15 Aralık 2010 Çarşamba

Emre, Fenerbahçe'ye Başkan Olsana...


Ne de olsa monarşi var. Tahtın babadan (manevi de olsa) oğula geçmesine, kimsenin diyecek bir şeyi olmaz. Hem ayrıca Ankaragücü'ne karşı yaptığı çıkışla "Eğer başkan sensen, gel kulübünün hakkını savun. Yok, eğer başkan bensem, emrediyorum, gel kulübünün başında dur" tavrı sergileyip, yüksek yöneticilik yeteneğini gözler önüne serdi. Kongrede bir kısım üyenin, Türkiye'de her "kongre" adındaki şeyde olduğu gibi, işaretle oy kullandığı düşünülecek olursa teknik açıdan da imkansız değil. Hadi, hadi, oldu bu iş...

Fenerbahçe tarihine hiç mi edepsiz futbolcu gelmedi? Kabaca bir sayımla bile, özellikle son dönemlerde, fazlaca vardır herhalde. Fakat bu sayısal istatistik gerçek olarak karşımıza dikilse bile, edepsizliği hoş görmemizi sağlamıyor. Çünkü bu bir mide meselesidir. Safrayı atmamakta inat etmek, onu sevmek demektir.

Muhatabı olmayan yöneticilerle yaşadığı polemiklerin, hırslı bir futbolcunun saha dışındaki hezeyanları olarak değerlendirilebileceğini biliyor Emre. O "adanmışlık pozu" kalkanının arkasında durmanın kendisini bir sürü şeyden koruyacağını da öyle. Sahada çizdiği bütün bu çirkin portrenin, futbolu bıraktığında yayıncı kuruluşla ya da başka bir spor kanalıyla anlaştığı zaman koyu renk takımları çekerek kamera karşısında geçtiğinde unutulacağından da emin. Böyle birini kim durdurabilir? Hakemi de iter, yedek kulübesine de söver, takım arkadaşına da saldırır. Nasılsa gün gelecek "Tamam, Fenerbahçe'ye transferini kabullenemedim, kendisini de sevmiyorum ama futbolu başka. Her türlü oynar" şeklindeki olumsuz (!) fikir de ortadan kalkacak. Kala kala yenetekli futbolcu, cici yorumcu Emre figürü kalacak.

"Tamam, iktidara gelmesini kabullenemedim, nasyonel sosyalizmi de sevmiyorum ama yöneticiliği başka. Her türlü başımızda kalsın" diyenler var mıydı acaba?

2 yorum:

fenerlihüseyin dedi ki...

Hepsini anladım tamam da ,
Nasreddin Hocanın üslubuyla sorayım :
Peki . hırsızın hiç mi suçu yok ?

Canarino dedi ki...

Hırsız kim?