Maçın tarihi ve saati, Salı günü saat 20:00 olarak açıklandı. Değişir mi, bilinmez.Ama değişmezse...
Eğer bu bir futbol maçı olsaydı, yer olarak Fizan Stadyumu bile verilse tribünler dolardı. Hatta dışarıda insan bile kalırdı. Fakat mabad oyumu kadar olan o salona ne kadar Fenerbahçe taraftarı gidecek, bunu bilmiyoruz.
Peki, neyi biliyoruz?
30 küsur yıldır şampiyon olamıyoruz.
Fenerbahçe Kulübü, 1950'lerde bayan basketbolunda ve voleybolunda Altın Kızları ile pırıl pırılken kazanılan kupaların metali solmaya başladı. Yanlarından geçerken bir selam verenleri dahi yok. Boyunları bükük karşı vitrinlerine bakıyorlar müzede; yeni, parlak bir kupa bekleyerek...
Fenerbahçe Spor Kulübü, kimine göre saçma sapan bir inattan, kimine göre mecburiyetten voleybol şubesini kapattığında hüngür hüngür ağlayarak kulübün kapısından ayrılmayan oyuncular şimdi neredeler, kim bilir?
Son şampiyonluğun mimarlarından Deniz Esinduy ve daha nice emek veren insan, güzel atlara binip gittiler.
Bir de "Onlar" var...
Kimisi hala aramızda, çoğu müteveffa...
Gencecik yaşlarında, korkacak onlarca şey varken korkmadan Fenerbahçe’yi kurdular.
Fenerbahçe’yi kurda kuşa yedirmediler.
Formalarını giyemediler, çünkü vatan korurken cephede öldüler.
Varlarını yoklarını "Bir branş daha açalım" diyerek Fenerbahçe’ye verdiler.
"Boş durmayayım" diyerek kulübü süpürdüler.
"Bu kulübü kapatamazsınız" dediler.
Ceplerindeki son kuruşları Fenerbahçe’nin su borcu için harcadılar.
"Fener" desen "bahçe"sini getiremediler, biraz gözyaşından sonra "Aziz yuvam" diyebildiler.
Onlar için futbol, basketbol, voleybol, çim hokeyi farketmezdi. Her şampiyonluk ömre bedeldi.
Şimdi kocaman afişler, billboardlar süslüyor her yeri;
"Fenerbahçe Spor Kulübü" diye.
"Fenerbahçe büyüklüğü şampiyonluk büyüklüğü değildir" diye.
Bütün bunları gören kader "İşte hendek, işte deve" diyor. "Ya aşılacak, ya düşülecek" bir sevda sınavı veriliyor.
Ne demiştik yazının başında?
"Eğer bu bir futbol maçı olsaydı, yer olarak Fizan Stadyumu bile verilse tribünler dolardı. Hatta dışarıda insan bile kalırdı. Fakat mabad oyumu kadar olan o salona ne kadar Fenerbahçe taraftarı gidecek, bunu bilmiyoruz"
Bilebileceğimiz yerden soralım...
"İmkanı olduğu halde gitmeyenler kendine taraftar diyebilecek mi?"
Velhasıl-ı kelam;
Fenerbahçe Bayan Voleybol Takımı, nam-ı diğer Sarı Melekler, başlarında Çiğdem Kaptan'larıyla gelmiş ve geçmiş bütün Fenerbahçe sevdalılarının ruhunu şad etmeye gidiyorlar... 1907 Mayıs'ının ılık bir ilkbahar akşamüstünden taa bugüne esen rüzgarı arkanıza alıp, onları zafere uçurmak için... “Her zaman, her yerde en büyük Fener” diye bağırmak için... Lütfen o salona...
1 yorum:
Bu sezon en çok sarı meleklerin şampiyonluğuna sevineceğim. Geçen yıl kaybettikleri şampiyonluğun ardından hüngür hüngür ağlayışları, taraftara yaptıkları pankart unutulmaz.
Yorum Gönder