6 Şubat 2010 Cumartesi

Sosyal Basketbol

Serdar ağabeyin (Gürel) sitenin başına "Bu güne değin bir kaç iyi niyetli girişim haricinde sosyal sorumluluk projelerinde sınıfta kalan basketbol camiasının nasıl harekete geçirilebileceğini, neler yapılabileceğini tartışmak amacıyla kurulan bir oluşum" yazarak startını verdiği bir yapılanma, sosyal basketbol. Belki yapılanma aday adayı demek daha doğru olur ama "neresi doğru ki" spor camiasında, hüsnüniyetle yaşamaya çabalayacak bir organizasyon olacağı için her imkanla yürümesine çalışmak gerek.

Şimdilik yalnızca bir facebook sayfasından ibaret. Dileyenler buradan bakabilir.

Seda Tekindağ'ın trafik kazası geçirmesinden sonra kısa bir süre duyarlı hale gelen basketbol camiasının bu hassasiyetini daha uzun süreli kılmak adına, iki gram bile faydası olsa ne ala.. Serdar ağabey umutlu. Projeleri olduğunu da söylüyor ama ben, nursuzluğumla paralel olarak, bu kadar da iyimser olamıyorum. Bireysel değil, kitlesel bir inançsızlık benimkisi...

Bu grubu ele alalım. Tabelada 106 üye ama sıfır fikir. Düşünceye dayalı bir hareket inisiyatifinin, iki tıkla içeri girmekten daha fazla sorumluluk gerektirdiğine inanmak herhalde olmazsa olmaz. Ama nerede? Yok... Sonra Vahdettin'e kızıyoruz. Vay efendim, "Bu millete çoban gerek" demiş de, koyun iması yapmış. Haksız mı?

Serdar ağabey, projesini duyurma arifesindeyken aşağıdakileri karalamıştım sayfasına...

Bu güzel çaba için seni ve diğer omuz verenleri ayakta alkışlama isteğim ne kadar yüksekse, camianın -belli isimleri müstesna- bir bütün olarak bu mevzulara yöneleceğine olan inancım da bir o kadar sıfırın altında Serdar abi.

İdealist olmak ile "Cesur ve Güzel'cilik oynayarak gün geçirmek" arasında tercih yapmış kitlelerin ekseriyetle hangisine meylettiği bu denli aşikar iken, zikrettiğin güzel mücadeleye dair duyarlılığın ve mesuliyetin bir avuç "spor/insan seven" şahsın omzunda kalacağını kestirmek zor olmasa gerek.

Artık adına;
"Bana dokunmayan yılanla ben neden elleşeyim" mi denir?
"Elle gelen düğün bayram" mı denir?
"Hop ipim, vay kuşağım" mı denir?
Orasını bilmem.

Evet, keşke bütün Dünya buna inansa, keşke hayat bayram olsa... Gönül muhakkak bunları ister. Ama sanıyorum ki bu hususta da Orhan Veli haklı çıkar... Kimileri ölür, çoğunluk nutuk söyler.

"Vefa"nın, bırakın manevi anlamını, semt veya boza olarak bile unutulmaya yüz tuttuğu ve güzel sonuçlara ulaşmak için ortaya konulacak "Fikri Cefa"nın zul addedildiği şu günlerde; Allah, öncelikle Seda'yı sevdiklerine ve sevenlerine bağışlasın.

Sonrasında inşallah yukarıdaki mevzularda ben yanılırım da, yazdığım menfi kanaatlar bana kapak olur.


Bir cevap ise şu biçimde geldi:
"Eylem olmadı mı vizyon bir rüyadır..Vizyon olmadan, eylem vakit geçirmektir.Eyleme sahip bir vizyon ise DÜNYAYI DEĞİŞTİRMEKTİR"

İddia güzel, gider güzel ama geçerliliği var mı? Yok... Ütopik devrim masalları. Tabii bizim ülkemizin pasif ama sözde idealist insanlarının çoğunluğu için. Klişe ama; istisna kaideyi bozmaz.

Hep aynı şey geçiyor aklımdan... Kurtuluş Savaşı yıllarında facebook marifeti olsa "Bahtı kara maderini kurtaracak 250.000 kişi bulabilirim. Lütfen listenizin tamamını davet edin" grupları kurulurdu. Duvarına da "Arkdşlr, tekalif-i milliye emirleri yayınlandı. Ltf malzemeleri geciktirmeden werelim. Bu watan hpmzn" yazılırdı. Ya da yok lan, bu sonuncusu çok iyimser oldu! Yan gelip, yatılırdı.

Allah şu düzgün mücadelede yanına hayırlı ve idealist yoldaşlar nasip etsin Serdar ağabey..

Hiç yorum yok: