8 Mayıs 2010 Cumartesi

Para Konuşulan Yerde Sevgi Olmaz


Elbette istisna vardır ama onun zaten kaideyle işi olmaz.

Bir de "Kişi, kendinden bilir işi" derler. Aynen o şekil, biz de tribünden bakınca her Fenerbahçe'de oynayanı "bizim gibi sever" sanıyorduk. Yanıldığımızı anlayalı uzun zaman oldu ama karşı örnekleri görmenin canımızı acıtmadığını söylemek, yalan olur.

İşte bu yüzden kendimden özür diliyorum. Nilay'ı akil bilmiştim çünkü. Az buz eşşek değilmişim halbuki.

Bir sporcu Fenerbahçe'den Galatasaray'a gitmiş, falancaya gitmiş, çok önemli değil. Olur. Hayat gailesi bu, başka şeye benzemez. Çaresiz kalırsın, gidersin. Efendi olduktan sonra, çelebi kalabildikten sonra, kim, ne diyebilir?

Peki takım değiştirdikten sonra "Doğuştan şuyken, doğuştan buna" dönmek nasıl bir ruh halidir? Hadi diyelim ki rakipte bunları duymadan rahat etmeyen yönetici / taraftar bir takım zevzekler var, o yüzden atılıyor bu ters taklalar. Ara sıcak olan bu vaziyetleri maç içindeki türlü hareketlerle süslemek neden? Hırsmış, azimmiş, bilmem neymiş, kimse anlatmasın. Bunun adı bambaşka.

Kabahatin çoğu bizde güzel kardeşler. Sizi sevdik, iyi halt ettik. Bazılarınız gönderildiğinde yapılan haksız hareketlere, Fenerbahçe'ye yakışmadığı için karşı durduk ama siz de bir düşünün, ne kaybettiğinizi. Fenerbahçe taraftarı ve Fenerbahçe tarihi tarafından sevilmek büyük bir nimettir bu ülkede. Yukarıdaki gibi bir masada, rulet topu gibi bir oraya bir buraya konmak sizin kaderiniz. Gökkuşakları gibi, belki iyisinizdir, hoşsunuzdur ama unutulmaya da mahkumsunuzdur. Somut da olsa, soyut da, mapusluk zordur hanımlar, beyler, bilcümle Nilay Yiğit'ler.

1 yorum:

NYG dedi ki...

abi, yazının son cümlesine ithafen: http://twitter.com/NYG_/status/13999828390