Alemin emeği en fazla araklanan yazarlarından Vedat Özdemiroğlu, Fenerium On Air'e konuk olmuş. Üstad Beşiktaşlıdır ama Cem Arslan hatırlı demek ki."Selam Dünyalı, Ben Türküm" kitabı, başucu kitaplarındandır. Ondan bir kuple...
------------------------------------------------
Yenge'nin Amerika'daki Arkadaşına Yazdığı Mektubu Ele Geçirdik:
CATHERİNE DERVİŞ TÜRKİYE'Yİ ANLATIYOR;
Sevgili Betty,
Sana bu mektubu Gaziantep Organize Sanayi Bölgesi'nden yazıyorum. Çok şaşkın haldeyim...
Türkiye'ye geleli henüz bir hafta bile olmadı ama halk beni çok sevdi. Her geleni mi seviyorlar, beni mi şirin buldular, yoksa birbirlerini hiç sevmedikleri için dışardan gelenleri seviyo gibi mi görünüyolar, anlayamadım. Seymenler Parkı'nda bana sarılıp ağlayan oldu!
Şu an biraz kötüyüm, çünkü Gaziantep Belediye Başkanı Celal Doğan'ın eşi Aysel Hanım, bana kısır ikram etti. Kısır tam nedir, anlayamadım, ama delirmiş gibi yedim. Üstüne şalgam suyu da içince baş dönmesi yaptı. Ben burada iki aya kalmaz, Mobidik gibi olurum, Mohini gibi olurum. Sürekli yemek, hep ikram...
Gaziantep ilinin futbol takımı Gaziantepspor, bi sürpriz olmazsa seneye UEFA'ya katılacak! Şimdi diyeceksin ki, ne diyorsun Cathy, UEFA nedir?.. Bir tür şampiyona, Avrupa ortamında düzenleniyor.
Futbol burada çok hassas bir konu. Daha uçaktan iner inmez, VIP salonunda bir uzman, bana Türk futbolunu detaylı şekilde anlattı. Futbola uzak kalarak, burada zirveye oynanamazmış. Eh, Kemal'in de durumu malum; n'apalım, uzmanın anlattıklarını can kulağıyla dinledim. Fenerbahçe sanırım 270 yıl sonra şampiyon oluyor, büyük bir coşku var. Galatasaray (ki demin bahsettiğim kupayı bir kez kazanmışlar, deliren olmuş) maddi açıdan zor durumdaymış, aylardır para alamayan kaleci Taffarel evindeki kaleye geçip üç atış bir milyondan penaltı attırıyormuş yoldan geçenlere (Bayılma Betty, söz konusu bir milyon dolar değil, Türk Lirası). Beşiktaş da bi kupaya katılmaya hak kazanmış, adı neydi, Sportoto ya da benzer bişey. Denizlili Ali Tandoğan için Trabzon harekete geçmiş. Aman, ne oldu bana, gerginlikten futbol muhabbetinde coştukça coştum.
Kemal'le 19 Mayıs gösterilerine gittim. 19 Mayıs, burada gençlik bayramı... Ve de spor. Spordan kasıtları futbol sanırım. Gösteriler güzeldi, üniformalı öğrencilerle, kırmızılar giymiş kız öğrenciler romantik danslar yaptılar. Burada asker, önemli bir güç. Her şeyin öncüsü. Romantizm bile yapılacaksa önce onlar yapıyor. Kemal, sahaya inip tribünleri selamladı, öğretmenlerle tokalaştı. Deniz tarafındaki tribün Meksiko bile yaptı. Meksiko nedir, daha sonra detaylı anlatırım.
Halk ekonomik krizi Kemal'in çözeceğine inanıyor. Bu çok güzel ama tuhaf olan Kemal'i krizden önce hiç tanımamaları. Yani sen gelsen, sana da güvenirler gibi. Üstelik Kemal ekonomiden pek anlamaz biliyorsun, buna bi keresinde orijinal diye sahte Lacoste satmışlardı, sahteliği anlamak bir yana, "iyi iyi, Lakost'un timsahı zayıftı biraz, bak şişmanlamış, can gelmiş kılıksıza" diye sevindiydi. Ama bunları kimseye anlatamam, şu an Kemal'in imajı bozulmamalı, yoksa IMF parayı hemen keser!
Buranın politikacılarını televizyonda gördüm henüz.
Cumhurbaşkanı ciddi bir insan, zaten şu kriz de onun bir toplantıda başbakana anayasayla saldırması yüzünden çıkmış. Ben dedim ki Kemal'e, "O anayasanın tarihi değeri var, her sayfası açık artırmayla satılsa ya" dedim, yan yan bakıp "Sus güzelim, yorma kendini" dedi. Kemal biraz asabi Betty. Burada bensizken, tuhaf huylar edinmiş. Mesela sabah yürüyüşü yaparken zıplayıp tabelalara vuruyor, akşam işten geldiğinde gömlek, kravat ve süveterini çıkarmayıp sadece altına pijama giyiyor, sinirlenince tespih çekiyor, eve "yüklük" adında bi şey yapmamız için ısrar ediyor ve gazetelerdeki insan fotoğraflarına türlü çeşitli bıyıklar çiziyor. Biraz depresif ama onu çok seviyorum. Mavi gözlü ibişim o benim.
Her neyse, başbakan çok nazik bir insan ama kafası dalgın. Geçen gün Kemal ona Telekom yasasından bahsederken, çıkarıp cep telefonunu vermiş, "Lafı mı olur, al istediğin yeri ara. Tek ricam Rahşan duymasın" demiş. Koalisyonda iki partinin lideri daha var. Bi tanesi milliyetçi bir parti. Özelleştirmelere karşı epey bi direnmişler, protesto için yasaları sol elleriyle imzalıyolar. Kemal'e sordum, "Imzalıyolar ya, sen ona bak! Gerisi gılırımda bile diil" dedi. Liderleri Bahçeli; kibar, ciddi kişi, üstelik bekâr. Aklında bulunsun Betty (O sarı gözlüklü pizzacıyla yeniden ilişkiye girmediysen tabii. O çocuk hayırsız kızım, üstelik Norveçli. Asla günün birinde benim gibi first leydi olma şansın olamayacak iyi düşün. Bu bi Üçüncü Dünyalı cinfikir en azından.)
Kemal sabahları yürüyor, o saatte taksi durağındakiler ayakla, hep Kemal'i durduruyorlar, içeri sokup çay ikram ediyorlar. Yani nasıl desem, bu adam belli ki sabah sabah sporuna çıkmış, hemen terlemiş, adamın hızını kesip, sıcak ortamda terini üstünde kurutmanın ne anlamı var? Bura biraz böyle, plan-plamonje işlerini pek sevmiyo bura halkı. "Kemal çay ikramını kabul etmesin o zaman" dersen, ordaki altı oy da altı oydur bir yandan Betty. İlerde gerekecek bize. Masal gibi kız, evlendiğim adam prensmiş meğer uzak diyarlarda!
Koalisyonun son ortağı agresif bir parti. Sağın diğer partileriyle, jandarmayla, polisle, işadamlarıyla ve kalanlarla kavgalı oldukları yetmiyomuş gibi, kendi içlerinde de kavgalılar. Liderleri Yılmaz, genel duruma göre genç bir insan ama bu gençliği abartmış biraz; insan ergenlik çağındaki gibi hırçın olmaz ki lider haliyle. Bi de durmadan "Tantan" lafı geçiyor. Deyim midir, kişi midir, dans adı mıdır, çözemedim. Ayreten bi politikacı kadın, dedikodumu yapıp "Amerikalı, sarışın, güzel kadın imajı benden çalıntı" diyomuş. Hiç bulaşma diye uyardılar. Aynı kişi, Kemal'e de bi ara "pil" demiş! Burada hakaretler çok naif Betty!
Hoşçakal arkadaşım, birazdan halkın huzurunda Kemal'le tenis oynayıp kaynaşacağız. Uyku da gözümden akıyo, sabah 04.45'te kalktık! N'apıcam bilmem. Şu ülke kurtulsa da, biz de kurtulsak.
Seni buraya bekliyorum. Mutlaka gel. Mangalda közleme yapıcam! (Ne olduğunu anlatmıcam işte.)
Sevgiler,
Cathy
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder