21 Nisan 2010 Çarşamba

Naz Meselesi Hakkında

Fenerbasket'te tanıştığımız ve voleybol yazılarını severek okuduğumuz Alde'nin, Naz Aydemir'e dair yazısını okuyunca yakın geçmişe uzanıverdim. 2007 senesinde, Eczacı'nın salonunda final oynarken, "Naz'ı almak lazım abi, Naz'ı" diye yüksek sesle düşünüyorduk hepimiz. "Müessese takımında bu kadar hırsla oynayan kız, Fenerbahçe forması ve taraftarla neler yapmaz?" diyorduk.

Fenerbahçe'ye gelmeden önceki sezon, Eczacıbaşı ile oynadığımız bir maçta tribünden aşağıya "Artık Fenerbahçe'ye gel kızım" diye seslenen Bülent ağabey'e "Onu Mehmet Ali Bey'e söyleyin" cevabı vermesini ve yine Bülent Ağabey'in maçtan sonra bu sefer Naz'ın annesine "Vallahi kaçıracağız kızınızı" deyip, "Zamanında Cemil'i de öyle almıştık" şeklinde ek yapmasını Kazakistan'da duyduğumda çok gülmüştüm.

Bülent ağabey'in istediği oldu, Naz Fenerbahçe'ye geldi.

Copa Cabana'nın müdavimi Adnan Kıstak gittikten ve Üzeyir ara macerasından sonra, yerine sinerjiyi üst düzeye çıkartan Jan De Brandt geldikten sonra çoğunluk gibi ben de Naz'ın takımın değişmez elemanı olacağını düşünüyordum ama hakikat bambaşka bir mahiyet aldı.

Voleybola dair teknik yazılar yazmayı sevmiyorum. Üç kuruşluk bilgimle bu konuda ahkam kesmek her aklımdan geçtiğimde, kendime "Ayıp edersin, sen en iyisi sus" diyorum. Nitekim şimdi yazacaklarım da teknik konular değil.

Türkiye maalesef zayıf bir spor ülkesi. Allah vergisi yeteneğiyle ve/veya çok çalışma neticesinde üzerine katmasıyla isim yapmış sporcu sayısının, nüfusa oranı çok çok az. Ayrıca kadınların, sadece spor konusunda değil, hayatın her alanında tutabildikleri köşe başı hala yeteri kadar fazla değil.

Bu minvalde, spor kulüpleri eğer kadınların sahaya çıktığı sporlara yatırım yapmaya devam edeceklerse, bunu altyapıdan ve ülke bünyesinden çıkartacakları, mümkün mertebe kaliteli oyuncularla gerçekleştirmeleri gerekiyor.

Naz mevzuunda, işin " sporcu karakteri" ile alakalı bir yanı olup olmadığını bilemeyiz elbette. Ama böyle bir sıkıntı yoksa, Fenerbahçe önümüzdeki seneden itibaren yoluna Frauke Dirickx ile değil, Naz ile devam etmeli. Eğer önümüzdeki senelerde yabancı sayısı sınırsız olmayacaksa, elimizdeki "Milli Takım Pasörü"nü bir şekilde "as olarak" değerlendirmek zorundayız.

Milli Takım vurgusu yaparken, Türk sporu falan da değil mevzu. Benim tek derdim Fenerbahçe... Hazırda hegemonyası yıkılmış bir Eczacıbaşı karşısında, bugün "Naz'ı bırakıyoruz" dediğinizde, maddi imkanı yerinde olan lig kulüpleri sıraya girecek gibiyse, bu oyuncuyu yedekte bekletiyor olmak çok da doğru gelmiyor bana.

İşin sportif boyutu bir tarafa, genç yaşından sporu bırakana kadar Fenerbahçe'de oynayacak ve bayrak olacak sporcu takıntısı bulunan bizim kafadaki insanlar için de Naz ideal bir isim. Her ne kadar Fenerbahçe'ye gelmeden önce "Koyu Galatasaraylı" olduğunu kendi resmi sitesinden okumuş olsak da o koyuluk, açılmaya yüz tutmuştur büyük olasılıkla. Naz, Eda, Seda gibi genç yaştaki oyuncuları kulübe getirdikten sonra, onlara "aidiyet yüklemesi" yapmak, Fenerbahçe'nin geleceğini garanti altına alır. Tabii ki Fenerbahçe'yi ve camiadan gelecek ilgiyi kaldırmak kolay değil ama en azından bir süre denemek gerek. Belçika'da havalar nasıl oluyor bilmem, ama bizim buralarda, yel biraz tuhaf eser bu konularda.

Hiç yorum yok: