19 Nisan 2010 Pazartesi

Fenerbahçeli Dediğin "Adam" Olacak

Eline bayrak alınca, "bayrak adam" olunmadığı gibi, sırtına Fenerbahçe forması geçirince de adam olunmuyor.

Centilmenliğinde, kılında, yününde değilim. Adrenalinin bu denli yüksek hissedildiği ve yetmiyormuş gibi tribün başta olmak üzere her yerden pompalandığı bir yerde naiflik, zarafet falan beklemek iş değil. Ama Bilica'dan istenen de bunlar değil.

Kaç oldu? Mutlaka sayan vardır, Bilica'nın herzelerini. Daha sıçtığı bok nizamiye kapısından dışarı çıkmayan bu arkadaşın yedikleri bini aştı. Ölçüsüz hareketleri ve saçma halleri, en başta taraftarın ve takımın emeğine yazık ediyor. O tuhaf pozisyonda "Şurayı eşeleyeyim de penaltıda dezavantaj olsun" diye debelenip, King Santillana reisin maç yazısında vurguladığı üzere şark kurnazlığı yapacağına, oyununa çeki düzen verse, aldığı parayı ve gördüğü kral muamelesini daha çok hak eder ama yok işte. Brezilya cahilinin kafası almıyor o kadarını. Evet, bu düpedüz cahillik. Başka bir şey değil.

İşin bir başka boyutu daha var.

Geçmişte, senelerce Bülent Korkmaz'ın taa anne karnından çıkışta sarı kart işareti yapmışcasına tavırlarından tiksinen ve Arif Erdem'in burgulu parendeli ölüme atlayışlarından bunalan Fenerbahçelilerin çoğu bu adamla ilgili düşüncelerini "Ama onlar da yapıyor" noktasında yoğunlaştırıyorsa, "Fenerbahçe ve Diğerleri" farkı bambaşka bir yöne gidiyor demektir. Sadece "Fenerbahçe forması giyiyor" diye bir oyuncunun camiaya yaptığı saygısızlık, görmemezlikten gelinemez.

"Teyzemin bıyıkları olsa" değil, bir olasılık ve zevzekliğin bedeli öngörüsünde bulunalım...

İcraatından sürekli şikayet ettiğimiz ve zaman zaman art niyetlerinden dem vurduğumuz hakemlik müessesesinin dünkü icra insanı, çat diye çıkartıp kırmızı gösterse ne olacaktı? Penaltının da gol olduğunu ve maçı kaybettiğimizi düşünelim. Ne yapacaktık? Basın toplantısı mı düzenleyecektik? "Bundan sonra susmayacağız" yürüyüşü mü tertip edecektik? Ne yaparsak yapalım, o meşhur atasözü gelmeyecek miydi aklımıza?
"Halayık kapıyı sikildikten sonra kapatırmış"

Bilica gibi, mevkii itibariyle müthiş önemli bir sporcunun, bunları yapmaya hakkı yok. Süleyman Seba sonrasının Beşiktaş'ı zaten yenildiği maçlardan sonra "Ama bizim hakkımızı yedileeeaeeaar anneeee" diye ağlamasıyla meşhur. Onların ağzına bu sakızı vermeye hakkı yok. Tamam, ibret-i alem için, Bilica'yı Sultanahmet'te bir ağaca asıp, alem-i erbahtan, alem-i berzaha gönderecek değiliz ama bir "Ne yapıyorsun lan sen? İş misin, sipariş misin?" diye de sormak gerekir.

2 yorum:

Da Vinci dedi ki...

Ağzına sağlık üstat.

Rain96 dedi ki...

Fenerbahçe değerleri, tarihimiz, geçmişimiz, geleneklerimiz, ideallerimiz..! Hepsi boşmuş! Aslında Fenerbahçe kirlenen futbolun ve endüstriyel sporun KALESİ imiş. Ben Bilica'yı bu forma altında bir saniye daha görmek istemiyorum ama bizim yönetimimiz daha çok Bilicalar istiyor. Fenerbahçe ne yazık ki düzenin en yozlaşmış camiası olmaya hızla ilerliyor. Fenerbahçe tarihi hakikaten tarih oldu. Yazık!