18 Ocak 2010 Pazartesi

Maymun Siyaseti

Mesele sağ, sol, liberal, ulusalcı vs. olayı değil, memleketteki "klasik siyaset insanı" figürünün sakil halleridir.

Adına "çok partili demokrasi" denmekte ısrar edilen nevi şahsına münhasır yönetim biçimimizde "Ben muktedir olacağım" diye kendini meydana atan fırka önde gelenlerinin hemen hepsi, "Ulan bir ihtimal nur yağar" diyerek, bit pazarında satılan seçim kampanyalarına sarılıyorlar, hala ve ısrarla.

Misal, memleket caddelerini parti bayraklarıyla kaplayarak, gün içinde kafasında bin bir türlü sorunu düşünerek gezen ahalinin aklını partisine oy atmaya çelebileceğini düşünmek ve bu organizasyona milyonlara yakın para yatırmak o beyinlerin işi. Hem de bayraklar yere indiğinde başına ekstra iş çıkan ama fazla mesaiye kavuşamayan temizlik işçilerinden yedi sülaleye varan küfürler yemek pahasına...

İşte, memleketin aydınlık insanlarından biri olarak anılan ama yaptığı hizmet daha nizamiye kapısından çıkmamış siyaset jönlerinden (!) bir tanesinin icraatı da yukarıda. Neymiş? Sarı güvercin uçurmuş. Selçuk Erdem'in Twitter sayfasında yazdığı gibi; madem çok istiyorsun, kendini sarıya boyasana birader, hayvandan ne istiyorsun? Nitekim haberde de görüldüğü üzere, boyanan hayvancağızlardan bir kaç tanesi ölmüş. Ne olacak şimdi? Kedi, köpek daha dayanıklı olur diyerek onları mı boyayacaksınız? Her şey bir yana, bunun seçimde nasıl bir faydası olacağını düşünüyorlar, onun merakı içindeyim.

Sarı güvercinin Mareşal edasındaki siyasi parti lideri tarafından uçurulduğunu gören halkı tenvir etmek mi amaç? Kamu efkarından değerli şahsiyetler, heyecandan titreyerek "Sizinle müşerref olduğumuz bu nümayiş vesilesiyle güvercin harekatınızı görüp, cümleten münevver olduk efendim. Sandığa gittiğimizde reylerimizi size yağdıracağız" mı diyecek?

Yekunu iki yüz elli gram bile tutmayacak yakın tarih ve siyaset bilgimin, bana büyük bir ön yargı olarak aşıladığı şey, bu memleketteki siyasi kadroların üst yapısı ne kadar iyi niyetli olursa olsun, onlar için mukadderatın alttakilere ve bürokrasiye yenilmek şeklinde tecelli edeceğidir. Ama memleket idaresine aday olan bu tiplerin sığlıklarını gördükçe insanda yukarılara dair de en ufak bir iyimserlik kalmıyor.

Yazıp çizmekle olacak işler de değil bunlar. İşte anca rahmetli Cem Karaca'nın "Bindik bir alamete" şarkısındaki gibi "Kahve köşesinde üç beş tane başbakan oturuvermişler" şeklinde kendimizi eğleriz. Oldu olacak, madem ki mesele güvercin, Selahattin Duman'dan bir fıkrayla bitirelim:
------------------------------
Vaktiyle İstanbul'a gelen bir ingiliz turistin dikkatini bizim güvercinler çekmiş.. Bakmış ki bizim güvercinler tek kanatla uçuyor.. Hemen kuş pazarına gitmiş.. Güvercin satan birini bulmuş.. "Bu tek kanatla uçan güvercinlerden bir çift almak istiyorum.." demiş.. Vermiş parasını, beğendiği bir çifti kafesi ile birlikte alıp memleketine götürmüş.. Eşine dostuna yapacağı güvercin gösterisi için içi içine sığmıyormuş..

Hemen bir bahçe daveti vermiş.. Davete BBC'den kameraman ve muhabir dahi çağırmış.. Yemek yenmiş, şaraplar içilmiş.. Yerinde duramayan İngiliz ev sahibi dostlarına "Şimdi size hiç görmediğiniz bir şey göstereceğim.." diye seslenip, lafına başlamış.
"İstanbul'dan getirdiğim güvercinlerin tek kanatla uçtuğunu görüp hayretler içinde kalacakınız.."

Herkes pür dikkat! Ev sahibi kafesten aldığı güvercinlerden birini havaya salmış.. Hayvan kanatlarını çırpa çırpa uçup gidince şaşırıp kalmış.. Misafirler de şaşkın.. İkinci güvercini de kafesten alıp salmış.. O da çift kanatla uçup gitmiş.. Sonuç tam bir skandal.. Ev sahibi bozuk, misafirler kıkırdaşıyor.. Durumu içine sindiremediği için ilk uçakla İstanbul'a gelen İngiliz zengin, soluğu kuş pazarında almış.. Güvercinleri satan adamı bulmuş.. "Hani.." demiş.. "Senin güvercinlerin tek kanatla uçardı?" Satıcı kendini savunmuş ama adam ısrarcı.. Sonunda müşterisine "Güvercinleri nerede uçurdun?" diye sormuş.. İngiltere'de cevabını alınca:

"Tabii orada çift kanatla uçar.." diye gülmüş.. Söylediklerinden bir şey anlamayan İngiliz'e işin püf noktasını açıklamış: "Güvercin kuşu sadece bizim memlekette tek kanatla uçar.. Bir kanadını uçmak için çırpar, öbür kanadı ile de mabadını kollar.."

1 yorum:

iris dedi ki...

Bu Sarıgül'ün miting haber resimlerini alın. Takım elbiseli genç bir izleyici topluluğu var. Rahatlıkla sayıları 1000 civarında. Her miting oradalar. Hepsi İstanbul'dan götürülüyor. Nasıl bir para götürdüyse senelerce (şişli bld. sayesinde + milletvekilliği dönemi) hanlar, hamamlar, saraylar dikti, yetmedi gözünü ülkenin tamamına çevirdi.
Mustafa Sarıgül şunu unutmasın : güvercin boyayla sararırsa yağmurla temizlenir. O yağmur sel olur Sarıgül'ü tüm pislikleriyle beraber katar önüne götürür. Tayyibin en sağlam adamı Mustafa Sarıgüldür...