28 Şubat 2010 Pazar

27 Şubat Hatırası

Memleket köşe yazarları gibi "makale yazıyorum" ayağına yatıp da maçın anlatımını ve istatistikleri karalamaya gerek yok. Herhangi bir Fenerbahçe basketbol maçında, galibiyeti ya da sezonda başarıyı anlatmak için şu iki adamın resmini göstermek kafi gelir.

Mevzu Galatasaray'ı yenmekten ziyade, bir maçı kazanmayı bu adamlar kadar istemekten ibaret. Ne ironidir ki; bu oyuncuların ikisi de zırt pırt "Yaşlı" sözüne maruz kalıyorlar. Cevap olarak "Değiller mi?" diyeceklere verilecek yanıt basit. Öyle olabilirler ama bunu sürekli dillendirmenin mantığı ve yararı nedir? Bunu ben yapsam, sen yapsan, sokaktaki adam olarak biz yapsak amenna ama hocaları bile yapıyor yahu. Tuhaf şey!

Neyse, bir Galatasaray galibiyeti daha çeteleye yazıldı velhasıl. Salon ağzına kadar doluydu. Sarı-Kırmızıya dair sadece oyuncular vardı, taraftar yoktu. "Spor Sergi ruhu" falan diyorlar arada, karşı yakadan. Özlenmeyecek gibi değil şüphesiz. Ama duyduğumuz, bildiğimiz, arşivlerden gördüğümüz kadarıyla "Fenerbahçe-Galatasaray" maçlarının tribün ayağında pek de özlenecek şeyler yokmuş, iki direk arası cenahı için. Ama doğru ya, "kendin pişir, kendin ye" gibi, "kendin uydur, kendin inan" var.

Son olarak; maç biter bitmez havluyu kafasına gerip, koşa koşa soyunma odasına kaçan bir maymun vardı. Taraftarı tahrik etmeyi, durduk yere hallenmeyi falan geçtim. Acaba arkadan sakin sakin yürüyerek gelen takım arkadaşlarından ve teknik kadrodan hiç utandı mı, onu merak ediyorum. Sanki içeriden "Emrah koş" demişler gibi...

1 yorum:

Tarjeta Amarilla dedi ki...

yeni salon tamamlanabilirse eger, Damir'in heykeli dikilsin salonun girisine...