6 Şubat 2010 Cumartesi

Kaç Paralık Reklama Sattınız?

Hangisi?

Efes Pilsen'in dopingine ses çıkmadı.

Efes Pilsen'in giderlerine ses çıkmadı.

Galatasaray'ın küme düşürülmemesine ses çıkmadı.

Cezaların indirilmesine ve yok edilmesine ses çıkmadı.

Doping rezaletinin yankısı arş-ı alaya çıktı, hala ses çıkmıyor.

Üstüne üstlük "Biz ses çıkartmıyoruz, taraftar da ses etmesin" denerek Efes maçının tarihi değiştiriliyor.

Ben artık yönetime, Nedim Karakaş'a vs. bir şey demiyorum. Bu insanların çapı belli, niyeti belli, yöntemleri belli.

İsmi "Cumhuriyet" olan Fenerbahçe'nin bu denli temenna ile, el etek öpme ile yönetilmesine razı olanlara şaşırmaktan başka bir şey gelmiyor elden... Ne o? Bu diplomasiymiş. Yeryüzünde hangi becerikli diplomasi unsurları bütün kazanımlarını masa başında dağıtmış Fenerbahçe'den başka?

10 küsur yıldır kurumsallık iddiasıyla geldiği yerde kendi evlatlarını yemekten, Fenerbahçe menşeili birey yetiştirememiş bir yapının başında ve arkasında durup, "lobisizlikten şikayet etmek" ayrı bir garabet ama hadi o bir nebze anlaşılır olsun.

Peki Allah aşkına, şu son bir senelik Fenerbahçe-Efes Pilsen mevzularında, Fenerbahçe'nin dik durma hasletini kaç paralık reklama sattınız, bari onu söyleyin. "Senelik sana şu kadar reklam gelirim var, akıllı ol" gibisinden bir tehditle karşınıza dikilen Tuncay Özilhan'ın atar-gider hallerini kaç paralık reklam uğruna sineye çektiniz?

1 yorum:

Okechukwu dedi ki...

Ben bu konu üzerine biraz üstü kapalı bir şeler yazmış, muhtemelen pek anlaşılamamıştım. BELki ilgini çeker...

Deli Saçması

Migren atağım bu hafta Pazar'ı seçti kendine. Sabah baş ağrısıyla uyandım ve an itibarı ile durumda bir değişiklik yok. Çekenler bilir, bu işin öyle kesin bir tedavisi de yoktur. Tetiklemesi muhtemel birçok unsura karşı tedbirli olmak, ve hayatınızı migren merkezli düzenlemeniz şarttır ancak imkansızdır.

Dün geceden kalma, fazlalarının buzdolabını işgal ettiği Efes şişeleri oldu bu sefer tetikçim. Enerji tüketime sıfıra yakın bir halde, döne döne yatsam da akşama dek, bu karnımın acıkmasına engel olmadı. Aldım elime çift sim kartlı samsung telefonumu, aradım Mc Donald's gibisi yoku. İçecek ne olacak diye sorunca görüşmenin sonuna doğru karşıdaki ses, " Coca-cola elbette..." dedim.

Karnımı doyurupta birazcık kendime gelince, şu migren belasından nasıl kurtulabilir zavallı kafam diye araştırmaya başladım yine yeni yeniden. Anadolu Sağlık Merkezi'nin John Hopkins katkılarıyla migreninde hal çaresine baktığını öğrenince moralim düzeldi. Doktorun ismini uğurlu Johan Faber kalemimle bir köşeye not edip, giydim çubukluyu, unuttum baş ağrımı, düştüm Fenerbahçe'min peşine.

Fenerbahçe 19:00 Diyarbakırspor

KAYNAK

http://www.medyatakip.com/tvreklamverileri.php
http://www.anadolugroup.com/
http://ucheokechukwu.blogspot.com/2010/02/yavrum-canm-cathinem.html