
Avusturalyalı genç bir vatandaşın, hafif mübalağa ile, blogunda altına bu yukarıdaki kelimeleri yazdığı "Grave of the Fireflies" son tahlilde, küçük yaşlarda bir kızı / kız kardeşi olanların, yani direk empatiye sarması muhtemel kişilerin, asla ve kat'a izlememesi gereken bir film. Her şeyi atlasanız bile, şu yukarıdaki resimden hemen sonra Setsuke'nin ölümünün verdiği halet-i ruhiyeden kurtulmak, uzun süre mümkün olmaz gibime geliyor.
Babaları deniz subayı olan Seita ve Setsuke'nin, anneleri ile beraber kaldığı evin bahçesine daha sonra kullanmak üzere erzak gömmesiyle başlıyor film. Hemen akabinde oturdukları mahalle, hava bombardımanı neticesinde kül oluyor. Abi-kardeş, halkın toplandığı ve hastane olarak kullanılan ilkokula gittiklerinde Seita, annesinin feci şekilde yanarak ağır yaralandığını ve normal bir hastaneye kaldırılmazsa öleceğini görüyor ama kız kardeşine bir şey söylemiyor. Annelerinin hemen ertesi gün ölmesi, evsiz kalan çocukların halalarının yanına taşınmasına sebep oluyor. Fakat hala denen zerzevat kadın kendini savaşa kaptırdığından sabilere ıstırap oluyor ve oradan ayrılıp, dere kenarında bir mağaraya sığınıyorlar. Setsuke burada düzensiz beslenme ve açlıktan ölüyor.
Filmi izledikten sonra, üzerinden bir süre geçmeden uzun uzadıya anlatmak bile zor. Küçük nüanslarla gerçek bir yaşamdan uyarlanmış hikaye savaşta insanların ne kadar manyaklaşabildiğini başarıyla anlatıyor. Çizgi yapımlara "çocuk işi" diye yaklaşanların bilhassa bir kaç sahnede yanıldıklarını anlayacağı kesin.
El netice...
Edinin ve izleyin. Üzülürsünüz ama pişman olmazsınız.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder