7 Aralık 2010 Salı

Burak Şakarcan ile Tribüne Dair - I : Ne Olmalı, Ne Olmamalı?


Bir zaman önce blog tutmaya başlayan ama sonra yazmaktan vazgeçen kardeşim Burak Şakarcan, "kelimenin gerçek anlamıyla" Türkiye tribünlerin kurmaylarındandır.

Geçenlerde Twitter'da tribüne ve diğerlerine dair manifesto gibi bir şeyler karalayınca bunları toplayıp, detaylandırmak gerekir diye düşündüm. Ortaya aşağıdaki gibi bir şey çıktı. Devamının gelmesi dileğiyle başlayalım.

1 ) Başkanlar emniyete "Alın bunu" dediğinde, insanlar alınmasın. Bilakis "kamu görevlisi" olmadığı halde talimat verene "Sen kimsin?" densin.

2 ) Emniyet güçleri insanlara ön yargıyla yaklaşmasın. Bir olay çıktığında gelişigüzel kimseye şiddet uygulanmasın. "Bunlar yapmıştır" diyerek, seçmece adam alınmasın.

3 ) Salonlar, stadyum koridorları ve bilet sıraları gibi, kitlenin yoğun olduğu alanlarda biber gazı kullanılması yasaklansın.

4 ) Bilet sıralarında emniyet güçleri karaborsacılarla işbirliği yapmasın.

5 ) Pankartlara özgürlük verilsin. Demokratik protesto ve esprili sataşma pankartları tamamıyla serbest bırakılsın. Sadece kanuna aykırı ve ahlaka mugayir pankartlara tedbir uygulansın.

6 ) Bayrak sopalarının ve davulların, salonlara ve stadyumlara girişi serbest bırakılsın. Sadece bunları saldırı aracı olarak kullanan veya sahaya atanlar tespit edilerek cezalandırılsın.

7 ) Stadyum ve salonlarda yer alan kamera sistemleri doğru ve yerinde kullanılsın. İstendiği zaman "çalışıyor", istenmediği zaman "çalışmıyor" denmesin.

8 ) Başkanların ve yöneticilerin, tribünlerde bindirilmiş kıtalar kullanması engellensin.

9 ) Bıçak vb. yasak madde taşıyanlar cezalandırılırken, o insanları karakoldan çıkaran yöneticiler de unutulmasın.

10 ) Kulüplerin ortam gerecek ve camiaları kavgaya sevk edecek işlerin içerisinde yer alması yasaklansın ve işleyiş sıkı takip edilsin. Örneğin deplasman tribünü bilet fiyatları sabitlensin.

11 ) Türkiye'de hayatın her yerinde kullanılan küfür; stadyumda ve salonda idari / adli ceza sebebi olmasın. Küfür edenler para ya da maça girememe cezası almasın.

Kendimce yorumlayacak olursam "Yanlış" diyebileceğim tek bir madde bile yok. Ekleyebileceğim tek şey şu:

Taraftarlar, Türkiye sporunda yaşanan şiddetin "kalkan vazifesi gören" piyonları olabilir. Ama bunların arkasına saklanıp, şah sıfatıyla tepeden bakan yöneticiler ile vezir pozisyonunda her şeye maydanoz olan medya unsuru, taraftardan kat kat suçludur. Devletin ve yasanın kolu bunlara, yani organize edene ve azmettirene uzanmadığı sürece, 70 küsur milyonluk  ülkede bu şiddeti bitirmenin imkanı yoktur.

4 yorum:

ezeriko dedi ki...

Sadece salonda davula muhalefet edebilirim.

baris_gerceker dedi ki...

konuya kenarından dokunabildim NTVSpor'daki köşede ama buradaki kıvamı yakalamak zor. dilim döndüğünce deşmeye devam edeceğim taraftarlık odağından...

Canarino dedi ki...

Moskova'da da deli mevzular oldu. Gündem karışık. Mesai bir sakinleşsin, akşam Dinamo maçı da geçsin, kıvamına derinine irdelemeye devam. Seri yap hatta bundan :)

sallanyuvarlan.blogspot.com dedi ki...

Burak şakarcan,kişilik olarak takdir ettiğim insanlardandır. Tribünde en büyük sorun bir fenerbahçeli olarak belirtiyorum.

Emniyete karşı övgü yağdıran bir tribün olunması
karaborsacıları ön tarafa sokması. Pankartlara özgürlük
Tabii bu ülkede zor bunlar
Taraftar korkak olmayacak zamanında pankartlar uğruna mücadele edilirdi kaçmazdı insanlar
şimdi durum değişti