Şantiyede aynı buna benzeyen, renk renk, altı tane daha yavru köpeğimiz oldu. Bir de cana yakınlar ki bu kadar olur. Babaları biraz apaçi; demek ki annelerine çekmişler.Yemede içmede sorunları olmayacak, aynı askeriye köpekleri gibi; zira gıda gani.
Kalacak yer desen, her köşe başı atıl bu aralar zaten; seç, beğen, yat resort yani.
Rahat rahat büyür keratalar.
Şehir içine çıktığım kısıtlı zamanlarda bolca gördüm sokak köpeklerini Almaty'de. Nasıl olmuş da becermişler, soracak kimseyi bulamadım ama bizim memleket buradan fersah fersah geride kalmış bu bakımdan.
Bu hayvanın tabiatı böyledir.. Sokağı, caddeyi sahiplenir.. Birilerini sahibi zanneder.. Ondan gayrisine da hayatı zehreder..
Mahalle sakinleri “köpek teröründen” sokağa çıkamaz hale gelince aralarından üç beş yaşlı, akil adam seçip Belediye Başkanı’na yollamışlar..
“Aman başkan bir çare.. Sabah namazı için camiye bile gidemez olduk..”
Belediye köpekleri toplatmış.. Mahalle bir huzurlu bir huzurlu o kadar olur..
Bir hafta sonra bakmışlar ki bütün köpekler geri gelmiş.. Sokaklar yine onların egemenliğinde.. İnsanlar korku içinde..
İhtiyar heyeti doğruca başkana “Bu ne iştir?” diye koşmuşlar.. Belediye Başkanı biraz mahcup açıklamış..
“Emmiler..” demiş.. “Biliyorsunuz Avrupa Birliği var.. Kediği köpeği artık öldürmüyoruz..”
“Eeey? Napirsiniz”
“Topladığımız köpekleri çoğalmasınlar diye tek tek kısırlaştırdıktan sonra sokağa bıraktık.. Artık korkacak bir şey yok..”
Yaşlılardan biri dayanamamış:
“Ula yavrum” diye sızlanmış..
“Biz demiyiriz ki bu heyvanlar bizi sikiy.. Bizi ısıriyler..”
Geçmişinde Hayırsızada tecrübeleri bulunan bir bürokratik zihniyetin, bu konu üzerinde sağlıklı çözümler aramasını beklememek gerek belki de. On binlerce köpek ölüsü ve bir dolu tarihsel olayın geride bıraktığı gibi, okumaya yürek dayanmayacak bir edebiyat miras kaldı bize Hayırsızada'dan. İnsanını bile bazen haldır huldur ölüme gönderenler, köpekleri mi göndermeyecekti sanki? İnsanlar üzüldüğüyle, köpekler öldüğüyle kaldı.
Hüzünlü bitirmeyelim. Selahattin Duman'dan okuduğum bir fıkra geldi aklıma.
---------------------------------------------------------
Güneydoğu’nun büyük illerinden birinin büyükçe bir mahallesini köpekler sarmış.. İnsanlar şuradan şuraya korkusuz gidemez olmuş..Bu hayvanın tabiatı böyledir.. Sokağı, caddeyi sahiplenir.. Birilerini sahibi zanneder.. Ondan gayrisine da hayatı zehreder..
Mahalle sakinleri “köpek teröründen” sokağa çıkamaz hale gelince aralarından üç beş yaşlı, akil adam seçip Belediye Başkanı’na yollamışlar..
“Aman başkan bir çare.. Sabah namazı için camiye bile gidemez olduk..”
Belediye köpekleri toplatmış.. Mahalle bir huzurlu bir huzurlu o kadar olur..
Bir hafta sonra bakmışlar ki bütün köpekler geri gelmiş.. Sokaklar yine onların egemenliğinde.. İnsanlar korku içinde..
İhtiyar heyeti doğruca başkana “Bu ne iştir?” diye koşmuşlar.. Belediye Başkanı biraz mahcup açıklamış..
“Emmiler..” demiş.. “Biliyorsunuz Avrupa Birliği var.. Kediği köpeği artık öldürmüyoruz..”
“Eeey? Napirsiniz”
“Topladığımız köpekleri çoğalmasınlar diye tek tek kısırlaştırdıktan sonra sokağa bıraktık.. Artık korkacak bir şey yok..”
Yaşlılardan biri dayanamamış:
“Ula yavrum” diye sızlanmış..
“Biz demiyiriz ki bu heyvanlar bizi sikiy.. Bizi ısıriyler..”
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder