6 Nisan 2010 Salı

Bu Kızların Hakkını Ödediniz mi?

Fenerbahçe Kız Voleybol Takımı, 2007'den bu yana şampiyonluğa oynuyor. Basit bir oyun oynayalım. Tahmin oyunu... Acaba şu dört sezon zarfında, İstanbul'da oynanan onca maçta toplanan seyirci sayısı, Şükrü Saracoğlu Stadı'nın kapasitesine ulaşmış mıdır? Benim cevabım "hayır" olur, sizinkini bilemem.

Bu kızlar geçen sene şampiyon oldu, forumlar doldu taştı.

Bu kızlar bu sene Avrupa'da Final Four'a kaldı, forumlar doldu taştı.

Şu iki senelik performans sayesinde Fenerbahçelilerin çoğu, rakip takımı tutan tanıdıklarına nispet yaparcasına gazetelerin ilgili sayfalarını yolluyorlar sanal ortamda.

Buraya kadar iyi, hoş, güzel, fevkalade, harikulade...

Ama nasıl bir aşksa (!) kızların maç yaptığı ufacık salon sürekli boş kalıyor. İnsanın "Hay ıstırabını..." diyesi geliyor böyle aşk (!) için.

Parantez içi ünlemler için kimseler kusura bakmasın. Fenerbahçe camiası üzerinde bu kızların çok büyük hakkı var. Lakin kimsenin o hakkı ödemeye niyeti yok.

Dandik bir futbol maçına saatler öncesinden gidip, sağda solda, dernekte lokalde içmeye çöküp, vaktini heder etmeyi istikrar bilmiş tribün sevdalıları neden bu kızların hakkını vermez?

Ha, şunu da söyleyeyim; bu sualin muhatabı delikanlı gibi "Benim umurumda değil kardeşim voleybol falan. Ben futboluma bakarım, stadımı görürüm, dalgam budur" diyenler değil. O deplasman senin, bu deplasman benim futbol takımının peşinde koşturanlar hiç değil. Çünkü bunların birincisi gayet dürüstçe meramını belli ediyor, ikincisinin ise çektiği cefanın zaten haddi hesabı yok.

Bir "yok" daha var. O da şu ki; her maçtan sonra forumlarda "Helal olsun size" yazmak için klavye başına doluşan ama maçlara gelmek için adeta "Cumhurbaşkanlığı'ndan Antetli Kağıt" bekleyenlerin yatacak yeri yok.

Bak, yine "Bir iki cümlede bitiririm" dediğim yazı uzadı, gitti. Sadede geleyim.

Maçlara giden bir kaç avuç adam, kimseden daha fazla Fenerbahçeli değil. Çünkü "Taraftar" dediğin maça gider. Kendisine "Taraftar" diyebilmek için maça gitmek zorundadır. Gittiği maçta, takımına karınca kararınca destek vermek zorundadır. Maça gitmek ve destek vermek, rütbe ve övünç kaynağı olmaz.

Lakin "Kız arkadaşımla buluşacağım", "Başım ağrıyor", "Midem bulanıyor", "Ayağım sakat", "İddaa oynadım", "İtalya derbisi var", "NCAA Final Four'u oynanacak", "Bugün tanışmamızın 1000. gününü çeşitli etkinliklerle kutlayacağız" vb. bahaneler eşliğinde, oynanan sürüyle maçın bir tekine bile uğramayan insanların da sağda solda bu takım hakkında menfi konuşmaya yüzü olmamalı.

Kimse aklından çıkarmasın; bu kızlar, son yıllarda "Ben Fenerbahçe'yim" diye ortalarda gezen, futbolcular da dahil, herkesten daha "Fenerbahçe"

Onları "bilerek ve isteyerek" yalnız bırakmayı içine sindirebilenlerin cem-i cümlesine yazıklar olsun!

3 yorum:

Arkhe dedi ki...

Bu takımı izlemeyi çok istiyorum ama lanet olası maç saatleri benim gibi Avrupa yakasında çalışan kişilerin maça gelmesini çok zorlaştırıyor. Ama o tribünler dolarsa maç saatleri de daha uygun bir şekilde ayarlanmaya başlayabilir..

fenerlihüseyin dedi ki...

Keşke İstanbul'da otursaydım .

.::aysberg::. dedi ki...

çok haklısın gerçekten !! kendimden utandım gerçekten. /=