28 Nisan 2010 Çarşamba

Hadsizlik


Türkiye 1. Ligi, Süper Ligi, Über Ligi, adı her neyse, bu lige yakıştıramadığım tek bir takım var. O da Ankaragücü.

Sonrasında ne yaptığı mühim değil, nasıl bu lige çıktığı malum Ankaragücü'nün. Darbe hassasiyetinin, suni veya değil, bir şekilde üst düzeye çıktığı şu günlerde, "Fakir ama gururlu gencin kuvvetlenerek geri dönüşü" gibi Ankaragücü'nü ligin dışına kovalayacak bir idare elbette doğru olmaz ama geçmişi de unutmamak gerek.

"Sonrasının ehemmiyeti yok" dedik fakat bu sezon Ankaraspor ile olan mevzularda asıl kabahatlinin Ankaragücü olması gerçeği de önümüzde duruyor.

Bütün bunların unutulduğu ülkede gündeme gelmek ve milyonların hem takdirini, hem de nefretini kazanmak için yapılabilecek tek şeyi yaptı Ankaragücü. Fenerbahçe'ye bulaştı. Neresinden tutsan hadsizlik akıyor ama ne yapacaksın? Resmi siteden bir iki güzel salvo, taraftar yüklenmesi, falan, fişmekan, hepsi hikaye.

Gideceksin, koyacaksın, döneceksin. Bunlar da işedikleri cami duvarının uzağında bir yere çöküp ağlayacak.

Geçen gün Facebook'ta koca koca adamların üye olduğu bir yer gördüm. "Fenerbahçe'yi sevmiyorum diyen 1.000.000 kişi" diye bir sayfa. Normalde rakip olması gereken tipler, birleşmişler Fenerbahçe'ye kampanya açmışlar. Bugün Papazın Çayırı'nda okuduğum bir yazının üzerine bu sayfayı görünce gülümsedim gayri ihtiyari. Günümüzün en popüler "vatan kurtarma ve fikir beyan etme" aracı olan Facebook'taki bu çabayı ve Ankaragücü'nün açıklamalarını alt alta koyunca insanın aklına sadece bir tek şey geliyor. Fenerbahçe herhalde zamanında bu arkadaşların yedi sülalesini alt alta koyup... Sanıyorum ki öyle...

Hiç yorum yok: