
Henüz uzay cihetine havai fişekten başka bir şey fırlatılmamış memleketimiz topraklarında, en coşkulu geri sayımları sıraya koymak gerekirse, ulaşacağımız sonuç şu olacaktır.
1. Yılbaşında 10’dan geri sayım.
2. Askerde şafak sayımı / Hamilelikte gün sayımı
3. Emekliliğe zaman sayımı.
“Basketbol ile ne alakası var?” diyebilirsiniz ama bizim konumuz, dolaylı yoldan üçüncüsü.
Önceki yazılarda “Devlet aygıtına bağlı bulunan, sporla ilgili dişlilerin hakkını vererek çalışmadığına” dair tespitlerimiz olmuştu. Bunun en büyük nedeni kurumlara yerleşmiş bürokrasi anlayışıdır. Küçük sebeplerin en başta geleni ise bireylerin, “Salla başını al maaşını” tavrı... Fakat “Bu tavrı sergileyenler, sadece devlet memurlarıdır” dersek yanılmış oluruz. Aynı şekilde “Mutad işleri yapsak da akşam olunca gitsek” diye düşündüğü her halinden belli olan ve “Bayan Basketbol İdarecisi” sıfatıyla ortalıkta dolaşan, kerameti kendinden menkul bünyeler de var.
Belediye ve okul takımlarının yönetilme zihniyetini tartışmaya açmak ve bunlar üzerinden konuşmak yersiz. Çünkü her ne olursa olsun, bunların nüvesinde “Spor” yok. Hal böyle olunca, (istisnaları tenzih ederek söylüyorum) altyapıdan üstyapıya kadar, sakil ve sakat bir organizasyon şemasını uyguluyor olmalarını yadırgayamayız. Ama kulüp takımları için bunu söylemek mümkün mü?
Teşbihte hata olmaz. Güncelden gidelim... Üç büyük takım, bu ülkenin gerçek iktidarıdır. Üç büyük takım taraftarı ise, bu ülkenin gerçek seçmenidir. Bunların oyları da fikirleri de değişmez. Kemik gibidirler. Takımları nereye, milyonlar oraya... Amma ve lakin bu kemikleşmiş kitleler (önceki yazılarda da değindiğimiz üzere) bir türlü salonlara çekilemiyor. İşte “Eller aya gitmeye çabalarken, yaya yolunu kullanmaktan imtina etmeyen” ilgili (!) insanlar, yani “Dört dönüm bostan, yan gel yat Osman”ı motto diye göğsünde gezdiren “Bayan Basketbol İdarecileri” de bu ilgisizlik binasının koca sebeplerinden birisi durumunda...
“Ne yapmalılar da kanayan bu yaraya pansuman olmalılar?” sorusuna verilecek çok cevap var elbette. Ancak bizim ülkemizde, bir idarecinin ne yapması gerektiğinden ziyade, ne yapmaması gerektiğini anlatmak daha kolay. Bir kuple örnekle devam edelim... Unutmadan; aşağıdaki misallerde iması geçen kişiler ve olaylar tamamen hayal ürünüdür... Tabii yerseniz!
Yöneticisi konumunda olduğu branşın, Türkiye şartlarında fazla seyircisi olmadığını ve ilgisizlikten fena halde muzdarip olduğunu bilen bir “Bayan Basketbol Takımı İdarecisi” ne yapmamalı?
“Hazır önemli bir maça çıkıyoruz. E sağdan da saysak, soldan da saysak, maça gelen taraftar sayısı aynı. Bunlar ne yapsak yer. En iyisi bilet fiyatını iki katına çıkarayım” şeklinde, şöğüş salata hazırlarmış gibi, cin olmadan taraftar çarpmaya kalkmamalı.
“Maçlara kimse gelmiyor ama bizim millet bedavayı bulunca, mevzu dayak olsa koşarak gelir. Maçın ücretsiz olduğunu duyuralım. Tribünde insan olsun bari” diyip, işin kolayına kaçmamalı. İçerisinde olduğu, hatta bizzat sorumlu bulunduğu topluluğun değerini bu derece çamurlara bulamamalı.
“Atasözlerinde bile ‘Parayı veren düdüğü çalar’ var. Hazır cismen de andırıyorken, neden sporcularıma Jabba The Hutt gibi muamele etmiyorum” diye düşünmemeli. Karşısındakilerin nisa taifesinden olduğunu unutmamalı ve (sürekli olarak maslahatını kelamından düşürmeyecek kadar) temel adab-ı muaşeret kurallarından uzaklaşmamalı.
Şöyle bir bakıldığında görülüyor ki; bu yukarıda saydıklarımız aslında “Temel Yönetici Hususiyetleri” değil, “Muntazam İnsan Olma Kaideleri”dir. Karşısındakini binek, elindeki yetkiyi semer olarak görmek, sonuç almayacağını bile bile kestirme yollara sapmak ve küfürbaz olmak beşeri birer kabahattir.
Halbuki bu idarecilere (!) ve şürekasına sorsak; hemen Orhan Veli’nin şiirini apartırlar ve kimse üçüncü satırı üzerine alınmadan, ikinciyi apolet diye takar omzuna.
Neler yapmadık bayan basketbol için.
Kimimiz öldük.
Kimimiz nutuk söyledik.
Aslında paylarına düşen başka bir Orhan Veli alıntısıdır.
Geç bunları, anam babam, geç;
Geç bunları bir kalem;
Bilirim ben yaptığını.
Velhasıl-ı kelam, ne kabahatlilerin bu hallerinden vazgeçmeye niyeti, ne de belirli bir azınlık dışında kalan insanların bunu dile getirmeye takati var. Ondan sonra bekle ki “Bayan Basketbol iyi idare edilsin. Bayan Basketbol ilerlesin”
Bir deyim vardır. “Eşek ölecek. Ters dönecek” diye başlayan. Sonunu ben söylemeyeyim...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder