Güzide ülkemizde iki karşıt görüşlü siyasi grup bir meydanda yan yana gelip, birbirine girse "provakasyon" lafları havada uçuşur ama bu durum taraftarlar arasında zuhura geldiğinde nedense "Vay hayvanlar vay" nidasıyla karşılanıyor. Halbuki siyaset ilminin değil ama taraftarlığın doğasında bu var. Tabii ki durduk yere uçuk şiddet hareketleri olmasın, tabii ki sükunet hakim olsun, tabii ki gerginliklere suhuletle yaklaşılsın ama bunu medya, yönetimler ve kanun koyucular yapmayıp da beklenti sadece taraftara yönlendiği vakit, ortada kocaman bir samimiyetsizlik bayrağı dalgalanıyor.
Medya, sürekli gazı körüklüyor.
Yönetimler, hiç bir irade göstermiyor.
Muktedir idare, yaptırımları uygulamıyor.
Sonra?
"Taraftar akıllı olsun"
Yok ya!
Eldeki kuvvetleri kullanarak ve yasayı manipüle ederek sivrisinek yerine koyduğunuz taraftarın hareket alanını daraltabilirsiniz ama bataklığı kurutamazsınız.
Ne anlatacaktık, nereye geldik? Sadede geçelim.
Kanunları keyfine göre yorumlayanlar sadece taraftar dışındaki unsurlar değil. Tribünde de işin cılkını çıkartanlar var. Fenerbahçe-Galatasaray rekabeti kuruluş yıllarının hemen sonrasında şiddetli bir görüntüye büründü. Aradan geçen bir asır boyunca mayasından bir gram kaybetmeyen bir görüntü... Kabul, "gereksiz ve ölçüsüz şiddeti" bir yana koyalım. Durduk yere kimsenin kafası gözü yarılmasın, kimse hastanelere düşmesin ama bir zahmet "gereksiz ve ölçüsüz şefkat" de yaşatmayalım rakibe. "Küfür ediliyor, biz karşılık vermeyelim. Bir şey atıyorlar, onların seviyesine inmeyelim" derken tarihimizde olmayan tuhaflıkların altına imza atmaya başlayacağız yakında.
Tabii bu kadar karamsarlığın yanına koyacak bir sürü güzel şey de var. En azından kimseye eyvallahı olmayan koca bir nesil ve takipçileri hala tribünde ayakta. Taşeronlara, yalandan kavga edip sonra aynı sofraya oturanlara inat, az ama öz, gittiği yere kadar götürecek bir güzel insanlar topluluğu. Allah daha güzel ve muvaffak etsin.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder