Herhalde cevabı "ha" denince verilecek bir soru değil bu; bırakalım Ümit'i, kim için olursa olsun.. Türlü değerlendirme kıstaslarına bakılır öncelikle. Ama bu analizleri yapıp, karar verirken de "Madem ki yukarıdakiler böyle diyor, öyleyse adam kere adamdır" ya da "Falanca şöyle söylediğine göre beş para etmezin biridir" denmez, karşıdaki vatandaş için. Çünkü gerek iş yaşantısında, gerekse şahsi ilişkilerde, kanaat notunu gözlemler ve yaşananlar şekillendirir. Tabii normal şartlar altında... Filhakika bizim memlekette "normal şartları" bulmak ile "deveye hendek atlatmak" arasında pek de fazla fark olduğu söylenemez.
Örneğin, lafta sporcunun ahlaklısı lazımdır ama ağzından kutsal addedilene küfürler dökülen adamlar, manevi evlat olur çıkar. Haklarında en kötü "Piçin teki ama oynuyor be kardeşim" denir. İstikrarlı bir tepki konamaz. Koyanlar hain (?) olur.
İlgili oyuncunun "şimdiki zaman" ekseninde faydalı olduğu düşünülüyorsa, geri kalan her şey göz ardı edilir, sümen altına süpürülür. Öyle ki bu şahsın ideal sporcuların en ideali olduğuna dair mazi ve ati portreleri çizilerek, kitlenin önüne servis edilir, alkışlatılır. Ne zamana kadar? Ta ki karşıdaki adamın kafa yapısındaki sakatlığın ucu icra makamına dokununcaya veyahut da altından kalkılamaz saçmalıklar yaşanıncaya kadar. Ol dakika hidayet gelir, birilerini bulur. Madalyonun diğer yüzü güneş misali göklerde zuhur eder. Kitle buna da inanır, lanetler.
Halk yığınları fikirsiz midir?
Ya da tam aksi istikamette bir soru... Halk yığınları her şeyi bilir mi?
İkinci sorunun cevabı "Elbette hayır" olacaktır. Ama yanlış yollara açılan kapılara da çıkılsa "fikir-tefekkür ve mütefekkir" üçgeni içerisinde savruluyor olmak, başkasının dayattığı analizlerin etkisi altında hüküm vermekten daha evladır. Çünkü düşünmeyi ve analizi şiar edinmiş kafalar, er ya da geç, mutlaka doğru yolu bulur. Emme basma tulumba beyinler ise ancak kuyudan başkası için su çıkartmaya yarar.
İşte Ümit Özat olayı... Sağ ayakla sol kanatta oynadığı için ve ayrılırken bir ağladı diye "Büyük Kaptan ve Büyük Adam" oldu Ümit, Fenerbahçe'de.. Şimdilerde eski takımı ve takım arkadaşları için sarf ettiği sözler yüzünden ise "kalıbının adamı olmayan bir nankör" ilan edildi.
Yanlışlığa mahal vermeyelim; burada üzerine parmak basmaya çalışılan tuhaflığı sergileyenler, Ümit'in fiziki zorluklarına rağmen nispeten başarılı oyununu takdir edenler ya da açıklamalarına sinirlenenler değil, bunları yukarıdan gelen yönlendirmeyle ve abartarak yapanlar. Artılar ile eksilerin şimdi, bugün, bu an değil, eskiden beri bir arada olduğunu idrak edememiş olanlar...
Tarihin defalarca gösterdiği üzere; tebaa mantığı gütmek ve resmi tebliğlere müptela olmak, uyuşturucudur ve en az kimyasal olanlar kadar tehlikelidir.
Ufaktan ilişkili bir de not... Sevgili enuff blogunda diyor ki:
Bu özlemini anlıyorum ve hak da veriyorum bazen ama sizin öyle bir lüksünüz yok kardeşim. Zaman zaman ucundan bizim de bulaştığımız fikr-i sabite değil, sendeki fikr-i takibe ihtiyacı var bu ülkedeki her camianın. "Necasete, necaset diyebilmek" ya da "Necasetten temizlendik, tamamdır" noktasını koyabilmek, gıpta edilecek bir haslet.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder