bu ilişki madem biliniyordu da sene başından beri hiç sorun çıkmamasına rağmen şimdi çıktı?

Canarino dedi ki...

Adsız'lar söyledi.

Okuduğumuzu da anlamıyoruz. Gayet açık yazıyor yukarıda. Tekrar tekrar okuyalım, üşenmeyelim.