19 Ekim 2009 Pazartesi

Penny Taylor Fenerbahçe'de

Bazı gelenekler, layıkıyla sürdüğü müddetçe, vazgeçilmez güzellikte olur. Fenerbahçe Bayan Basketbol takımı, yıllardır kupalara ambargo koyma geleneğini sürdürdüğü gibi, transferde kadrosuna kattığı yabancı oyuncularla, Türkiye'de değeri bilinmeyen ama yurt dışında isim yapmış bir marka konumunda. Bu markanın son bombası da Penny Taylor oldu. "Geç olsun da güç olmasın" kabilinden, son günlerde duyduğumuz en güzel haber.

Şimdiki namıyla Penny Taylor-Gil, o zamanki adıyla "Penelope Jane Taylor" 24 Mayıs 1981'de doğmuş ve daha dört yaşında basketbol oynamaya başlamış. Söylediğine göre, bir okul bahçesinde yapılabilecek ne spor varsa hepsiyle uğraşmış. Gerçi basketbol yine ağırlıktaymış ama kriket, beyzbol ve özellikle futbol da oynuyormuş. Meşin top peşinde koşarken okulda ayağını kırması, yeşil sahadan ilişik kesmesi için yeterli olmuş.Yine de maçları izlemekten zevk aldığını, bunun yanında önemli tenis müsabakalarını da kaçırmadığını ekliyor Penny. Bizim memlekette tenis namına bir şey bulması zor ama futbol konusunda aradığının alasını bulacaktır. İstanbul'a indiği zaman kolundan tuttukları gibi Galatasaray maçına götürürlerse iyi olur. "Hani o tüylerini..." şarkısı eşliğinde, hoşgeldin maçı...

Taylor'ın lise yılları, Victoria'daki Upwey'de geçmiş. Tabii o arada Belgrave South Red Devils basamağını atlamayalım. Avusturalya'nın imrenilecek basketbol yapılanması içerisinde yer alan bu küçük organizasyonda geçirdiği günleri unutmamış olacak ki her sene bir ziyaret gerçekleştiriyormuş Knox'a... Ian Firth adındaki kulüp yetkilisinin Penny hakkında söylediklerini de "imrenilecek" parantezine almak mümkün. Küçük yaştaki çocuklar için bir kahraman olan Penny'nin ağır grip halindeyken bile ziyaretini aksatmadığını söylerken, "Çocuklar bunu bildikleri halde ona sarılmakta bir an bile tereddüt etmediler. Onu bir idol olarak görüyorlar" diye eklemiş. Elimizi vicdanımıza koyalım; Fenerbahçe'nin ya da herhangi bir kulübün, bugüne kadar gelen bu tarz oyunculara gereken önemi verdiğini, onlardan saha dışında da bir takım faydalar sağladığını söyleyebilir miyiz? En basit bir örnek; resmi dergi, resmi site, FBTV vs. ne kadar önem verdiler bu sporculara? Cappie Pondexter, Katie Smith, şimdi de Penny Taylor. Sadece maç haberleriyle olacak iş mi? Neyse...

1997 ve 1998'de Lauren Jackson'la beraber Avusturalya Spor Enstitüsü'nde oynamış Penny. Oradan da Avusturalya Ligi'ndeki durağına, Dandenong Rangers'a geçmiş. Şimdilerde eski oyuncumuz Megan Moody'nin formasını giydiği Rangers'ın internet sitesi, Taylor'ı anlatırken "Lige fırtına gibi girdi" diyor. Kulüpteki iki sezonunda da ligin en değerli oyuncusu seçilmiş. 65 maçta attığı 1458 sayıyla, iki kez all star olması da Allah'ın emri tabii.

2001 yılı geldiğinde, 20 yaşında, evi barkı Wnba'e taşımış Penny. Müteveffa kulüp Cleveland Rockers'ın, draftta 11. sıradan seçtiği Taylor, birinci senesinde 32 maça çıkmış ama hiç birinde ilk beş başlamamış.

7.2 sayı
3.5 ribaund
1.4 asist
1.1 top çalma
% 38.2 şut
% 30.1 üç sayılık atış
% 78.3 serbest atış ortalaması ile bitirdiği bu sezonun ardından, vaziyet değişmiş. Rockers'ın son iki senesini oynadığı 2002 ve 2003'de ilk beşin değişilmez oyuncusu olmuş. O günden bugüne kadar da şut yüzdesi % 44'ün, üçlük yüzdesi % 34'ün, serbest atış yüzdesi % 82'nin altına hiç düşmemiş.

Penny'nin Phoenix'le buluşması, Wnba'ın ilk takımlarından Cleveland Rockers'ın 1997'de başladığı faaliyeti 2003'de durdurma kararından sonraya rastlıyor. Chasity Melvin, La Toya Thomas, Ann Wauters, Deanna Jackson, Betty Lennox, Helen Darling, Pollyanna Johns Kimbrough, Mery Andrade, Jennifer Butler, Lucienne Berthieu, Isabelle Fijalkowski ve Jennifer Rizzotti gibi isimlerin de yer aldığı bir "ara draft" ile Rockers'ın oyuncularına diğer takımlara gitme fırsatı tanınınca, seçilen ilk oyuncu Penny, seçen ise Phoenix oluyor.

2004 : 17-17
2005 : 16-18
2006 : 18-16
2007 : 23-11
2008 : 16-18
2009 : 23-11

2003'de sezonu 8 galibiyet ve 26 yenilgi ile bitiren Phoenix, sonraki senelerde sırayla yukarıdaki dereceleri alırken, Penny'de 130 maçta, 105 kez ilk beşte forma giyip;
29 dakikada,
14.2 sayı
4.9 ribaund
2.7 asist
1.4 top çalma
% 50.8 iki sayılık atış,
% 39.7 üç sayılık atış,
% 87.4 serbest atış ortalaması tutturdu ve 2007 ile 2009 sezonlarında iki de şampiyonluk kazandı. Phoenix ve Penny deyince, akla gelen bir başka isim de Michele Timms... Phoenix tarihi çok da uzun bir tarih değil ama, forması emekli edilen bir basketbolcu var. O da başka bir Avusturalyalı olan Timms ve Penny onun için "Benim idolüm" diyor.

Taylor, Euroleague'in de yabancısı değil. 2006 yılında Famila'da başlayan Avrupa macerası, 2007 sezonunda da İtalya'da sürdü. Son iki seneyi ise Ekaterinburg formasıyla Rusya'da geçirdi. 17 Şubat 2009'da Rusya'da oynanan ve Fenerbahçe'yi 94-62 yendikleri maçta % 100 şut isabetiyle 15 sayı attığını bir çırpıda hatırlayabiliriz sanırım.

Avrupa demişken, bir de özel not... Penny eşini de İtalya'da buldu. Rodrigo Rodriguez Gil, Taylor'ın basketbol oynadığı İtalya'da, voleybol oynayan bir Brezilyalıydı. Tanıştılar, evlendiler. Bildiğim kadarıyla henüz nur topu gibi bir çocukları yok ama olursa, onun da istikbali sporculuktan çıkar bu orjinle.

Bitirirken, Milli Takım ile kazandığı madalyaları da yazalım. 2004 Atina ve 2008 Pekin Olimpiyatlarında gümüş madalya kazandı Penny. Tam ikisinin arasında, 2006'de ise Fiba'nın düzenlediği Dünya Şampiyonası'nda altın madalyayı geçirdi boynuna. Zaten "Bence Dünya'nın en iyi oyuncusu" diye tanımladığı Lauren Jackson ile ikisi bir araya geldikleri zaman parkede yirmi kaplan gücünde oluyorlar. 12 LJ + 8 PJ

El netice... Yazık oldu Galatasaray'a. Cappie söylemiş midir acaba gelirken Penny'e "Galatasaray Yok!" diye.

Hiç yorum yok: