24 Şubat 2010 Çarşamba

Aristokrat (?) Fenerbahçe

Bugün yaşı otuzun üzerinde olan Fenerbahçe taraftarları, okullarındaki ezici Fenerbahçeli ağırlığını gülümseyerek yad ederler. Şimdi durumun bu denli açık ara olduğunu söylemek mümkün mü? Değil..

O halde yapılması gereken, çocukları ve gençleri etkilemektir. Bu "etkileşim" çocuğu hafta sonu elinden tutup masa tenisi müsabakasına götürmekle ya da okul çıkışı yelken antrenmanı izlemekle olmaz. Dünyanın en büyük spor kulübü olan Fenerbahçe'nin branş yelpazesini geniş tutması elbette takdire ve minnete şayandır. Ama lokomotifi ilerlemeyen bir trenin vagonlarına kimsenin oturmayacağını da bilmek gerekir. İşte o lokomotifin adı "stadyum"dur.

Bu minvalde, Fenerbahçe stadında kale arkası bilet fiyatlarının yüksek olmasına dair protestoların ana fikri ve amacı, yaşı kemale ermiş insanların tekrar tribüne döndürülmesi değil "öğrencilerin ve çocukların", kısacası gelecek kuşakların, kazanılmasıdır.

Bilinçlendirilmesi sürece bağlı "öğrenciler" ile, bu tip mevzulardan sorumlu olacak kadar akıl baliğ olmayan, ebeveyni ile maça gelmiş "çocukları" futbolcu ıslıkladıkları için suçlamak ve "22 Lira yaparsan böyle olur işte" cümlesini kurmak insafsızlık olur.

Fenerbahçe'ye dair bu ülkede söylenmemiş söz kalmadı. Seveni, sevmeyeni her türlü yakıştırmayı yaptı. Ama Fenerbahçe, Fenerbahçe olalı, bir an olsun "aristokrasi"nin boyunduruğuna girmedi. Türkiye'de olup olmadığı tartışılan, kimilerinin "çakma" dediği "aristokrat" yaklaşıma belki başkanlar yanaştı, belki yönetimler göz kırptı ama "Fenerbahçe" olgusu her zaman halka ait kaldı. Bugün gelinen noktada "Bilet ucuz olunca stadyumu hayvanlar dolduruyor mirim" cümlesinin iması bile Fenerbahçe adına balçık sürmeye çalışmak olur.

Her sistem kendi elitini yaratır ve icraatların bekçiliğini bu kitleye yükler. Bunda garipsenecek bir şey yok. Fakat...

Fenerbahçe'de tüm şiddetiyle yürürlükte olan "alaturka ve yarım" kurumsal kimlik, yarattığı kitleyi "eleştiri dinlemeyen ve kabul etmeyen" ağır bir narsisizme doğru götürüyor. Bu gidişle her şeyin yolunda gittiği ve huzurla başarılara yürünen günler, bir türlü bulunamayan sevgili "Echo" gibi uzaklarda kalacak. Narcissus'un sonu ise malum, sulara gömülmek.

Gerçi bu camia çok büyüktür, asla batmaz. Ama, ne kadar tesis yaparsa yapsın, hiç kimsenin bu gemiye, bu kadar su aldırmaya hakkı yok. Kayıp kuşakları kazanmak çok uzun yıllar sürecektir. Fenerbahçe'ye bu kötülüğü yapmayın.

1 yorum:

NYG dedi ki...

Bir önceki yorumum beni güldürdüğün yazıydı abi. Bu sefer de ağlattın yazıya yazıyorum.

İlk defa boğazımda bişeyler düğümlendi internette bişeyler okurken. Gerçi bu yazdıklarına "bişeyler" demek densizliğin daniskası.

Peder beyin çok arası yoktur internet ile falan. Ama Bilyoner'den Sıralı Üçlü Bahis yapmayı çok iyi öğrendi :)Almanya'dayım bir süredir. Eşime yolluyorum bu yazıları word belgesi olarak. Çıktı alıp babama veriyor, O da okuyor. Sen ve diğer abilerin,kardeşlerin yazılarını. Haberin olsun misyonerliğinizi yapıyorum.

İyi ki varsınız abi, iyi ki...

Neyse bitiriyorum, boğazım düğüm düğüm, klavye sırılsıklam..