Futbol dışı spor oyunları; Kadıköy’deki Fun City gibi büyük salonlarda “Makine boş kalmasın. Belki bunun da manyağı çıkar bir kaç tane” şeklinde, hafif bir risk hissiyatıyla yerleştirildiği için, küçük ve orta boylu atari salonlarında bunlara rastlamak zordur. Standart bir “Popüler Oyun”un jeton haznesi iki günde bir boşaltılırken, bunların kasası on beş günde bir açıldığından, pek sempatik gelmezler dükkan sahiplerine. Fakat 1994 tarihli olan ve memleketimiz (en azından semtimiz Küçükyalı’nın) atari salonlarının biraz geç tanıştığı Street Hoop, bu kaideye istisna olmayı bilmiş, kısa sürede bir sürü tuşla adam sopalamaktan sıkılan kitleye “I love this game” dedirtmiştir.
Detaylara girmeden önce geç kalmış bir özür...
Bu satırların yazarı olan eşşek kadar herif; bir kaç sene öncesine kadar haftasonları, ganyanın yanındaki eski salona girip, aldığı tek jetonla makinenin başına kuruluyor; “Abi lütfen girme” serzenişlerine aldırmadan jetonu attıktan sonra, el kadar sabilerin çırpınışları arasında milletin beynine blokları verip, orta sahadan üçlükleri yazıyordu. Salondan çıkmadan 20 tane jeton alıp, ufaklıklara dağıttıktan sonra “Hadi bakalım, bitirin oyununuzu, sonra çıkın hava alın biraz. Derslerinizi aksatmayın” diyerek, önce harcayıp, sonra kolpadan Master Yoda’lık yaptığım genç arkadaşlardan özür diliyorum. O yan makinede Samurai Shodown oynayıp, Charlotte ile tek seferde 30’a yakın jetonunu üttüğüm kamile ise özür mözür yok. Kahrolsun Haohmaru!
Takımların, 8 puan üzerinden değerlendirilen 4 tane temel özelliği var.
Smaç, 3 sayı, Hız ve Savunma
Manyağa bağlayıp, bu özellikleri bir tablo haline getirmek gerekirse, özet şu...
“3’e 3 Çift Pota” oynanan maçlar, hava atışıyla başlar. İki tuşla oynanan oyunda, birinci tuş “Hucümda feyk ve şut. Savunmada blok ve ribaunt” işlevlerini karşılarken, ikinci tuş “Hücumda pas. Savunmada top çalma hareketleri” olarak görev yapar. İki tuşa aynı anda basılması savunmada bir halta yaramazken, hücumda (potanın oralarda, müsait pozisyonda bir adam varsa) alley-oop vesilesi olur.
Oyunun standart hallerinden sıkılanların, "En fazla kaç 0'dan geri gelerek maç kazanabilirim?" ya da "Sadece üçlük atarak oyun bitirebilir miyim?" yarışmaları tertip ettiği görülmüştür. Oyun bittiğinde çıkan son ekranda, top çeviren arkadaşın gaz verdiği konuşmayı dinledikten sonra "Hadi okulun bahçesine basket oynamaya gidelim lan" diyerek sakatlanan koç yiğit sayısının da azınsanamayacak kadar fazla olduğunı söyleyebiliriz.
1 yorum:
Aklıma tatil zamanlarında bu oyun için atari makinelerinin başında geçirdiğim saatler geldi. Gerçekten çok keyifliydi. Sağlam sayıdan sonra gelen ''stone shot'' sesi veya her üçlükte three-point basket sesi, hala kulağımdadır.
Yorum Gönder