5 Ocak 2010 Salı

Naci Barlas'ın Anıları : Bölüm X

Naci ağabeyin hatıratına, kaldığımız yerden devam ediyoruz.
--------------------------------------------
Naci Barlas'ın Anıları - 2
Naci Barlas'ın Anıları - 3
--------------------------------------------
Nihayet 1959’da o zaman futbol federasyonu başkanı olan Orhan şeref apak’ın da kişisel girişimleri ile milli lig ismiyle üç büyük şehir arasında bir organizasyon başlatıldı.

Adı milli lig ama yalnız 3 şehir arasında yapıldığı için biraz sırıtıyordu.

Bu sırada sayın Orhan Şeref Apak’ın hizmetleri ve çabasını biz Fenerbahçe kulübü olarak son derece destekledik esasen o zaman kendisi Dışişleri Bakanlığı Protokol Genel Müdürü olduğundan bir titri de vardı. Hem de Ankara’da kimsenin bu işten anladığı yoktu. UEFA denen organizasyonu ne bilen ne duyan vardı. İşte Orhan Şeref Apak bizi ilk defa Uefa’nın organize ettiği Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupasına dahil ettirdi. Bu sebeple Avrupa şampiyonasına Türkiye şampiyonu iştirak edebileceği için 3 şehir ihdas edilen milli lig yerine zannederim 16 takımın iştiraki ile Türkiye ligi konuldu ve o seneki Avrupa Şampiyonasına yetişebilmek için Türkiye ligi 4 ayda neticelendi ve Fenerbahçe Türkiye liginin ilk şampiyonu oldu. Şimdi bu şampiyonluğa nasıl gelindi. Evvela Fenerbahçe’ye ikinci defa gelen Molnar çok iyi bir antrenördü. İlk gelişinde zaten 15 ay kaldı ve 1947-1948 şampiyonluğunu kazandırdı.

Bir ay izinle memleketi Macaristan’a gittikten sonra Macaristan’ın Rus işgali ve rejim değişikliği nedeni ile yurt dışına çıkma yasağı sebebiyle de dönemedi. Tam 10 yıl sonra Fenerbahçe’ye gelen Molnar ile Fenerbahçe takımı yeni bir atılım yapmış ve 1958 yılında 54 maçta hiç yenilmemiş bir unvana sahip olmuştu. Fenerbahçe 1959 Türkiye Ligi Şampiyonluğunu belirleyecek olan son iki maçını Galatasaray ile oynamıştır. Birinci maç Metin Oktay’ın 10 senelik ipliği çürümüş ağları delen golü ile Galatasaray kazanmıştır. Şampiyonu belli edecek ikinci maç oldu ve hatta Amerika’da Time mecmuası Fenerbahçe’yi bu maç nedeni ile manşet yaptı.

Fenerbahçe bu maçta 4-0 galip gelerek hem şampiyon oldu hem de tarihine bir Galatasaray galibiyeti daha ekledi. O maçta Fenerbahçeliler şampiyonluktan çok Galatasaray galibiyetini kutluyorlardı.

Ayrıca Türkiye UEFA’nın Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupası maçlarına Fenerbahçe ile iştirak ediyordu. Nitekim Avrupa Kupasının ilk maçında da antrenör Molnar’ın memleketi olan Macaristan şampiyonu Csepel elemiştir. Fenerbahçe ikinci turda Fransa şampiyonunu da yenerek üçüncü tura yükselmişti.

Ertesi sene 1959-1960 ligleri İstanbul’da anarşik olaylar sebebiyle son derece tatsız geçmiştir. Hatta öyle bir hal aldı ki Sıkıyönetim Komutanlığı maçları bir müddet durdurdu ve sonra İstanbul takımları lig maçlarını Eskişehir hatta Konya’da oynamıştır. Bu sebeple ligi o sene ikinci bitirmiştir.

Yalnız bu arada 1959-1960 lig şampiyonu Beşiktaş’ı Ankara’da Federasyonun 1958-1959 şampiyonluk kupasını Fenerbahçe’ye verilme merasiminde yapıldığı maçta 1-0 yendiği senenin son lig maçıdır.

1960 yılı 27 mayıs günü Türkiye’ye askeri idare geldi. Bu sebeple ligler ancak Ağustos sonunda başlayabildi.

Ben haziran 1960’da Fenerbahçe idare heyeti kararıyla Ankara temsilcisi tayin edilmiştim. Bir gün Futbol Federasyonu Genel Sekreteri beni çağırdı ve “Bundan böyle İstanbul’da Çarşamba günü maçları kaldırılmıştır. Maçlar hakkında hakemler ve idare hakkında beyanat verme yasaklanmıştır” diye bildirdi. Ben de bir hafta sonra Fenerbahçe’nin futbol mevsimini açma töreni için İstanbul’a gittim. İstanbul vilayeti kulübe adı geçen tebligatı yapmıştı. Fenerbahçe yeni sezonu yeni antrenör Szekely ile ve yeni transferlerle açıyordu. İlk defa o gün Galatasaray dan transfer olan İsmail Kurt ve Kadri Aytaç’ı gördüm.

Ankara’ya döndüğüm zaman bir de baktım ki 27 Mayıs İhtilali Demokrat Parti ile beraber Fenerbahçe kulübüne karşı yapılmış.

Normal olarak bütün idareye el koymuş olan askeri idare spor teşkilatından baştan sona değiştirdi. Beden Terbiyesi Genel Müdürlüğü’ne ve Futbol Federasyonu’na birer albay getirilmiş. Bunlar normal gibi gözükse de Yassıada’ya giden milletvekillerinin yarısı Fenerbahçeli. Meclis Başkanı Agah Erozan Fenerbahçe Başkanı, Medeni Berk ihtilal olmasa Fenerbahçe Başkan Adayı, rahmetli Menderes Fenerbahçe sempatizanı, esasen bize Medeni Berk’i o önermişti. Osman Kavrakoğlu Fenerbahçe Başkanı velhasıl ihtilal olduğu gün Faruk Ilgaz Fenerbahçe Kulübü Genel Sekreteri.

Şimdi burada bu söylediklerim benim intibaım veya tahminim değil. İhtilalin Jandarma Genel Komutanı yaptığı General Abdurrahim Doruk benim amcamdı. Ben Ankara temsilcisi olarak federasyonda ve beden terbiyesi ile boğuşuyorum. Kendisine maruz kaldığımız haksızlıkları anlatınca bana, Fenerbahçe Demokrat Parti ağırlıklı ve sanki bu ihtilali tasvip etmiyormuş ve ihtilale karşıymış bir intiba var askerlerde” diye bana kendisi söylemişti. Federasyon asker sivil Gençlerbirliği tarafından kurulmuştu. Orhan Şeref Apak Gençlerbirliği Başkanlığı’ndan adeta federasyonun uzaktan kumanda idare ediyordu. Albay Muhterem Özyurt güya belli etmiyor fakat Gençlerbilriği sempatizanı olan Emekli Albay İbrahim Onuk (Gen. Sek.) tesiri ile bakanlık yapıyordu.

Nitekim hakem Muzaffer Sarvan’ın itirazına rağmen Orhan Gönül’ü yan hakem tayin edince Gençlerbirliği’nin maçı kaybetmesi halinde Fenerbahçeli olurum diyen Orhan Şeref Apak beyanat veriyordu. Gençlerbirliği galipken attığımız iki golü de yan hakem Gönül iptal ettirince sahada çıkan münakaşaya sahanın içine girmiş olan bir deniz yarbayının gidip Fenerbahçe kaptanına saldırmasına Fenerbahçeli idareciler ve idareci olmadığı halde Rüştü Dağlaroğlu’nun da yarbayın üzerine yürümesi neticesi maç bir müddet durdu. Nihayet son dakikada Fenerbahçe kimsenin itiraz edemeyeceği bir gol atınca tekrar yan hakem Orhan gömülü bayrak kaldırıp golü iptal ettirmek istemesi seyirciyi çileden çıkarttı. Fakat hakem Sarvan yan hakeme uymadı ve golü verdi. Maçta 3-3 berabere bitince halk yan hakeme bozuk ara ve şişe fırlatmaya başladı. Atılan bu şişelerden biri bir askere veya subaya rastlayınca derhal orada bir zabıt tutularak Fenerbahçe aleyhine harekete geçilmiş. Ben Ankara’ya dönmüştüm. Ertesi gün büyük Fikret telefon etti. Kumandan Rüştü Dağlaroğlu da dahil Demokrat Partili Faruk Ilgaz ve kendisini kumandanlığa çağırmış. “Bana derhal federasyona git ve durumu öğren” diye talimat verdi. Ben de federasyondan maçın ertesi günü, Ankara’da bir rapor yazıldığını öğrenerek kulübe bildirdim. Bana Büyük Fikret “yarın kulüp başkanı geliyor” dedi. Ertesi günü başkan Hasan Kamil Sporel federasyon başkanı ile görüştü. Disiplin kuruluna verilenlerin ifadesi alınmak üzere Ankara’ya çağırıldıklarını öğrenmiş ve ifadelerden sonra bir karar verilir demiş. On gün sonra Faruk Ilgaz dahil 6 futbolcu cezalandırıldı. Ne kadar ceza aldılar şimdi hatırlamıyorum. Fenerbahçe kulübü beden terbiyesine itiraz etti. Hatta ben genel müdür Bekir Silahçılar’a gittim, sordum. “İtiraz ilgili mercilere gönderildi” dedi ne ilgili merciyi söyledi ne de bir kanaat belirtti. Bir de baktık ki cezalar verilmiş. Bunu bu kadar teferruatı ile niçin anlatıyorum. Herkes bilsin ki Fenerbahçe kulübü Türkiye’nin gözbebeğidir. İşte bu haksızlıklar karşısında halk ihtilalin kumandanlarını dahi şaşırtan bir coşku ile 6 futbolcusundan yoksun olarak liglere devam eden Fenerbahçe maçlarına koşmuş, boğazları yırtılıncaya kadar takımını desteklemiş. Federasyonu protesto etmiştir. Hatta bir 3 mayıs Beşiktaş maçını federasyon Ankara’ya almıştır.

İşte bu maçta halk demir kapıları kırarak ve tarihte görülmemiş bir hasılat rekoru kırılarak Fenerbahçe’yi desteklemiştir. Maçı da 6 futbolcusu cezalı olan Fenerbahçe 1-0 kazanarak omuzlarda alkışlanmıştır.

Bu maçtan sonra ihtilalin kahraman evlatları Federasyon Başkanı ve Beden Terbiyesi Genel Müdürü olan albaylar o sırada askerde olan Osman, Özcan, Avni ve Can Bartu’yu çıkardıkları bir emirle Fenerbahçe’deki oynamalarını engellemişlerdir. Fakat Fenerbahçe gene de her önüne geleni yenerek şampiyon olmuştur.

1 yorum:

Taci Yalçın dedi ki...

Nasıl değerli anılar bunlar.. Tüylerim diken diken okudum, çok şey öğrendim. Sağolunuz. Rahmetlinin ruhu şad olsun.