5 Mart 2009 Perşembe

Kıskançlık


"Kiskaniyorum" dedigimizde kafamiza cakilan laflarin en onde gelenidir, Robert Heinlein'in sozu. Ne demis kendisi?
"A competent and self-confident person is incapable of jealousy in anything. Jealousy is invariably a symptom of neurotic insecurity"

Ayni abinin;
"Women and Cats will do as they please. Men and dogs had better get used to it." seklindeki tespitini de hatirladiktan sonra kiskanclik kismindan devam edelim.

Bu kadar ayip, bu kadar "Davranis Bozuklugu" olarak adlandirilabilecek bir sey mi kiskanclik? Yasanan devire ve bu devrin insanina guvenmemeyi ve genellikle hakli cikmayi, "Fanusa kapatmayi isteyecek kadar kiskanmak" ile iliskilendirebilmek mahareti biraz da ezber degil mi? Misal, bu ezberlenmis psikolojik verilerin onumuze sundugu seylerin karsisina, bizim atalarin "Herseyin azi karar, cogu zarar"ini koysak haksiz mi cikariz? Ha denebilir ki "Ne azi kardesim? Ortaniz yok ki? Suyunu cikariyorsunuz isin..." Ee ne yapalim? Hayat hizli ise, kiskanclik da o hizla seyreder. Yalniz gecen haftasonlari bunye, onsuzluktan, kendine siddete meyleder. Bu sarki vuslata kadar boyle gider...

O zaman, (Muzik programi sunumu gibi olacak ama) Zeki Muren'den gelsin. 1966 yapimi, Turkan Soray'li, Ajda Pekkan'li "Dugun Gecesi" filminin icerisinden, "Muhur Gozlum" turkusu.



Muhur gozlum seni elden sakinirim, kiskanirim.
Ucan kustan, esen yelden sakinirim, kiskanirim.

Besikte yatan kuzundan, hem oglundan, hem kizindan,
Ben seni senin gozunden sakinirim, kiskanirim.

Havadaki turnalardan, su ictigin kurnalardan,
Giyindigin sirmalardan sakinirim, kiskanirim.

Alizdeki yoncalardan, elindeki goncalardan,
Yerdeki karincalardan sakinirim, kiskanirim.

Hiç yorum yok: