15 Mart 2009 Pazar

Haşmet Asilkan


O Tolgay midir, ne karin agrisidir, Nubar Terziyan'i, Cevat Kurtulus'u tek kalemde aklinca silen ibneye tilt oldugumuz kadar Turk Sinema tarihinde kil kaptigimiz baska da adam yoktur herhalde. Belki biraz Kucuk Emrah. Ama onunki de aliskanlik kardesim. Bayrampasali Sefa'nin dedigi gibi; "Her filmde ya anani ya da bacini..."
--------------------------------------------
Müjde
: Hoşgeldiniz.

Haşmet: Hoşbulduk. Hatırladınız değil mi?

Müjde: Hatırlamaz mıyım…

Haşmet: Sesam’ın kokteylinde size kadeh kaldırmıştım, biraz uzaktan. Sonra el sıkıştık.

Müjde: Tabii Haşmet bey, buyrun.

Haşmet: Müjde Hanım, yıllardır sizi izliyorum, büyük bir hayranlıkla. Özellikle son dönem filmleriniz on numara. Kolaycılık tuzağına düşmeyen entelektüel filmler.

Müjde: Sağolun. Bir şey içer miydiniz?

Haşmet: Teşekkür ederim, içmeyeyim… Onun için istedim ki hayatımın en önemli projesinde, bu film benim her şeyim, siz olmalısınız.

Müjde: Tabii, niçin olmasın?

Haşmet: Senaryoyu size bırakacağım. Ama telefonda arz ettiğim gibi ruhunu aktarmak için konuşmamız lazımdı. Şimdi öykü; tümü bir köşkte tek mekanda cereyan etmektedir, Kısaca bir zengin ünlü fabrikatör, onun kızı ve bir terörist arasında geçmektedir. Terörist 12 Eylül’de içeri atılmış bir devrimcidir. Iki arkadaşıyla kaçar. Fabrikatörle kızını rehin alır.

Müjde: Anlıyorum.

Haşmet: Fakat bir süre sonra; avcı av, av avcıya dönüşür.

Müjde: Anlayamadım.

Haşmet: Yani, zor konu değil mi? Yani rehineler, baba ve kız, teröristleri fikri platformda ideolojik olarak ele geçirirler, terörü sorgularlar. Avken avcı olurlar. Kısacası, her biri için bir iç hesaplaşma ve bir kimlik arayışı söz konusudur. Bu film içimizdeki ve dışımızdaki terörü sorgulamaktadır.

Müjde: Ilginç.

Haşmet: Fakat asıl çatışma, baba ve kız arasında çıkar. Çünkü baba teröristleri ihbar etmek ister. Kız ise tekrar teröriste aşık olup, avcıyken tekrar av haline dönmüştür. Aslında şöyle. Av ve avcı birbirlerine tutsak düşerler...

Hiç yorum yok: